selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis


Yorum bırakın

Pandemi Bitene Dek Mutluluk Yerine Anlama mı Odaklansak?

Emily Esfahani Smith tarafından NewYorkTimes için yazılmış, benim de sevgili Sibel Güney sayesinde okuma fırsatı bulduğum yazıda oldukça ilginç noktalara değiniliyor. Okuduklarımı kendi zihin süzgecimden geçirerek ve kendi deneyimlerimle birleştirerek sizlerle de paylaşmak istedim. Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

 

Malum koronavirüs pandemisi sadece can güvenliğimizi değil aynı zamanda ruh sağlığımızı da tehlikeye atıyor. Yaklaşık 1 sene önce Okumaya devam et


Yorum bırakın

“Mutluluk bence…”

Mutluluk sizce nedir?

Mutluluğun peşinden koşup yakalanacak değil de farkına varılabilecek bir şey olduğunu her fırsatta hatırlatmaya çalışıyorum. Varlığını fark edebilmek içinse önce tanımlamak gerekir. Ve “Mutluluk Faktörü”nü okuyanlar bilecektir, “Mutluluk bence…” cümlesindeki boşluğu kendi kelimelerinizle tamamlamanız, mutluluk için ilk adımdır.

Kendi tanımınızı yapmanız neden mi önemli? Çünkü başkasının kendi bedenine ve zevkine göre aldığı kıyafeti size uygun olmaz. Mesela Türk Dil Kurumu Okumaya devam et


2 Yorum

Online Günlerde Yapışık Makarna Hikayesi | S.S.S ne demek?

Şu an itibarıyla ev kapısının dışına adım atmayalı 9 gün oldu. 9 gün önce markete gitmiştim. Dün bir ara balkona çıktım, hava güzeldi yoksa onu da yapmazdım. En son yüzyüze değerlendirme merkezi görüşmemi 16 Mart’ta yapmıştım, o gün bugündür izoleyim. Henüz yalnızlık hissi hiç oluşmadı, aslında oluşmasına fırsat da olmadı. Aslında hayat o kadar kalabalık ki… Elbette kalabalıklar içinde yalnız hissetmek de mümkün. Sanırım önemli olan “kalabalık” dediğimiz şeyin içeriği. Eğer anlamlı bir kalabalık içindeyseniz yalnız hissetmiyorsunuz. O zaman konu “anlam” meselesine geliyor. Konu anlam oldu mu Victor Frankl’ın efsanevi kitabı “İnsanın Anlam Arayışı”nı anmamak Okumaya devam et


Yorum bırakın

Zor Zamanlarda Stresten ve Kaygılardan Nasıl Uzak Kalırız? -4-

Kaldığımız yerden rezilyansı sağlamak için dördüncü ders ile devam edelim.

 

Zor zamanlarda dirençli kalabilmek için ne hissettiğini doğru tanımlamak da çok önemli. Olumsuz duygular hissettiğimiz zaman ilgi alanımız ve odağımız daralıyor, o olumsuz duygudan başka her şey flulaşıyor sanki. Örneğin, öfkeli bir kişinin mantıklı düşünmesi zorlaşır ve sonradan pişman olacağı şeyleri yapmaya meyilli olur. Olumlu duygular ise ilgiyi genişletir. Örneğin, kendisiyle gurur duyan bir kişi gelecek planlarını yaparken daha vizyoner yaklaşabilir. Okumaya devam et


2 Yorum

Zor Zamanlarda Stresten ve Kaygılardan Nasıl Uzak Kalırız? -3-

Dünkü yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Kaldığımız yerden rezilyansı sağlamak için üçüncü ders ile devam edelim.

Bugünkü dersin konusu “Olumlulara Dikkat Etmek”

 

Dikkatimizi 3 yöne verebiliriz: Olumlu, nötr, olumsuz

 

Her gün aklımızdan fark edilebilir 20 bin düşünce geçiyor. Sizce düşüncelerinizin çoğu bu 3 yönden hangisindedir? Okumaya devam et


Yorum bırakın

Zor Zamanlarda Stresten ve Kaygılardan Nasıl Uzak Kalırız? -2-

Bir önceki yazıyı henüz okumadıysanız burada

Kaldığımız yerden rezilyansı sağlamak için ikinci ders ile devam edelim.

Bugünkü yazının konusu Mindfulness yani bilinçli farkındalık. Bilerek ve isteyerek şimdi ve burada olana odaklanmak.

“Ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür.” Özdemir Asaf mı yoksa Can Yücel mi yazdı belirsiz olan bu cümleler aslında mindfulness’ı çok yerinde hatırlatıyor.

 

Mindfulness egzersizlerini yapanların yapmayanlara göre daha az stresli olduğuna dair Richie Davidson Okumaya devam et


4 Yorum

Zor Zamanlarda Stresten ve Kaygılardan Nasıl Uzak Kalırız? -1-

İçinden geçtiğimiz bu sıradışı zamanda stresten nasıl kurtulabiliriz? diye düşündüğümde aklıma ilk gelen kavram rezilyans yani “duygusal dayanıklılık” veya “duygusal esneklik”. Rezilyansı anlatmak için önce diğer birkaç şeyi paylaşmam gerek.

 

Kendi içimizde taşıdığımız bir yin yang var. Bu kavramı ilk duyduğumda ortaokula yeni başlamıştım. Şeklini beğendiğim bir kolye ucundaki simgenin anlamını, kolyeyi satan kişiden öğrenmiştim. “İyiliğin içinde kötülük, kötülüğün içinde iyilik vardır ve siyah ile beyaz birbirini her zaman tamamlar.” Okumaya devam et


3 Yorum

Nasıl Kafaya Takmayız? 10 Adımda Kafaya Takmama Sanatı

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre kafaya takmak “sürekli olarak o şeyi düşünmek” anlamına geliyor. Bense şöyle tanımlıyorum: “Çözüme ulaşmamış bir konunun sürekli olarak zihni meşgul etmesi.”

Konunun çözüme ulaşmamış olması tam da bizim kafaya takmamıza sebep olan kısım. Çözümsüz gibi görünen bir konuyu sürekli zihinde döndürüp durmak ve bundan dolayı mutsuzluğa, umutsuzluğa kapılmak sık karşılaşılan bir durum.

Öyleyse neler yapılabilir? Okumaya devam et


1 Yorum

Sosyal Fayda İçin Dünyaya Neyi Geri Verebiliriz?

İnsan bazen hiç vermeden hep almak istiyor, bazen de sahip olduklarını paylaşarak ya da birilerine faydalı olduğunu hissederek mutlu olduğunu fark ediyor. Bugünkü yazıyı ikinci gruptakiler için yazacağım.

 

Kendimizden başkasına faydalı olmadan yaşadığımız bir hayatın pek de serpilip büyümeyen bir bitkiye benzediğine inanıyorum. Olduğu yerde kalan, ilerleyemeyen, ilerlese de keyif alamadan iki ileri bir geri ritminde yaşamaya devam ettiğine… Okumaya devam et


2 Yorum

İş Yaşamında da Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele

25 Kasım tarihi tüm dünyada Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü olarak anılıyor.

1930’dan 1961’e değin Dominik Cumhuriyeti’ni yöneten Rafael Trujillo’nun diktatörlüğüne karşı mücadele eden Mirabal Kardeşler özgürlük ve insan hakları adına çok kez hapse girmişler ve 25 Kasım 1960 tarihinde askerler tarafından kaçırılıp tecavüz edilerek öldürülmüşlerdir. Patria, Minerva ve Maria Teresa adlı bu 3 kız kardeşin ölümünün kamuoyuna araba kazası olarak duyurulması da önemli bir başka nokta. Okumaya devam et


3 Yorum

Gülme İşini Neden Ciddiye Almalısınız?

“Ben komik bir şaka duymayı sevmem” veya “ben beni güldüren insanlardan hoşlanmam” der misiniz?

Zannetmiyorum. 🙂

Belki “kızlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanırlar” klişesindeki “kızlar”ın bir erkekte aradıkları tek özellik bu değildir. Veya sinemaya her gidişimizde illa komedi filmi izleyeceğiz diye bir kaide yoktur. Ancak gülmekten hepimiz keyif alırız.

 

Daha güçlü bir iletişim

University College London’dan Alan Gray 2015’te bir araştırma yayınladı. Araştırmada Oxford Üniversitesi’nde birbirini önceden tanımayan 112 öğrenci gruplara ayrıldı. Katılımcılara 10 dakikalık farklı videolar izletildi. Okumaya devam et


3 Yorum

Ülkece Daha Çok Gülebilmeyi Nasıl Başarırız?

  • En son ne zaman karnınızı tuta tuta kahkaha attınız?
  • Hayatınızda gülmekten sandalyeden düşmenize sebep olabilecek kişiler kimler?
  • Her gün içten gülmekten yanaklarınızın ağrıyacağı bir yaşam için şu anda yapmadığınız neler yapabilirsiniz?

 

Bazen sanki insanlar eskisi kadar neşeli değillermiş, olamıyorlarmış gibi geliyor. Sanki bundan 15-20 sene önce daha fazla kahkaha, daha fazla neşeli zaman, daha basit mutluluk kaynakları vardı. Bu dediğim klişe bir nostaljiden kaynaklanmıyor. 90’lar güzellemesi yapacak değilim lakin sanki teknoloji geliştikçe, yapay kaynaklar arttıkça su gibi oksijen gibi gülmek de bir doğal kaynak olarak azalıyor. Eğer bu yalnızca benim düşüncem değilse, ya bundan 20 sene sonra da bugünkünden daha az neşeli, daha az gülen, daha zor mutlu olan insanlara dönüşürsek? Düşüncesi bile dehşet verici!

Okumaya devam et