selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis


Yorum bırakın

Kurumsalda Taşınmak O Kadar da Kaotik Değilmiş!

Pek çok çalışan için ofis tasarımı hayati öneme sahip olabiliyor. Çalışanların, çoğu zaman evden çok ofiste vakit geçirdiğini düşünecek olursak, bunun sebeplerini anlamak çok da zor olmuyor elbette. Bu nedenle, nasıl ki artık evlerimizin dekorasyonunu bundan 40 yıl önceki gibi yapmıyorsak, ofislerimizi de o klasik “beyaz masa-beyaz duvar-siyah koltuk” kombinasyonunun sıkıcılığından kurtarmamız gerekiyor. Eskiden ben böyle ofislere “hastane gibi” diyordum, ki hastaneler bile artık renklenmeye, daha fonksiyonel hale gelmeye başladı. Sene 2017 olduğunda, dünya dijitalleşmeye ve çalışan doğum tarihleri 2000’lere doğru yaklaşmaya başladığında, artık “eğlenceli ofis tasarımı” bir lüks değil, bir gerekliliktir. En başta da iyi tasarıma sahip ofisler, çalışanlarda verimliliği ve motivasyonu artırdığı için bir gerekliliktir. Çünkü, her zaman her fırsatta aktarmaya çalıştığım gibi, insanlar “zorla” değil, “kendi istekleriyle” Okumaya devam et


Yorum bırakın

Olmalı mı Olmamalı mı: İş Yerinde Eğlence

is-yerinde-eglenceİnsanlar neden çalışıyor?

Maslow’un hiyerarşi piramidinde (O piramidi de aslında Maslow yapmamış, konuyu dağıtmak gibi olmasın ama, aslında Maslow’un anlattıklarından yola çıkarak bir öğrencisi tahtaya piramit çizip katlara ayırmış ve içine hocasından öğrendiklerini yazmış. Olmuş mu bize “Maslow’un Piramidi”?) ilk katları gerçekleştirebilmek için bir miktar gelir elde etmek gerekiyor bunun için çalışıyoruz. Bazen toplumda statü edinmemizi sağladığı için de çalışabiliyoruz. Bazen ekonomik özgürlük elde etmek için, başkalarına bağımlı olmadan yaşayabilmek için…

 

Bugüne kadar yaptığım araştırmalar, çalışmalar, konuştuğum gözlemlediğim binlerce insan ve kendimden yola çıkarak iddia ediyorum: Eğlenmek için Okumaya devam et


1 Yorum

Plazalardaki Her Ağır Abinin Mutlaka Öğrenmesi Gerekenler

plaza-kadini-plaza-erkegiGeçtiğimiz hafta Linkedin’de bir fotoğraf gördüm. Ofis duvarında yer alan sarı bir kağıdın fotoğrafı, kağıttaki not “It’s ok to…” diye başlıyor ve neleri yaparsak ölmeyeceğimizi çok basit bir dille anlatıyordu. (Yazının en altında)

 

Her toplantıda her konferansta şu sıralar denk geldiğimiz sadeleştirme mevzusuna çok iyi bir örnek. Zira gözlemlediğim kadarıyla, sadeleştirmeden bahsetmeyi çok seviyoruz fakat sadeleştirmeye aynı sıcakkanlılıkla yaklaşamıyoruz. Bunun birkaç sebebi olabilir elbette. Bence en muhtemel sebep, beyaz yakalılar olarak ağır abi olma gerekliliği duymamız. “Ağır abi” terimi yanlış anlaşılmasın sexist bakış açımı uzun zaman önce park edip yoluma devam ettiğimi düşünüyorum. Hani kitaplarda dizilerde karşımıza çıkan, her yeniliğe karşı çıkıp geleneklerini sürdürmek Okumaya devam et


3 Yorum

Kurumsallığın Dayanılmaz Hafifliği Vs Orman Kanunları

Küçük bir Karınca her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı…

Çok çalışır. Çok üretir… Ve bunları keyif içinde yapardı.

Patronu Aslan, Karınca’nın başında yöneticisi Okumaya devam et