
İş yaşamında başarıyla ilerlemek için nelere ihtiyacımız var?
10 maddeye sığdıralım:
Okumaya devam et

İş yaşamında başarıyla ilerlemek için nelere ihtiyacımız var?
10 maddeye sığdıralım:
Okumaya devam et →

Johann Hari’nin Çalınan Dikkat isimli kitabını bir solukta okudum desem yeridir (Tamam bir solukta değil ama 280 sayfalık kitabı 3 günde bitirecek kadar severek okudum).
Yazar, sosyal medyanın, akıllı telefonların ve içinde olduğumuz bu teknoloji çağının dikkat ve odaklanma süremizi nasıl düşürdüğünü ve niye özellikle düşürüldüğünü araştırmalar ve önemli isimlerle yaptığı röportajlarla anlatıyor.
Kitapta altını çizdiğim tüm satırları alt alta dizsem yeni bir kitap çıkar 🙂 Ama özellikle paylaşmaya değer dediklerimden bazılarını sıralayayım: Okumaya devam et →

Geçen hafta Daniel H. Pink’in Drive kitabını bitirdim. Motivasyon odaklı kitapları ve bu konu hakkında düşündürdüklerini seviyorum. Bu kitabı okurken de, şirketler çalışanlarını motive etmek için neler yapıyorlar ve bu yaptıkları ne kadar işe yarıyor bunu çokça düşünme fırsatı buldum. Bence bu kitabı tüm yöneticiler mutlaka okumalı. Kitaptan altını çizdiğim yerlerin bazılarını sizlerle de paylaşmak isterim.
“Değerlendirme Merkezi ve Mülakatlarda %100 Başarı” kitabını okuyanlar kitabın en sonunda “Önerilen Diğer Kitaplar” başlığı altında bir kitap listesi ile karşılaşırlar. Listede, iletişim becerilerini güçlendirmeye dair en kıymet verdiğim kitaplardan bazılarının isimleri yer alır. Onlardan biri de Hülya Mutlu’nun “Tam Üstüne Bastın” başlıklı ilk kitabıdır. O kitabı keyifle ve altını çize çize okumuştum. İnsanı kendine dönmeye ve düşünmeye teşvik eden, iş yaşamında iletişim becerilerini güçlendirmek için öneriler paylaşan akıcı bir dili vardır.
Okumaya devam et →Geçen hafta 3 günlüğüne İstanbul’a gittim. Gitmişken, eskiden her gün saatlerimi geçirdiğim kitaplığıma da uğrayıp kendime yeni kitaplar seçtim. Daha önce okuduğum kitaplara göz atarken de mutlaka okumanızı önereceğim, içeriğini bilgilendirici ve dilini akıcı bulduğum 14 kitabı önermek üzere belirledim. Bazılarıyla ilgili geçmişte Youtube videoları çekmiştim, onların linklerini de ekledim.
Okumaya devam et →
Ülkemizde yaşanan deprem felaketinin üzerinden 1 ay geçti. 100 yıl da geçse toplumsal hafızada yer edecek çok büyük bir acıydı yaşanan. Bu felakette kaybettiklerimize rahmet, sevdiklerini ve anılarını yitirenlere sabır diliyorum.
Bu 1 ay içinde pek çoğumuz gibi ben de haberlerden uzak kalamadım. En son pandeminin ilk 2 haftasındaki kaygılarla TV açan ben, yeniden haber kanallarına ve yorum programlarına ihtiyaç duydum. Sosyal medyada önüme çıkan video ve fotoğraflar arasında kalbim acıya acıya gezindim. Sesi duyulmayanlara ses olabilmek için kendi cılız sesimi olabildiğince çıkarmaya çalıştım. Orada yaşanan acıların yanında benim 4000 km uzaktaki kalbimin acısı elbette önemsizdi.
Okumaya devam et →Bazen karar vermek gerçekten çok zor olabiliyor. İnsan düşündükçe işin içinden çıkmakta zorlanıyor ve hatta kendini “keşke kararı benim yerime başkası verebilseydi” diye düşünürken buluveriyor. Belki daha önce duymamış olabilirsiniz ama yanlış karar verme fobisi diye bir şey var ve hatta bir ismi bile var: Decidofobi
Okumaya devam et →Geçen akşam ClubHouse’da bu başlıktaki bir sohbete 2 seansımın arasında kısacık da olsa katılma fırsatım oldu. Altı çok uzun uzun doldurulabilir bir başlık, ben bir 20 dakika kalabildim, aklımda kalanları buradan yazmak istedim. Çünkü düşündüm taşındım ve benim kendim için yaptığım en büyük yatırımın bundan 9 sene önce bu bloğu açmak olduğunu fark ettim. Ben bunu yaparken bunun bir “yatırım” olduğunu bilmiyordum. Yayında da dediğim gibi “bazen bazı adımları yatırım olsun diye atmayız, uzun vadede geri dönüp baktığımızda öyle olduğunu fark ederiz.” Burada yazdıklarım biliyorum ki bugüne dek yüzlerce kişiye çeşitli konularda ilham oldu. Bir kısmı bana ulaştı, paylaştı, eminim paylaşmayan ama faydalanan birileri de vardır, şimdiye dek 1 milyon 850 bin kez görüntülenmiş çünkü. 🙂
Okumaya devam et →Yakın zamanda okuduğum “Kurumsal Kobaylar” kitabını o gün bugündür pek çok kişiye tavsiye ettim. Bugüne dek okuduğum kitaplara göre sıradışı, farklı bir bakış açısı olmasını çok sevdim. Kitapta altını çizdiğim bazı yerleri paylaşıyorum, ancak kitapta bu bilgilerin çok daha fazlası olduğunu ve oldukça akıcı olduğunu da baştan söylemeliyim.
Mart ayında, kişisel karantinamın ilk haftasında okuduğum kitap Mutlu Para isimli, “Daha mutlu harcama yapmanın bilimi” altbaşlıklı, biri Psikoloji, biri Pazarlama alanında olan iki Doçent tarafından yazılmış kitaptı.
Okurken çok keyif aldığım kitaplardan biri olan “Mutlu Para”’da bir deneyden bahsediliyor: Okumaya devam et →
“Değerlendirme Merkezi ve Mülakatlarda %100 Başarı” kitabının nereden temin edilebileceği ile ilgili çok sayıda soru alıyorum. Bu nedenle kitabı bulabileceğiniz online alışveriş ve kitap siteleri ile mağazaları tek bir sayfada listeleyeceğim.
Eğer kitabı mağazadan almak isterseniz Penguen Kitabevinden (Erenköy/Gebze Center/Maltepe Fuaye vb şubelerinden) alabilirsiniz. Butik kitabevlerinde de genellikle oluyor ancak bazen ellerinde kalmamış olabiliyor; bence en etkin yöntem telefonla teyit almak. İstanbul dışındaki şehirlerde de butik kitabevlerinde var.
D&R online satış sitesinde bazı şehirler için “aynı gün teslimat” seçeneği kullanılabilir.
Emily Esfahani Smith tarafından NewYorkTimes için yazılmış, benim de sevgili Sibel Güney sayesinde okuma fırsatı bulduğum yazıda oldukça ilginç noktalara değiniliyor. Okuduklarımı kendi zihin süzgecimden geçirerek ve kendi deneyimlerimle birleştirerek sizlerle de paylaşmak istedim. Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.
Malum koronavirüs pandemisi sadece can güvenliğimizi değil aynı zamanda ruh sağlığımızı da tehlikeye atıyor. Yaklaşık 1 sene önce Okumaya devam et →