Instagram’da kişi başı ortalama günlük süre 33 dakika civarında.
Türkiye’nin ortalama süresi listenin en tepesinde. Türkiye’de kullanıcılar ayda ortalama 21 saatini Instagram’da geçiriyor. Bu rakam Amerika’nın (7,7 saat) neredeyse üç katı.
Ekran sürenizi hiç inceliyor musunuz? Ben sık sık kendimi kontrol etmek için ekran süremi inceliyorum. Eğer beğenmediğim bir tablo ortaya çıkarsa kendime çekidüzen
Google, küçük ekiplerdeki yönetici sayısını üçte birden fazla azalttı. Son 3 yılda global çapta yönetici pozisyonları %6’nın üzerinde geriledi.
AI rutin ve operasyonel işleri devraldıkça şirketler organizasyon şemasını sadeleştiriyor. Artık “yükselmek” otomatik olarak “ekip yönetmek” anlamına gelmiyor. Bugün öne çıkan profesyonelin tanımı değişti. Şirketler artık en çok insan yöneteni değil; belirsizlikte karar verebilen, AI ile çalışabilen ve insan tarafını güçlü tutan kişiyi arıyor.
Dünya değişirken çoğu profesyonel tepki veriyor ama pusulasız. Panikle CV güncelliyor, rastgele kurs satın alıyor, LinkedIn’de herkesin yaptığını yapıyor. Değişimin ortasında en çok işine yarayan şey hızlı davranmak olmuyor. Yönünü bilmek oluyor. Yönü bulmanın en eski, en sade, en güçlü aracı ise yıllardır masamızın üzerinde duruyor: SWOT.
SWOT sadece toplantı odalarının aracı değil
SWOT’u çoğumuz strateji sunumlarından, kurumsal planlama toplantılarından hatırlıyoruz. Şirketler için, markalar için. Oysa en güçlü kullanımı en kişisel olanı: Onu kendine tuttuğun bir aynaya çevirdiğin an.
Kendi kariyerine SWOT uyguladığında yaptığın şey basit ama dönüştürücü. Kendini, içinde bulunduğun dönemin gerçekleriyle yan yana koyup net bir fotoğraf çekiyorsun.
“Sessiz İstifa” akımı eskidi bile, yerini de “Sessiz Burnout” akımı aldı.
Sessiz istifa, bilinçli bir sınır koyma hareketiydi, “fazlasını vermiyorum” diyen bir duruştu.
Sessiz burnout ise tam tersi. Sessiz, görünmez, fark edilmeden büyüyen bir tükenmişlik. Kimse istifa etmiyor, bazen şikayet bile etmiyor ama enerji, motivasyon ve performans gözle görülür şekilde eriyor.
Johann Hari’nin Çalınan Dikkat isimli kitabını bir solukta okudum desem yeridir (Tamam bir solukta değil ama 280 sayfalık kitabı 3 günde bitirecek kadar severek okudum).
Yazar, sosyal medyanın, akıllı telefonların ve içinde olduğumuz bu teknoloji çağının dikkat ve odaklanma süremizi nasıl düşürdüğünü ve niye özellikle düşürüldüğünü araştırmalar ve önemli isimlerle yaptığı röportajlarla anlatıyor.
Kitapta altını çizdiğim tüm satırları alt alta dizsem yeni bir kitap çıkar 🙂 Ama özellikle paylaşmaya değer dediklerimden bazılarını sıralayayım:Okumaya devam et →
Dünyanın önde gelen küresel iletişim ve araştırma şirketi Weber Shandwick; 2015’in Eylül ve Ekim aylarında yaptığı ‘Yönetim Seviyelerinde Cinsiyet Eşitliği: Bir Paradoks-2030’a Yolculuk adlı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. 2015 yılında Weber Shandwick ve KRC Research sponsorluğunda, Economist Intelligence Unit (Economist Dergisi İstihbarat Birimi – EIU) yönetiminde gerçekleştirilen araştırma, Kuzey Amerika, EMEA (Avrupa, Orta Doğu, Afrika), APAC (Pasifik Asya) ve Latin Amerika’daki 55 ülkede bulunan, 327 üst düzey yöneticiyle yapılan bir internet anketine dayanıyor.
Prof. Dr. Türker Baş’ın 2012’den bu yana her yıl, İnsan Kaynakları alanındaki bilgi ve tecrübesine hoş sohbetini ekleyerek sunduğu İdeal İş Yerleri araştırma sonuçlarını ve düzenlediği çalıştayları ilgiyle takip ediyorum. Bu yıl da araştırma sonuçlarını bizlerle Şehir Üniversitesi çatısı altında paylaştı.
5226 kişinin katıldığı araştırma sonuçlarına göre; çalışanların % 13’ü yüksek memnuniyet, bağlılığa sahip ve şirketi için ekstra çaba göstermeye hazırken çalışanların yüzde 8’i şirketini sürekli kötülüyor ve iş arkadaşlarının performansını düşürüyor.
Konsantrasyon eksikliği ve buna bağlı olarak hafıza problemi hem çocukları hem yetişkinleri etkileyen önemli sorunlardan biri olabiliyor.
Özellikle öğrenileni unutmak, dikkatsizlik ve konsantrasyon eksikliği, pek çok farklı faktörden kaynaklanabileceği gibi, beslenme bozukluğu ile de ilgili olabiliyor. Beynin daha iyi beslenmesini sağlayan besinleri tüketmek, sıkıntıları azaltmak veya ortadan kaldırmak için şart. Beynimiz, tüketmiş olduğumuz besinlerden almış olduğumuz enerjinin %20’sini harcar. Okumaya devam et →
”Çocuklara sadece okumayı öğretmek marifet değildir.
Asıl meziyet çocuklara sorgulamayı ve düşünmeyi öğretmektir.”
George Carlin
Türkiye eğitim sisteminde o sınav senin bu dershane benim koşturup duran her 100 öğrenciden 70’inin sınav kaygısı taşıdığı pek çok uzman tarafından dile getirilen bir durum. Profesyonel Koçluk yaptığım süre içinde yer yaştan öğrenciyle de Öğrenci Koçluğu çalışmaları yapmam sebebiyle sınav kaygısının nasıl kontrol edilmesi gerektiği bir süredir benim de önemsediğim konulardan biri halini aldı. Yeni eğitim döneminin yaklaşması sebebiyle pek çok aileden bu konuda destek talebi aldığım için sınav kaygısı üzerine yazarak bazı soruları cevaplamak istedim.
Ne zamandır okumak istediklerim arasında Malcolm Gladwell’in What the Dog Saw’u ile Outliers vardı. Listeye Outliers ile başladım. Okurken hem yazarın akıcı dili hem de anlattığı araştırmalar sayesinde diğer kitapları Blink’i ve Tipping Point’i de şimdiden listeye ekledim.
Medicat’in politikası bu yazarın kitaplarının ismini çevirirken orijinal ismini de korumak üzerine. Böylece tüm dünyada aynı dönemde bestseller olan kitabı okuyanlar olarak her türlü ortamda hangi kitaptan bahsedildiğini kolayca anlama şansımız da oluyor. Türkçülük Türkçecilik bir yana da, uluslararasılıkta ortak dil mühim. Gönül isterdi ki tüm dünya kitaba “Çizginin Dışındakiler” desin… 😉
Bir 14 Şubat’ı daha geride bıraktık. Kalp şeklinde balonlar, her köşe başında çiçekçi derken, klişelere inat lahmacunun bile kalp şeklinde olabileceğini gösteren kliplerle de güldük eğlendik. 🙂
Bugünün anlam ve önemi sebebiyle ofislerde “kime gelen çiçek daha büyük” Okumaya devam et →
Markalara ofis kiralama uzmanı olan Regus, ofis dışı çalışma sistemleriyle ilgili bir araştırma yapmış. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 80 ülkede 16 bin kişiyle yapılan bu araştırmaya göre ülkemizde profesyonellerin %58’i haftanın yarısında ofis dışından çalışıyormuş. Bu oranla Okumaya devam et →
Herhangi bir kuruluşta çok farklı kapasite ve deneyime sahip çalışanların bulunması gayet doğal bir durumdur. Bu nedenle her çalışanın kariyer merdiveninde yükselmesi beklenemez. Çalışanları şirkete yaptıkları katkıya göre üç grupta sınıflandırabiliriz: Okumaya devam et →