selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis


Yorum bırakın

Ways to Change Job without Burning the Bridges

Many of us must have heard that “the best salary increase is when you start to work”. Maybe that’s why more than half of job-seekers are actually those who are already working. I can get to this conclusion by considering my friends and the candidates coming to our company for an interview. Especially, with common use of social media and willingness to expand the network via such platforms as LinkedIn, the frequency in getting job offers from unexpected places has also increased. This social media era has its perks; however, it also has a disadvantage about confidentiality. Okumaya devam et


Yorum bırakın

İş Yaşamında Duygularınızı Dengede Tutabiliyor musunuz?

Duygular insan yaşamın bir parçası olmakla beraber, her zaman yaşama eşlik eder ve yaşamın rengidir. Duygular bir histir, aynı zamanda bir sezgidir. Duygular her zaman yönlendiricidir ve yaşananlara anlam katar. Duygular kişinin iç dünyasını yansıtır. Duygular diğer insanlarla olan ilişkileri etkileyen unsurlardır. Duygular ve düşünceler sürekli olarak etkileşim halindedir. Duygular düşüncelerden etkilenir, düşünceler de duygulardan etkilenir. Okumaya devam et


Yorum bırakın

Yönetici Koçluğu ile Aynanın Karşısına Geçmek

Uzun zamandır Yönetici Koçluğu hakkında yazmak istiyordum. Koçluk yaptığım yöneticilere bakıyorum da, kendi isteğiyle gelenler ağırlıkla kendini geliştirmeyi yürekten isteyen ve belli bir sürecin sonunda gelişime açık alanlarını güçlendirmeyi veya en azından önemsizleştirecek aksiyonlar almayı başaran kişiler. Kendi isteğiyle gelmeyenlerde yani kurumunun yönlendirmesiyle gelenlerde ise durum biraz daha farklı olabiliyor. Onlarla en başta güven inşası süreci olduğundan biraz daha yavaş başlıyoruz. Koçluğa güven, koça güven ve çoğu zaman da kendine güven için… Ancak sonrasında onlarla da daha iyi yöneten, geliştiren ve gelişen bir yönetici olmaları üzerine verimli adımlar atıyoruz. Aslında madalyonun öteki yüzü çok daha enteresan geliyor bana. Okumaya devam et


1 Yorum

Is There Anything You Want to Ask?

No?

 

When I ask this question to the candidates and they only thank me and say “you already explained everything in detail”, it is nice but I can’t stop the urge to say “we both know that you have hundreds of questions in your mind” and actually I expect them to ask something for me to say “wow that’s a really good question”. Because this stage is also a part of the interview and it will provide me to understand how much you are interested in this job. Okumaya devam et


Yorum bırakın

What are Your Strengths and Weaknesses?

Even if you have never been asked before, you will definitely get one day during an interview: What are your strengths and weaknesses?

 

The answer to this question will not be a copy-paste one. I do think the HR expert must know that he/she shouldn’t think like “Hmm, he/she is a perfectionist” when you define yourself as a perfectionist 🙂 Okumaya devam et


Yorum bırakın

Koçluk Tarzı Yöneticilik Modeli

Artık yöneticilik becerisi denen, liderlik yetkinliği olarak beklenen şey: “höt höt” tarzı, dediğim dedik, sadece emreden direktif veren, dahil etmeden iş sonuçlarına göre yargılayan, sormadan kesip biçen “müdür”ler değil. Ve size bir sır vereyim mi? Bu değişim dün gece gerçekleşmedi! Oldukça uzun bir zamandır böyle bu. Terfi veya işe alım süreçlerinde kullanılan değerlendirme merkezlerinde, sorgulanan pozisyon yöneticilik yetkinliği gerektirdiği anda sorgulanmaya başlanan liderlik becerisi aslında koç yöneticilik veya koçvari yöneticilik dediğimizdir. Ve şimdi çoğu Y kuşağı olan astlarınızın da beklentisi ve ihtiyacı tam olarak bu yönde. Bir yönetici olarak onlara direktif vermek yerine koçluk yapmak bir işi en etkili yöntemle yapmalarını, kendilerine daha çok güven duymalarını ve inisiyatif kullanma becerilerini artırır.

Okumaya devam et


1 Yorum

Mutluluk, Neredeyse Burnunuzun Ucunda!

Robert Waldinger’in mutluluk hakkındaki bilgi dolu TED konuşmasını henüz izlemediyseniz, biraz özet vereyim, sonra zaten izlersiniz. 🙂

“Hayatı güzelleştiren şey nedir?” sorusuyla yola çıkıp, şu anda bilinen en uzun süreli mutluluk araştırması olma özelliği taşıyan araştırma 1938’de Harvard Üniversitesi’nde başlamış. “Harvard Yetişkin Gelişimi Çalışması” ismi verilen bu araştırma yaklaşık 75 yıl boyunca 724 erkeğin hayatını, yetişkinlikten ölüme kadar izlemiş. Okumaya devam et