
Kurumsal koridorlarda yankılanan topuk sesleri, biri biter bitmez diğer başlayan toplantılar ve o 7×24 gelen e-posta bildirimleri… Bazı sabahlar yataktan kalkmak, sadece işe gitmek değil, adeta bir cepheye gitmek gibi geliyorsa; muhtemelen “toksik” bir yöneticinin çekim alanındasınız demektir.
Eski bir beyaz yakalı ve şu an pek çok danışanından benzer hikâyeler dinleyen profesyonel bir kariyer koçu olarak sizi çok iyi anlıyorum. O masalarda ben de oturdum. Mobbingin ince sızısını, başarının sahiplenilmesini ve hataların üzerinize kalışını bizzat deneyimledim. Ancak unutmayın; yöneticinizi seçemeseniz de bu sürecin ruh sağlığınızı ne kadar yıpratacağına dair kontrol bir dereceye kadar sizin elinizde.
Gelin, bu zorlu süreci akıl sağlığınızı koruyarak nasıl atlatabileceğinize birlikte bakalım.
1. Duygusal Mesafeyi Koruyun
Toksik bir yöneticinin en büyük besini, sizin duygusal tepkilerinizdir. Sizi manipüle etmeye çalıştığında veya haksız bir eleştiri yönelttiğinde, araya hayali bir cam bölme koyun. Victor Frankl’ın dediği gibi:
“Uyarıcı ile tepki arasında bir boşluk vardır. O boşlukta bizim tepkimizi seçme gücümüz yatar.”
Onun öfkesi sizin yetersizliğiniz değil, onun karakteridir. Bu ayrımı yapabildiğiniz an, profesyonel bir özgürlüğe adım atarsınız.
Bu süreçte Robert Sutton’ın İşyerinde Pisliklere Hayır Kuralı (The No Asshole Rule) kitabını mutlaka listenize alın. İşyerindeki bu tip profillerle baş etmenin bilimsel ve pratik yollarını harika anlatıyor. “Şu an yine kontrolünü kaybediyor, ne kadar ilginç bir vaka,” diye düşünerek kendinizi bir gözlemci konumuna çekin. Sutton buna “geçici zihinsel istifa” der. Olayın merkezinden çıkıp izleyici koltuğuna oturduğunuzda, yöneticinin zehri size ulaşmadan yere düşer.
Daniel Goleman, Duygusal Zeka kitabında, iş hayatında başarının sadece IQ değil, yüksek bir EQ ile geldiğini savunur. Toksik bir yöneticiyle mücadele ederken Goleman’ın “Öz-Düzenleme” kavramı hayat kurtarıcıdır. Çünkü duygular bulaşıcıdır. Yöneticiniz size öfke veya panik bulaştırmaya çalıştığında, kendi duygusal durumunuzu fark edin ve “onun duygusunu satın almamayı” seçin. Eğer o bağırırken siz sakinliğinizi koruyabiliyorsanız, etkileşimin liderliği, pozisyonunuz ne olursa olsun, psikolojik olarak size geçer. Bu, pasif bir duruş değil, aksine en yüksek seviye duygusal güçtür.
2. Belgeleyin
İK geçmişime dayanarak söylüyorum: Somut kanıt hayat kurtarır. Sözlü verilen talimatları “Anladığımı teyit etmek isterim” diyerek e-postaya dökün. Bu sadece kendinizi sağlama almak için değil, aynı zamanda belirsizliğin yarattığı o zihinsel yorgunluğu da azaltacak bir hamle. Zihninizdeki “Acaba yanlış mı anladım?” şüphesini verilerle ve yazılı talimatlarla susturun.
3. İş Dışında Bir “Güvenli Alan” İnşa Edin
Hayatınız sadece o 9-18 mesaisinden ibaret değil. İş yerinde yaşadığınız değersizlik hissini, sizi besleyen hobilerle veya sevdiklerinizle dengeleyin. Eğer tek onay mercii olarak yöneticinizi görürseniz, onun zehri tüm hayatınıza yayılır. Kıymetinizi bilen arkadaşlarınız ve aile üyeleriyle daha sık bir araya gelmeye gayret edin.
4. Kurum İçindeki Diğer İnsanlara Odaklanın
Yöneticinizi değiştiremeyebilirsiniz ama o günkü bir toplantının gündemini netleştirerek kaosu azaltabilir veya bir iş arkadaşınıza destek olarak ofisteki “insani” alanı genişletebilirsiniz. Bu küçük kontrol alanları, “kurban” psikolojisinden çıkmanıza yardımcı olur. Başka departmanlarla projelere katılarak hem tanınırlığınızı artırabilirsiniz hem de yarın öbür gün oluşabilecek farklı rollere geçiş ihtimalini güçlendirirsiniz.
5. B planını Daima Masada Tutun
Bir kariyer koçu olarak en çok gözlemlediğim hata, kişilerin kendilerini o iş yerine “mecbur” hissetmeleridir. Mecburiyet hissi, toksik davranışlara olan toleransınızı sağlıksız düzeyde artırır. LinkedIn profilinizi güncel tutun, network’ünüzü canlı tutun. Gitme ihtimalinizin olduğunu bilmek, size o masada daha dik durma gücü verir.
Hiçbir ünvan, hiçbir maaş ya da hiçbir şirket ismi sizin iç huzurunuzdan daha kıymetli değildir. Eğer o kapıdan içeri her girdiğinizde kendinizden bir şeylerin eksildiğini hissediyorsanız, belki de artık o kapıyı dışarıdan kapatma vaktiniz gelmiştir.
Kendi değerinizi başkasının ölçüsüyle tartmaya kalkarsanız, her zaman eksik çıkarsınız. Sizin değeriniz, bir başkasının sizi görme biçimine bağlı değildir.
Toksik bir yönetici ile çalışmaya çalışan ve duygusal olarak yorulmuş tüm okuyucularıma sarılıyor ve iyi dileklerimi gönderiyorum. Umarım bu yöntemler hayatınızı kolaylaştırabilir.