selinyetimoglu.com

PCC Profesyonel Kariyer Koçu & Kariyer Danışmanı, Ex-HR


3 Yorum

“Ay Yine Mi Toplantı Var!”ı Önlemek ve Verimli Toplantılar İçin 5 Öneri

Ekip çalışmasının, müşterinin, ortak çıkara yönelik yapılan çalışmaların, belki de kısaca iş hayatının hemen her kısmında fikir paylaşımında bulunmak, belirli konularda ilerleme sağlamak veya sorunlara çözüm bulmak amacıyla bir araya gelinen toplantılar yapılır.

Hatta bazen fazla sık Okumaya devam et →


Yorum bırakın

“Aman Çin Malı Ürünleri Kullanmayın Efenim” ve Çalışma Koşulları

Bilindiği gibi dünyaca ünlü birçok giyim markasından teknoloji firmasına kadar pek çok üretici firma fabrikalarını Çin’de kuruyor. Ucuz işçiyle maliyeti düşük “Çin malı” üretim yaptırma amacıyla kurulan bu fabrikalar ünlü markaların mutfakları aslında. Tüketiciye maliyetinin binlerce katına satış yapan bu markalar, çalışanların çalışma koşulları konusunda çıkan haberleri kaçamak yanıtlarla geçiştirmeye çalıştıklarındaysa durum daha da kötüleşiyor.

Alman fotoğrafçı Michael Wolf Çin’deki Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Girişimci Ruhlu Kadınlar ve İş Hayatı

Bizimki gibi gelişmekte olan ülkelerde kadınları iş yaşamına dahil edebilmek için fazladan harcanan gözle görünür çaba son yıllarda iyice öne çıkmaya başladı. Bunda “sosyal sorumluluk kaygısı”nın da etkisi vardır tabii ancak Türkiye’de yaklaşık olarak Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana kadını hapsolduğu evden çıkarma, sürekli ezildiği kadın-erkek eşitsizliğinde sahip olduğu değeri artırabilme gibi Okumaya devam et →


Yorum bırakın

“Askerlik Stayla” Yönetim Anlayışı Out, Empatik Yönetim In!

Son birkaç yıldır kurumlarda eski disipliner yönetim anlayışı yavaş yavaş silinmeye başladı. Bunda Y kuşağının iş hayatına girmesinin etkileri elbette yadsınamaz. Eskiden sıkça karşılaştığımız o “önce emret sonra kontrol et” liderlik anlayışı çöp oldu ve iş hayatında güncelleme gerektiren pek çok alışkanlık var.

 

  • Yeni nesil çalışanlara sadece ne yapacaklarının değil, neden yapmaları gerektiğinin de söylenmesi gerekiyor.
  • Mikro yönetim bitti. Artık her şeyi yönetici yapmıyor, yeni yönetim anlayışı başarılı delegasyon becerisini de içeriyor.
  • Yöneticilere itibar, kendini pek beğenen Y kuşağı ile Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Çalışan Bağlılığında Yeni Kriter: Kurum İçinde Siyaset Konuşabilmek

Business News Daily‘nin yapmış olduğu ve 304 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçlarına göre, kurumunda rahatça siyaset konuşabilenler şirketlerine daha bağlı oluyorlar. Yani çalışan bağlılığının (örgütsel bağlılık) yepyeni bir kriteri daha bulundu!

Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Şarkı Sözleriyle İş Yaşamı: Gelecek Hep Daha İyi Gelecek

Türkiye’deyken müzik dinlemek için kullandığımız birçok platform, telif hakları sebebiyle yurtdışında dinlenemiyor. Müziksizliğin acısı içinde kıvranırken bir arkadaşım beni Spotify ile tanıştırdı. Birçoğumuzun aşina olduğu Lastfm gibi bir arşiv ve yayınlama sistemine sahip diyebilirim kısaca. Bir pazartesi sabahı ofiste Spotify’ın benim için seçmiş olduğu şarkıları dinleyerek çalışırken Smiths’in “Heaven Knows I’m Miserable Now” isimli parçası çalmaya başladı ve “İşte, iş yaşamının tanımı!” dedim kendi kendime.

Okumaya devam et →


1 Yorum

Hindistan’da Çokken Çin’de Neden Yok?: Çalışan Bağlılığı

calisan-bagliligiBlessingwhite tarafından 11 bin katılımcı ile yapılan Küresel Çalışan Bağlılığı 2011 araştırmasına göre, tüm dünyadaki çalışanların 3’te 1’inden bile daha az bir kısmı gerçekten kurumlarına bağlı.

%17’lik çalışan kesim kendisini açıkça “bağlı değil” şeklinde konumlandırıyor.

Hindistan %37’lik bir oranla en fazla bağlı çalışana sahip ülke olurken Okumaya devam et →


1 Yorum

Çalışanları Kurumsal Marka Elçisi Yapmak: Turkcell Örneği

PERYÖN Kongresi’nde şu anda Kadir Has Üniversitesi’nde “Yeni Medya” dersleri vermekte olan İsmail Hakkı Polat‘ın bahsettiği bir araştırmaya göre içinde bulunduğumuz dönemde, bebek sahibi olacak kişilerin %23’ü doğumdan önce ultrason fotoğrafını sosyal medya hesaplarında paylaşıyor. Aşkını facebook aracılığıyla bulanların oranı %29’ken, ilişkisini SMS ile bitirenlerin oranıysa %33’müş. Teknolojiyi ve sosyal medyayı bireysel olarak günlük hayatımızın böylesine önemli kısımlarında kullanıyorken neden kurumlar da kurumsal markalarına değer katmak için kullanmasınlar?

Okumaya devam et →


Yorum bırakın

“Yaptığımız İşin Okulu Yok, Mecburen Alaylıyız” Söylemi Geride Kaldı

“Bizim yaptığımız işin okulu yok mecburen alaylıyız” diyenlerin sayısı gittikçe azalıyor zira eskiden akademik dünyada ismi olmayan pek çok iş alanı artık üniversite programları arasında kendine yer buluyor. İnsan Kaynakları da bunlardan biri. Bundan 10 yıl öncesine kadar ismi “İnsan Kaynakları” olan bir bölüm bulunmadığından en İK’vari bölüm olarak Çalışma Ekonomisi görülüyor, Psikoloji, Sosyoloji gibi bölümlere de “eh işte, bundan da İK’cı olur” gözüyle bakılıyordu. Oysa artık gerçekten İnsan Kaynakları alanında kariyer yapmayı planlayan bir kişi lisans programları arasında kendine uygun olan bölümü seçebiliyor.

Bu gelişme elbette sadece İK alanına özgü değil. Üstelik bununla ilgili faydalı bir moda da yayılmaya başlamış durumda. Mezuniyet ardından iş garantisi ve kariyer vaat eden şirketler üniversitelerde kendi alanlarına uygun program açmak için destek veriyor. Sadece şirketler değil, ticaret odaları ve mesleki dernekler de bu gelişmelere öncülük ediyor ve ihtiyaç duyulan üniversite programlarını açıyor.

Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Hayallerimizi Süsleyen Esnek Yan Haklar: Kartaca Örneği

Yenibiriş kariyer portalı tarafından yapılan ve 2539 kişinin katıldığı “yan haklar” araştırmasının sonuçlarına göre çalışanlar şirketlerinin servis, öğle yemeği, özel sağlık sigortası dışında vermesini istedikleri yan hakları şu şekilde sıralamışlar:

Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Drucker’den Pazartesi Sendromuna Birebir Yönetim Teknikleri [Video]

ABD’li işletme danışmanı ve yazar Peter Ferdinand Drucker’ın Yönetim Teknikleri fikirleriyle ilk tanışmam Drucker Management Path Türkiye temsilciliğinde Master Sertifikalı Yönetici olan Özer Koç sayesinde oldu.

Business Week’in “Yönetimi İcat Eden Adam” olarak bahsettiği Drucker bizim kurumlarda hedef bazlı performans sistemleri oluşturduğumuz şu günlerin 60 yıl öncesinde bu sistemden bahsetmiştir. Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Hem Özveri Hem Yetenek Yönetimi: Tadından Yenmez!

Kocabaş Eğitim’in kurucusu Mehmet Kocabaş’ın “Yetenek Yönetimi” başlıklı konuşmasını Lütfi Kırdar’ın en büyük salonunda tam katılımla dinlediğimde daha önce farkında olmadığım birçok doğruyu keşfettim.

 

Okumaya devam et →