selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis


2 Yorum

Zihin Egzersizleri Hangi Alanlarda Fayda Sağlıyor?

Geçtiğimiz haftalarda bilinçli farkındalığın (mindfulness) mutluluğumuza nasıl katkı sağladığını ve nasıl yapıldığını farklı yazılarda anlatmıştım. Konuyla ilgilenenlerin çok sayıda olmasından aldığım cesaretle bugün de, dünya genelinde en çok hangi alanlarda kullanıldığına dair bazı örnekler vermek istiyorum.

Okumaya devam et


2 Yorum

Mindfulness-2: Bilinçli Farkındalıkla Yaşamanın Yolları

Geçtiğimiz hafta paylaştığım “Mutluluk Bilinçli Farkındalıkla Nasıl Artar?” başlıklı yazıda bilinçli farkındalık, popüler tabir ile mindfulness’ın ne anlama geldiğinden ve mutluluk seviyemizi nasıl artırdığından bahsetmiştim. Bugünse, kendi hayatımızı daha farkında yaşayabilmek için bizim neler yapmamız gerektiğinden bahsedeceğim.

Okumaya devam et


4 Yorum

Mutluluk, Bilinçli Farkındalık ile Nasıl Artar?

İlk kez duyanlar için bilinçli farkındalığın, yani popüler deyişle mindfulness’ın tanımını yaparak başlayalım. Hani bazen yemek yemeye başlarsınız sonra bir bakarsınız bütün tabağı silip süpürmüşsünüz ve dersiniz ki “aa ne ara yedim ben bunu”. Hani bazen gün içinde durup “ütünün fişini çekmiş miydim” veya “evin kapısını kilitledim mi” diye düşünürsünüz. Hani bazen de eve vardığınızda yolu hiç hatırlamıyor olursunuz. Hani bazen de, buzdolabının kapağını açıp bir an durur ve Okumaya devam et


3 Yorum

Ertelemecilikten Nasıl Kurtuluruz? Erteleme Hastalığından Kurtulmak…

Yapılacak çok iş ama az vakit var, değil mi? İş yerinde bazen saat 12’ye doğru henüz hiçbir işinizi tamamlayamamış olduğunuzu fark ediyorsunuz, değil mi? Hobiniz de olsun, spora da zaman ayırın, arkadaşlarınızla da daha çok görüşün istiyorsunuz ama bir tarafınız da her gün her fırsatta TV karşısında uzanmak ve hiçbir şey yapmamak istiyor, değil mi? Bazen hafta sonun için tüm hafta boyunca planlar yapıyorsunuz ama hafta sonu geldiğinde kahvaltıydı, kahveydi, sosyal medyaydı, sonra biraz daha sosyal medyaydı derken kocaman tatil gününün “hiçbir şey” yapmadan bitip tükendiğini görüyorsunuz, değil mi?

Okumaya devam et


3 Yorum

Topluluk Önünde Konuşmaktan Çekinenler Topluluğu

Sunum yapmanız gerektiğinde, sınıfta, seminerde veya toplantıda söz sırası size geldiğinde, üstelik bir de katılımcı sayısı 7-8 kişinin üzerindeyse bedeninizde bir soğuma, aynı anda bir de terleme, avuç içlerinde nemlenme, sesinizde titreme, cümlelerde toparlayamama mı oluyor? Üzülmeyin yalnız değilsiniz!!

Kariyer Koçluğu yaptığım danışanlarımın getirdiği gündemlerinde ilk 10 içinde olan bir mevzu bu; topluluk önünde konuşma kaygısı…

Bazen unvanıyla, ismiyle, mesleğiyle, yaşıyla başıyla hiç beklemeyeceğiniz kişilerden bile Okumaya devam et


1 Yorum

Geri Bildirim Kişiye Özel Bir Hediyedir!

İki tür insan vardır: Geri bildirim alanlar ve almayanlar.

 

Konuyu bu kadar basite indirgeyerek bırakmak da pekala mümkün. Yine de bence bu konuda içimdekileri döksem en az 600 kelime çıkar. Haydi bakalım başlayalım.

 

Eleştirilmekten çoğu kişi hoşlanmaz. Geri bildirim, vermenin olduğu kadar almanın da zor olduğu bir “hediye”dir. Çoğu zaman hediye gibi görülmez ancak özellikle yapıcı geri bildirim, Okumaya devam et


3 Yorum

Nasıl Daha Fazla Kitap Okuyabiliriz?

Yılda kaç kitap okuyor olursam olayım, satın aldığım kitap sayısı kesinlikle 2 katı kadardır. Arada bir kendimi frenlemek için “elimdekileri okuyana kadar yeni kitap almayacağım” desem de en fazla 2 ay sürüyor bu fren etkisi. Sonra kesin çok güzel bir kitap görüyorum ve “1 kitaptan bir şey olmaz” klişesine sırtımı dayayarak satın alıyorum. Bu yetmezmiş gibi bazı dostlarım sohbet arasında mutlaka kitap önerilerinde bulunarak aklıma kurt düşürüyorlar, sonra ben o kitapları almadıkça gece uyuyamıyorum. Aaa bir de işin Twitter-Instagram boyutu var. Yeni kitaplar çıktıkça veya takip ettiğim kişiler okuduklarını paylaştıkça arada mutlaka ilgimi çekenler oluyor, unutmadan onları da almak istiyorum. “Aklımda duracağına midemde dursun” misali “Aklımda duracağına kitaplıkta dursun” şeklinde bir kitap alma bağımlılığına dönüşüyor. Ah bir de aldıklarımı okuyabilsem… Eskiden ne güzel sık sık bir kitabı bir günde bitirdiğim olurdu. En son üniversitedeyken yapabilmiştim sanırım. Çocukken okuma alışkanlığı kazanmakla da hiç ilgisi yok. Ben çocukken özellikle tatil dönemlerinde, annemin iş yerinin kütüphanesi benim için cennetti. Her hafta 2-3 kitap alıp gelirdi annem benim için hepsini de zevkle okurdum. Ne olduysa iş hayatına başladıktan sonra oldu. Kitap satın almak maddi olarak kolaylaştıkça, kitaba ayırabileceğim vakit de o doğrultuda daraldı belki de.

Okumaya devam et