selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis


Yorum bırakın

24-25 Ekim’de TEGEP ile Fenerbahçe Divan’dayız

Yaşadığımız yüzyıl teknoloji ve insanın sıkça karşı karşıya geldiği, çarpıştığı ve iç içe geçtiği bir dönem. Çarpışmalar hem yıkımları hem de doğumları beraberinde getiriyor. Baş döndürücü bir değişim ve dönüşümün içindeyiz. Gelecek bir taraftan bizi büyülerken, diğer taraftan da ürkütüyor. Bu duygular bizi yeniden konumlanmaya, değişmeye ve gelişmeye zorluyor. Öğrenme yeniden tanımlanıyor. Rol ve sorumluluklarımız her gün değişiyor.

Teknoloji ve dijitalleşme büyük bir hızla hayatımızın her alanına nüfuz ederken bir yandan zindelik, dayanıklılık ve yavaşlama kavramlarını konuşuyoruz. Sürekli değişimin yarattığı hız ve karmaşa, bizi her alanda daha çevik ve sade olmaya itiyor. Yapay zeka ve robot teknolojisi tüm iş yapış şeklimizi değiştirmeye adayken işte anlam arayışımız güçlü bir şekilde devam ediyor. Okumaya devam et


1 Yorum

Biri Organizasyonel Gelişim mi Dedi?

Her yıl farklı ülkelerde düzenlenen IODA Uluslararası Organizasyonel Gelişim Zirvesi bu yıl ilk defa Türkiye’de, 20’ye yakın ülkenin katılımı ile gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin ilk organizasyonel gelişim zirvesi olacak olan konferans, Türkiye’den ve faklı ülkelerden yöneticileri, İnsan Kaynakları profesyonellerini ve gelişim uzmanlarını İstanbul’da buluşturuyor.

Benim de kurucu üyeleri arasında yer aldığım IODA Uluslararası Organizasyonel Gelişim Derneği tarafından düzenlenecek olan zirve Okumaya devam et


Yorum bırakın

Yapay Zeka ve İnsan Kaynakları: Dost mu Düşman mı?

Bu sene İK Zirvesi’nin en ilgimi çeken konuşmaları teknoloji odaklı konulardı. İnsan Kaynakları’nda yapay zeka kullanımından girip blockchain’den çıktık desek yeridir. Bazı uzmanlar “İK’cıya anlatır gibi” sadeleştirerek anlattığından, bazıları da zaten İK’cı olduğundan çok derinlemesine konuşulamamış olsa da benim gibi pek çok kişi için yeni ufuklar açtığına eminim.

Okumaya devam et


1 Yorum

Toksik Kurum Kültürü Nasıl Düzeltilir?

Çoğumuz toksik kültürlü iş yerlerinde bulunmuşuzdur. İnsanların fikirlerini paylaşmaya çekindiği, her sorunun hiyerarşi ve kurallarla çözülmeye çalışıldığı, iletişimin sadece yukarıdan aşağı olacak şekilde tek yönlü olduğu iş yerlerinin toksik olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Konu İşveren Markasıysa “People Make The Brand”

(Başlıkta kelime oyunu yapmaya çalıştım ama sadece çalıştım yani “yaptım” diyemiyorum bakın.)

Geçtiğimiz hafta, İnsan Kaynakları alanının en kaliteli konferanslarından biri (Belki de “en kalitelisi” demek lazım) olan People Make The Brand (PMTB) için Fairmont Quasar’daydık. Otel beklediğimden daha şık olmakla beraber hala Ali Sami Yen stadının yerine park yapılacağı sözü verilmişken bu otelin ve diğer binalarının yapıldığını unutmadım, istesem de unutamıyorum hatta.

Konferansta işveren markası metrikleri, global işveren markalarının lokal uygulamaları, çalışan değer önermesi geliştirme süreci ve sürdürülebilir işveren markası stratejileri ele alınırken Okumaya devam et


Yorum bırakın

Doğru İşe Alım İçin Yetenek Kâşifi Olmak

Ey İşe Alım Ahalisi!

Yoksa siz bu kitabı hala okumadınız mı? Tabii ki sevgili Ozan Dağdeviren’in Yetenek Kâşifi kitabından bahsediyorum. 🙂

Henüz okumamış olanlar için fragman, okuyanlar içinse perde arkası niyetine; Ozan ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbet taze çıktı!

 

  • Ozancım, Yetenek Kâşifi’ni yazmana neden olan, seni bu yola yönlendiren neydi?

Bir şirketin başarısına, karlılığına, o kurumda çalışan insanların memnuniyetine en doğrudan ve en kuvvetli etkiyi yaratan şeyin doğru işe alım kararları olduğunu düşünüyorum. Bu noktayı şirket yöneticileriyle olan konuşmalarda ortaya koyduğumda pek itiraz eden de olmuyor açıkçası. Ancak işin garip tarafı, iş görüşmelerinin nasıl daha verimli, adayı daha iyi tanımaya ve daha doğru işe alım kararları vermeye yardımcı olacak şekilde Okumaya devam et


1 Yorum

Kurumsalda Taşınmak O Kadar da Kaotik Değilmiş!

Pek çok çalışan için ofis tasarımı hayati öneme sahip olabiliyor. Çalışanların, çoğu zaman evden çok ofiste vakit geçirdiğini düşünecek olursak, bunun sebeplerini anlamak çok da zor olmuyor elbette. Bu nedenle, nasıl ki artık evlerimizin dekorasyonunu bundan 40 yıl önceki gibi yapmıyorsak, ofislerimizi de o klasik “beyaz masa-beyaz duvar-siyah koltuk” kombinasyonunun sıkıcılığından kurtarmamız gerekiyor. Eskiden ben böyle ofislere “hastane gibi” diyordum, ki hastaneler bile artık renklenmeye, daha fonksiyonel hale gelmeye başladı. Sene 2017 olduğunda, dünya dijitalleşmeye ve çalışan doğum tarihleri 2000’lere doğru yaklaşmaya başladığında, artık “eğlenceli ofis tasarımı” bir lüks değil, bir gerekliliktir. En başta da iyi tasarıma sahip ofisler, çalışanlarda verimliliği ve motivasyonu artırdığı için bir gerekliliktir. Çünkü, her zaman her fırsatta aktarmaya çalıştığım gibi, insanlar “zorla” değil, “kendi istekleriyle” Okumaya devam et