selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis


Yorum bırakın

Hobi Edinmenin ve Hobilere Zaman Ayırmanın Yolları

Hobinizin ne olduğunu en son CV hazırlarken düşünenlerden değilsinizdir diye umuyorum. Çünkü eğer öyleyse muhtemelen CV’ye yazdığınız o hobi, iş görüşmesinde herhangi bir fark yaratmanızı sağlamayacağı gibi aslında pek bir hobiniz olmaması da muhtemeldir. Hobiler, kendimize zaman ayırmamız, mecbur olmadığımız alanlarda kendimizi geliştirerek keyif almamız, yeni insanlar tanımamız, kendimizle yepyeni maceralara yelken açmamız gibi pek çok olumlu sonucu beraberinde getirirken hobisini işe dönüştürenler için hayat biçimi halini de alabiliyor. Elbette ilk hedefimiz bu değil, hobisinden para kazananlar ufak bir azınlık grubu.

 

Sürekli iş-ev arasında sıkışıp kalmak danışanlarımdan çok sık duyduğum bir şikayet. Çoğu kişinin bahanesi kendine dinlenme zamanı kalmaması ancak kişi kendine dürüst olduğunda cevabın başka yerde olduğunu fark ediyor. Örneğin, şimdi telefonunuzun ayarlarını kontrol edin ve pil harcama sürelerini detaylıca inceleyin. Iphone’larda hangi uygulamaya günlük/haftalık kaç saat harcadığınızı açıkça görebiliyorsunuz. Telefonunuzda bu özellik yoksa bu işi yapan uygulamaları indirip hesaplamaya başlayabilirsiniz. Bunu yaptığınızda (İDDİA EDİYORUM!) göreceksiniz ki “hiçbir şeye yetişemiyorum” diye şikayet ettiğiniz o hayatınızda her hafta en az 10 saati sosyal medyada çarçur ediyorsunuz. Sizin “şöyle bir bakıp çıkıyorum” zannettiğiniz o instagramlar twitterlar haftada 10 saat gibi çok yüksek bir zaman dilimini sizden almak için çok çalışıyor ve beyninizi kandırmanın yollarını buluyorlar.

 

Ayda 40 saat demektir bu. Ayda 40 saat ayırarak bir hobiyle ilgilenmeye başlasanız bir yılın sonunda o konunun ustası olmanız, bir dili sıfırdan öğrenmeye başlasanız bir yılın sonunda orta üstü düzeye ulaşmanız mümkün yani.

 

Şimdi gelelim bu 40 saati nasıl akıllı telefondan alıp akıllı kendinize yönlendireceğinize.

 

Hayat tarzınıza hangi zaman dilimi uygun?

Öncelikle kendiniz için uygun bir zaman dilimi seçin. Sabah/akşam/öğle molasında/hafta sonu sabahı /hafta sonu öğleden sonrası seçeneklerinden hangileri sizin için daha uygun ve her birinde kaç saatinizi ayırmaya gönüllüsünüz? Unutmayın, haftada ömrünüzden boşa harcadığınız yaklaşık 10 saatiniz var. Bu 10 saati şimdi size daha fazla enerji verirken zihninizi dinlendirecek ve aynı zamanda ruhunuzu güçlendirecek bir alışkanlığa dönüştüreceksiniz. En başta zorlanabilirsiniz ancak bir alışkanlık kazanmanın en az 3 hafta sürdüğünü kendinize hatırlatın ve en azından denemek için kendinize bir süre verin.

 

Ne kadar bütçe ayıracaksınız?

Hobinizin ne olabileceğini belirlerken sizin ne kadar bütçe ayırabileceğiniz de önemli bir konu. Kimisi yelken gibi daha pahalı hobilere yönelirken kimisi bütçesini önceliklendirmek isteyebilir. Siz hangi gruptasınız? Özellikle düşük bütçeli hobi arayanlar için teknolojinin nimetlerinden faydalanmak güzel bir seçenek olabiliyor. Öyle bir dönemdeyiz ki neredeyse her konunun online kursları, ücretsiz eğitim videoları mevcut. Elbette her hobi sadece evde oturarak yapıldığında bütçe dostu olacak diye bir kural yok. Olta balıkçılığından bahçeciliğe veya telefon fotoğrafçılığı gezi gruplarına katılmaya kadar çok geniş bir yelpazede seçeneklerden kendinize uygun bir tane bulabilirsiniz.

 

Ne aradığınıza karar verin.

Hobinize karar verirken tam olarak ne istediğinizi düşünmek de işinizi kolaylaştırabilir. Örneğin, amacınız sosyal çevrenizi genişletmek ve yeni insanlarla tanışmaksa, hobi kurslarını veya hobi gruplarını araştırarak başlayabilirsiniz. Hobi gruplarını hiç duymadıysanız şöyle bir örnek vereyim: Bir danışanım her Cumartesi ve Pazar sabah saat 11:00’de sahilde buluşup koşan bir gruba katıldı. Ücretsiz, açık hava, bol oksijen, sağlıklı bir beden ve yepyeni arkadaşlar…

 

Seçenekleri araştırın.

Karar vermek için biraz internet araştırması yapabilirsiniz. Bu araştırmalar sırasında “taş boyamacılığı” keşfeden bir danışanım bu hobisini uzun zaman keyifle sürdürdü. Araştırmaya ek olarak bugüne kadar yapmak isteyip de ertelediklerinizin neler olduğunu düşünmek için kendinize telefonsuz bir 1 saat ayırmanız yeterli olacaktır.

 

Yalnız olmadığınızı hatırlayın.

Bilin ki dışarıda sizin standartlarınıza sahip, sizin istediklerinizi isteyen pek çok başka kişi var. Onlara ulaşmanın bir yolunu bulmak için bazen kutunun dışında düşünmek gerekebilir. Bu yolla sosyal hobi gruplarına ulaşabilir veya kendiniz böyle bir grubun oluşmasına öncülük edebilirsiniz. Bu şekilde kitap kulübü kuran pek çok kişi tanıyorum. Zamanla kulüpleri kalabalıklaşmaya da devam ediyor.

 

Amacınız zihninizi boşaltmaksa geleneksel hobileri deneyin.

Hobiden beklentiniz yalnızca stresinizi azaltmak olabilir. Bunun için örgü örmeyi, öykü yazmayı veya resim yapmayı deneyebilirsiniz.

 

 

Hobi edinmek için en önemli noktalardan biri bence denemekten çekinmemek. Bazen hiç bilmediğiniz bir yeteneğinizi keşfetmeniz mümkün olabiliyor. Bunu, sadece o gün vakit geçirmek için gittiğim resim kursunun sonunda hoca ve sınıftaki diğer herkes “Gerçekten ilk kez mi karakalem resim yapıyorsun?” diye şaşırarak sorduklarında anlamıştım.

Sıfırdan başlamanın yaşı yok. Sakın “bu yaştan sonra yeni bir şey öğrenemem” bahanesinin ardında saklanmaya çalışmayın. Daha bu hafta tanıştığım 60+ yaşlarında birisi geçen sene başladığı seramik hobisinin hayatını nasıl değiştirdiğini anlattı. Muhtemelen siz daha genç ve enerjiksinizdir. 🙂

 

Ayrıca unutmayın ki, hobi sahibi olan kişiler etrafındakileri yaptıklarıyla çok daha kolay etkileyebilirken, iş performansları da daha yüksek oluyor.

 

 


2 Yorum

Uzun Zamandır Yerinizde Saymanızın Sebepleri

Bildiğiniz gibi işimin önemli bir kısmı kariyer alanında koçluk ve danışmanlık yapmaktan oluşuyor. Birlikte çalıştığım kişilerin çoğu 30 yaş üstü olup en az 2-3 senedir aynı şirkette aynı pozisyonda çalışan kişiler. Kimi zaman daha vahim tablolar da oluyor elbette. Oldukça kurumsal şirketlerde 10 yıldır aynı pozisyonda takılıp kalan daha uç örneklerle de karşılaşılabiliyor.

Okumaya devam et


1 Yorum

Türkiye’nin En Çekici İşverenleri İçerikli Zirve Geliyor

Sonbahar geldiğinde pek çok profesyonel gibi benim için konferans sezonu da açılmış oluyor.

 

Bu sene 6.’sı düzenlenen ve 2015’ten bu yana benim de kaçırmadan katıldığım People Make The Brand, işveren markasına ilgi duyan katılımcılar için insan kaynakları, pazarlama ve iletişim dünyasını bir araya getiriyor. Okumaya devam et


Yorum bırakın

24-25 Ekim’de TEGEP ile Fenerbahçe Divan’dayız

Yaşadığımız yüzyıl teknoloji ve insanın sıkça karşı karşıya geldiği, çarpıştığı ve iç içe geçtiği bir dönem. Çarpışmalar hem yıkımları hem de doğumları beraberinde getiriyor. Baş döndürücü bir değişim ve dönüşümün içindeyiz. Gelecek bir taraftan bizi büyülerken, diğer taraftan da ürkütüyor. Bu duygular bizi yeniden konumlanmaya, değişmeye ve gelişmeye zorluyor. Öğrenme yeniden tanımlanıyor. Rol ve sorumluluklarımız her gün değişiyor.

Teknoloji ve dijitalleşme büyük bir hızla hayatımızın her alanına nüfuz ederken bir yandan zindelik, dayanıklılık ve yavaşlama kavramlarını konuşuyoruz. Sürekli değişimin yarattığı hız ve karmaşa, bizi her alanda daha çevik ve sade olmaya itiyor. Yapay zeka ve robot teknolojisi tüm iş yapış şeklimizi değiştirmeye adayken işte anlam arayışımız güçlü bir şekilde devam ediyor. Okumaya devam et


Yorum bırakın

Kriz İş Dünyasını Nasıl Etkiler?

İşten çıkarmalar bir süredir devam ediyor. Kiminle konuşsam “bir grup çalışan çıkarıldı” diyor. Şirketin sonraki adımlarından haberdar olan stratejik konumdakiler “bir grup daha çıkarılacak” diyor.

Ekonomik nedenli küçülmelerde her şirketin politikası farklı olabilir. Kiminde “son giren ilk çıkar” ilkesi uygulanır. Okumaya devam et


3 Yorum

Evden Çalışanlar İçin Verimli Ofis Düzeni

Geçtiğimiz hafta, şirketlerdeki açık ofis düzeninin neden verimsiz olduğuna dair yazmıştım. Bu kez ev-ofis çalışanlar için verimlilik konusunu ele alacağım.

 

Tam olarak 2,5 senedir evden çalıştığım için pek de tevazu göstermeden bu konuda bir miktar deneyimli olduğumu söyleyebilirim. Evden çalışma modeli, sınırları koymadığınız sürece yeryüzünün gelmiş geçmiş en verimsiz çalışma çabası olabilir. Bir kere orası tam olarak ev mi ofis mi, ne sizin beyninizde ne de Okumaya devam et


3 Yorum

Açık Ofiste Çalışmak Ne Kadar Verimli?

Son yıllarda işteki verimlilik üzerine sohbet ettiğim pek çok kişiden aynı şeyi duyuyorum: “Açık ofiste odaklanarak çalışamıyorum!” Açık ofisler, az metrekarede çok iş gücü çalıştırma isteğinin bir sonucu olarak ortaya çıkarken uydurulan kılıf “sürekli iletişim” olmuştu. Oysaki “yonca” da denen kübik masalarda aralarına 50 cm paravan koyulan kişiler birbirlerinin yüzünü görmek için ayağa kalkmak zorunda kalırken ortamın sesi dolayısıyla beynin yorulma hızı da her geçen gün katlanarak artıyordu. Dolayısıyla ortada ne iletişim kalıyordu ne de verim. Üstelik bu ortamların daha öfkeli bireyler yaratıp Okumaya devam et