selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis


3 Yorum

Nasıl Kafaya Takmayız? 10 Adımda Kafaya Takmama Sanatı

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre kafaya takmak “sürekli olarak o şeyi düşünmek” anlamına geliyor. Bense şöyle tanımlıyorum: “Çözüme ulaşmamış bir konunun sürekli olarak zihni meşgul etmesi.”

Konunun çözüme ulaşmamış olması tam da bizim kafaya takmamıza sebep olan kısım. Çözümsüz gibi görünen bir konuyu sürekli zihinde döndürüp durmak ve bundan dolayı mutsuzluğa, umutsuzluğa kapılmak sık karşılaşılan bir durum.

Öyleyse neler yapılabilir? Okumaya devam et


1 Yorum

Sosyal Fayda İçin Dünyaya Neyi Geri Verebiliriz?

İnsan bazen hiç vermeden hep almak istiyor, bazen de sahip olduklarını paylaşarak ya da birilerine faydalı olduğunu hissederek mutlu olduğunu fark ediyor. Bugünkü yazıyı ikinci gruptakiler için yazacağım.

 

Kendimizden başkasına faydalı olmadan yaşadığımız bir hayatın pek de serpilip büyümeyen bir bitkiye benzediğine inanıyorum. Olduğu yerde kalan, ilerleyemeyen, ilerlese de keyif alamadan iki ileri bir geri ritminde yaşamaya devam ettiğine… Okumaya devam et


2 Yorum

İş Yaşamında da Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele

25 Kasım tarihi tüm dünyada Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü olarak anılıyor.

1930’dan 1961’e değin Dominik Cumhuriyeti’ni yöneten Rafael Trujillo’nun diktatörlüğüne karşı mücadele eden Mirabal Kardeşler özgürlük ve insan hakları adına çok kez hapse girmişler ve 25 Kasım 1960 tarihinde askerler tarafından kaçırılıp tecavüz edilerek öldürülmüşlerdir. Patria, Minerva ve Maria Teresa adlı bu 3 kız kardeşin ölümünün kamuoyuna araba kazası olarak duyurulması da önemli bir başka nokta. Okumaya devam et


3 Yorum

Gülme İşini Neden Ciddiye Almalısınız?

“Ben komik bir şaka duymayı sevmem” veya “ben beni güldüren insanlardan hoşlanmam” der misiniz?

Zannetmiyorum. 🙂

Belki “kızlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanırlar” klişesindeki “kızlar”ın bir erkekte aradıkları tek özellik bu değildir. Veya sinemaya her gidişimizde illa komedi filmi izleyeceğiz diye bir kaide yoktur. Ancak gülmekten hepimiz keyif alırız.

 

Daha güçlü bir iletişim

University College London’dan Alan Gray 2015’te bir araştırma yayınladı. Araştırmada Oxford Üniversitesi’nde birbirini önceden tanımayan 112 öğrenci gruplara ayrıldı. Katılımcılara 10 dakikalık farklı videolar izletildi. Okumaya devam et


3 Yorum

Ülkece Daha Çok Gülebilmeyi Nasıl Başarırız?

  • En son ne zaman karnınızı tuta tuta kahkaha attınız?
  • Hayatınızda gülmekten sandalyeden düşmenize sebep olabilecek kişiler kimler?
  • Her gün içten gülmekten yanaklarınızın ağrıyacağı bir yaşam için şu anda yapmadığınız neler yapabilirsiniz?

 

Bazen sanki insanlar eskisi kadar neşeli değillermiş, olamıyorlarmış gibi geliyor. Sanki bundan 15-20 sene önce daha fazla kahkaha, daha fazla neşeli zaman, daha basit mutluluk kaynakları vardı. Bu dediğim klişe bir nostaljiden kaynaklanmıyor. 90’lar güzellemesi yapacak değilim lakin sanki teknoloji geliştikçe, yapay kaynaklar arttıkça su gibi oksijen gibi gülmek de bir doğal kaynak olarak azalıyor. Eğer bu yalnızca benim düşüncem değilse, ya bundan 20 sene sonra da bugünkünden daha az neşeli, daha az gülen, daha zor mutlu olan insanlara dönüşürsek? Düşüncesi bile dehşet verici!

Okumaya devam et


2 Yorum

Haleti Ruhiyeniz Bakış Açınızı Nasıl Etkiler?

Daha önce görmüş olma ihtimaliniz yüksek olan bir videoyla başlayacağım.

Video genellikle konsantrasyon, odaklanma gibi konularda örnek olarak gösterilir ve aslında bir dikkat testidir. Çoğu kişi bu testte kendinden beklenmeyecek bir performans gösterir. Ben de ilk izlediğimde tuzağa düşmüştüm.

Bu test, zihnimizin bize oynayabileceği oyunların da bir göstergesi aslında. Ya da kendi kendimizi nasıl tuzağa düşürebileceğimizin bir göstergesi mi demeli? Göz, görmemizi ve gördüğümüzü beyinle algılamamızı sağlayan bir araçtır ancak bu deneyde olduğu gibi her zaman beyne gördüğünü iletmeyebiliyor. Göz ve beyin bize her zaman dünyayı olduğu gibi yansıtan bir ayna değildir. Bazen dünyayı ilgilerimize, hayallerimize, davranışlarımıza göre görmek istediğimiz şekilde “yaratarak” algılatan bir sisteme de dönüşebilir. Kaliforniya Üniversitesi’nden Erika Siegel’in Psychological Science’ta Okumaya devam et


3 Yorum

Başkalarını Nasıl Değiştirebilirsiniz?

Aslında sadece Instagram’da yazıp geçecektim bu konuyu. Yazdım da yetmedi yani içim soğumadı mı desem nasıl anlatsam bilmiyorum. En iyisi bir yerden başlamak. 🙂

 

Yıllardır kitaplıkta okunmayı bekleyen kitaplardan daha önce “Nasıl Daha Fazla Kitap Okuyabiliriz?” başlığında bahsetmiştim. O kitaplar arasında gözümü en çok korkutanlardan biriydi Tanrılar Okulu. Bu yüzden de yıllardır erteliyordum sayfalarını çevirmeyi. Okumaya devam et