selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis

Yeni Verimli Çalışma Yöntemim: Pürdikkat Odaklanma

2 Yorum

“Pürdikkat: Odaklanma becerisini nasıl yitirdik? Nasıl geri kazanabiliriz?” Cal Newport’un okuduğum ikinci kitabı. Kendisi bilgisayar bilimi dersleri veren bir doçent. Analitik düşünce yapısını kitaplarında görmek mümkün. Öncelikle anlattığı konunun neden önemli olduğuna dair verilerle birlikte sizi bir güzel ikna ediyor. Sonra da yöntemleri sistematik şekilde aktarıyor. Ben kendisi tarafından ikna edilmekten gayet memnunum. Hem Dijital Minimalizm, hem de Pürdikkat kitaplarını okuduktan ve okuduklarımı uyguladıktan sonra kendinden bir miktar daha memnun bir insan oldum çünkü. Dijital Minimalizm kitabını anlatan bir video yapmıştım daha önce. Biraz tesadüf oldu ama bence iyi ki önce onu okumuş, sonra Pürdikkat’i okumuşum. Aslında önce Pürdikkat yazılmış olmasına rağmen ben kendi hikayemde ilk kitapla önce telefondan soğudum, sonra da ikinci kitapla bu soğumayı verimli bir çalışma biçimine dönüştürebildim.

 


Eğer bu yazıyı okumak yerine konuyla ilgili videomu izlemek isterseniz Youtube “birada” kanalından izleyebilirsiniz.


 

 

Peki pürdikkat çalışma nedir?

Belli bir beceriye yoğun şekilde odaklanarak beyninizde sadece bu işle ilgilenen elektrik akımını tekrar ateşlemeye zorluyorsunuz. Belli bir elektrik akımının bu şekilde defalarca kez kullanılması oligodendrosit adı verilen bir hücre grubunun bu akıma dahil olan nöronların çevresini miyelin katmanlarıyla sarmaya başlamasını ve böylece söz konusu beceriyi etkili bir şekilde pekiştirmesini sağlıyor.

 

Kitapta verilen formüle göre:

“Yüksek kaliteli iş miktarı” = “harcanan zaman” x “dikkat yoğunluğu”

 

 

“Dikkat tortusu” kavramını ilgi çekici buldum. A görevinden B görevine geçerken bütün dikkatinizi bu yeni göreve aktarmış olmuyorsunuz. Dikkatinizden bir parça ilk görev üzerinde düşünüp durmaya devam ediyor. Hele ki B görevine geçmeden önce A görevi üzerinde pek yoğunlaşmadan çalışıp bir de işi yarıda bıraktıysanız bu tortunun miktarı artıyor. Şimdi bir düşünelim: Mesela dün kaç kez dikkat tortusu biriktirmişizdir? Ve toplamda bu tortunun bizde yarattığı verimsizlik neleri kaybetmemize yol açmıştır?

 

Sanırım ben bu dikkat tortusu olayını en çok epostalarda yaşıyorum. İşim gereği her gün hiç tanımadığım en az 15-20 kişinin, bundan daha fazla da tanıdığım kişinin epostasını yanıtlıyorum. Bazen bana zor anlarda veya acil durumlarda eposta ile ulaşmak isteyenler oluyor. Onlara da geç dönüş yapmamış olmak için sık sık eposta kutumu kontrol ediyorum. Cal Newport’un şu cümlesiyle kendime geldim “5-10 dakikada bir eposta hesabınızı kontrol etmek size zararsız bir alışkanlıkmış gibi görünebilir.” Gerçekten de zararsız görünüyordu. Ama artık dikkat tortularının farkındayım. O maillerde gördüğüm acil olmayan ve “sonra yanıtlasam da olur” dediklerim zihnimde yer kaplamaya devam ediyor.

Yazar diyor ki “Çalışma ortamlarını domine eden dikkat dağıtıcı tutum ve alışkanlıklar söz konusu olduğunda artık her yerde karşımıza çıkan şu daima ulaşılabilir olma kültürünü listenin başına yazmak zorundayız. Bu kültür gelen kutusuna düşen her epostayı veya başka iletişim mecralarından gelen her türden mesajı çabucak okuyup yanıtlamak zorunda olduğumuz hissiyatından besleniyor.”

 

Kitapta bir de örnek vakadan bahsediliyor. Boston Consulting Group’taki bir ekipte uygulanan pilot bir çalışma bu. Ekipteki tüm çalışanlardan her hafta içi bir günlerini tamamen çevrimdışı hale getirmelerini istendi. Şirket içinden veya dışından hiç kimseyle iletişime geçmeyeceklerdi. Bu fikir en başta korkutucu olmuş. Kariyerlerini tehlikeye attıklarından endişe etmeye başlamışlar. “Fakat sonuçta ekiptekiler ne müşterilerini ne de işlerini kaybetti. Aksine danışmanlar işlerinden daha çok keyif almaya başladılar. Aralarındaki iletişim güçlendi. Her geçen gün daha fazla şey öğrenmeye başladılar. Ve belki de hepsinden önemlisi müşteriye sundukları hizmetin niteliği yükseldi.” diyerek anlatıyor.

 

Benzer şekilde Google, çalışanlarından haftada yarım gün sadece kendi projelerine zaman ayırmalarını istiyor. İletişim tarafını ne kadar kapatıyorlar orası sorgulanabilir tabii. Türkiye’de bir ara Adidas “no email day” uygulaması yapmıştı. Belli bir günde şirket içindeki çalışanlar birbirleriyle mümkün olduğunca yüzyüze iletişim kursun diye epostasız günler yaratmışlardı. Bu tür uygulamalar biraz rutinin dışına çıkmak, biraz da dış uyaranları hafifletmek için zaman zaman tüm çalışma ortamlarında ihtiyaç duyulan yenilikler bence.

 

Kitapta geçen başka bir konu da “miadı dolmuş meşgul görünme takıntısı”. Çalıştığınız şirkette çok çalışıyormuş, çok yoğunmuş gibi görünen birini düşünün. Çok zor olmaz diye tahmin ediyorum çünkü her şirkette vardır böyle birileri. İşte bu meşgul görünme takıntısının miadı doldu. Devir mindful kalmanın, ana odaklanmanın devri. Hem başarı hem mutluluk için bunun yararlarından daha önce defalarca bahsetmiştim. Pürdikkat çalışma benim bildiklerimi perçinledi, yeterli olduğunu zannettiğim bilgimi ve bakış açımı zenginleştirdi.

 

Kitapta öncelikle pürdikkat çalışmanın önemini anlatıp sonra da bu yöntemi hayata geçirebilmek için uygulanabilecek çok çeşitli yöntemler aktarılıyor. Bu yöntemlerden ritmik çalışma benim son 2 haftadır, yani kitabı bitirdiğimden beri uyguladığım yöntem. Şimdiye kadar hiç fire vermeden devam edebildim. Hatta biz bu yöntemi iki iş arkadaşı olarak Fırat ile birlikte uyguluyoruz. Uygulamayı takip etmek için de bazı tablolar hazırladık. Toplam 3 tane tablomuz var. Birinci tabloda her hafta kaç saat çalışmış olduğumuz yazıyor. Bu bizim skor tablomuz. Tahta kalemiyle yazılıp silinebilen portatif bir tahtamızı bunun için kullanıyoruz. Ortadan ikiye bir çizgi çektik ve bir tarafta benim haftalık çalışma saatlerim yazıyor, diğer tarafta onunki. Diğer tablolar ise kişisel. Herkes kendi tablosundan sorumlu. Tabloda 19 Ağustos itibarıyla her güne ait bir kutucuk var. (Siz isterseniz hazır bir takvim de kullanabilirsiniz.) 19 Ağustos’ta başladığımız bu pürdikkat çalışma sürecinde, günde en az 3 saat pürdikkat çalışabildiğimiz her gün kutucuğa kırmızı bir çarpı atıyoruz. Böylece çarpılar arttıkça bir zincir görünümünü alıyor. Zincir uzadıkça motivatif etkisi de artıyor. Şu ana dek zincirimi hiç bozmadım. Günde en az 3 saat çalışma kuralı haftanın 7 günü geçerli. Yazarın önerilerine bir ekleme de biz kendimiz yaptık. Ceza ve ödül yöntemleriyle pekiştirmek istedik. Günde en az 3 saat çalışma koşulunu yerine getiremeyen, o gün için telefonundan bir uygulama silecek. 1 hafta boyunca her gün zinciri tamamlarsa ancak o zaman o uygulamayı geri yükleyebilecek. Bazı günler sabah 8 akşam 21 arasında koçluk görüşmelerim ve danışmanlık seanslarım oluyor. Görüşme yapmadığım zamanları da genelde yemek yeme, dinlenme için kullanmaya çalışıyorum. Böyle günlerde ekstradan 3 saat pürdikkat çalışma ortamı bulmak ciddi anlamda yorucu oluyor. Bu nedenle bir de “son 2 günden taşınabilir saatlerimiz” var. Örneğin Perşembe gününün böyle dolu bir ajandası olacağını düşünerek Salı veya Çarşamba günü 3 saatten daha fazla pürdikkat çalışarak fazla saatleri Perşembe’ye aktarabilirim.

 

Ek olarak ritüelleştirme yöntemini de uygulamayı planlamıştık. Her gün sabah ve öğleden sonra olmak üzere 2 kere 1,5 saatlik çalışma ritüeli belirlemiştik. Ancak ilk birkaç gün o saat düzenine uymak mümkün olmadı ve biz de onun için çabalamak yerine ritmik çalışmaya odaklanmaya karar verdik. Bizim pürdikkat çalışma içeriğimiz öncelikle telefondan uzak durmak. Ve işle ilgili belli bir konuyu araştırdığımız durumlar dışında interneti kullanmamak. İşle ilgili bir şeyler yazabilir veya okuyabiliriz, ya da örneğin Coursera gibi online dersleri izleyebiliriz. Bunun için bilgisayar ya da telefon kullanmamız gerekiyorsa ya interneti tamamen kapatıyor ya da mail vb bildirimleri görmeyecek şekilde ayarlıyoruz.

 

Yine ek olarak ben bir de her gün, pürdikkat çalışma sistemine geçerken öncelikle o gün yapmayı planladığım işleri madde madde yazıyor ve her birinin tahmini kaç saat süreceğini yanına minik bir notla ekliyorum. Böylece örneğin, 1 saat sürmesini beklediğim bir iş 1,5 saat sürdü ve hala tamamlanmadıysa neden yavaş gittiğimi sorguluyor ve hızlanmamın mümkünatı varsa hızlanıyorum.

 

Bizim gibi evden çalışan veya kendi işini yapan, ya da kitap yazmak gibi üretkenlik, odaklanma ve süreklilik gerektiren işler yapan ya da ders çalışan kişiler için bir mecburiyet yaratması açısından kuralların gerekli olduğunu düşünüyorum. Örneğin, benim yaptığım işte eğer o gün bir toplantım, eğitimim ya da görüşmem yoksa bütün gün canımın istediğini yapabilirim. Ama hayallerim ve hedeflerim her canımın istediğini yapmamamı gerektiriyor. Pürdikkat çalışma kuralları benim ihtiyacım olan çerçeveyi çizmemi sağladı.

 

Yine bizim eklediğimiz yöntemde yol arkadaşlığı uygulaması da kendiliğinden oluştu. Aslında bu yol arkadaşlığı her konuya uyarlanabilir. Diyet yaparken de ders çalışırken de bir miktar rekabet bir miktar da motivasyon kattığı için yol arkadaşlığı önemli. Daha önce yayınladığım kişisel gelişim sohbetleri videosunda Gökhan, “aylık hedeflerini kontrol etmek için 3 arkadaş olarak her ayın belli bir Cumartesi günü toplanıp hedefe ulaşamayanın kahve ısmarladığından” bahsetmişti. O bu arkadaşlığı “hayal ortaklığı” olarak adlandırıyordu hatta. İsmine ne derseniz diyin, yanınızda bir yoldaş olduğunda bu tür süreçler işinizi bir nebze olsun kolaylaşıyor.

 

Ben kitaptan sadece şu anda kendi hayatıma en uygun olduğunu düşündüğüm yöntemleri seçtim ve üzerine kendi yöntemlerimi eklemek için kitaptan ilham aldım. Eğer siz de daha verimli çalışabilmek isteyenlerdenseniz kitabın tamamını okumanızı öneririm. İçerikte gerçekten de kapakta yazdığı gibi “Stratejiler, kurallar ve metotlar” olması bir an önce yola çıkmanızı kolaylaştıracak. Okuduğunuzda yorumlarınızı benimle de paylaşın lütfen. 😊

2 thoughts on “Yeni Verimli Çalışma Yöntemim: Pürdikkat Odaklanma

  1. Saygıdeğer,Yetimoğlu …O kadar güzel,anlamlı,bilgilendirici,hayal kurdurucu konulardan dem vuruyorsunuz ki size ve sizin gibi asil İNSAN lara minnetarız.PÜR DİKKAT çalışma öneriniz aslında tüm insanlığın bilmesi gereken ana TEZ’lerden birisi olmasıdır.Zamanımızın önemli bir bölümünü tortularla geçırıyor ve zamanımızın çogu çöplük oluyor.Saygıdeğer Asil Hocam vermiş olduğunuz danışmanlıklar konusunda bilgi verebilirseniz bahtiyar kalacağım.
    Saygılarımla,
    Sabahattin ORDUSEVEN,
    Başarı,mutluluk,hayal ve Yaşamınız kaderiniz olsun,efendim…

  2. Videolarınız çok kaliteli. Severek takip ediyorum. Verimli çalışmayla ve kitap öenrileriyle ilgili daha çok video yapın lütfen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s