Psikolog Heidi Grant Halvorson, HBR’daki son yazısında Stanford Üniversitesi’nden Tormala ve Jia ile Harvard’dan Norton’ın yaptıkları bir deneyler dizisinden söz ediyor.
Tag Archives: Araştırmalar
Kadının (T)adı Yok!
John Eccleston’ın Personnel Today’de yazdığına göre, İngiltere’de yapılan son araştırmada iş teklifini değerlendirirken maaştansa sahip olabileceği iş memnuniyetini göz önünde bulunduranların oranı %87 olarak belirlenmiş. Tabii, parayı ikinci planda düşünmek için belli bir gelir seviyesine ulaşmış olmak gerekiyor ancak dünya genelinde son yıllarda yapılan birçok araştırma çalışanların önem sıralamalarında bu faktörün yükseldiğini gösteriyor.
Memnuniyet gibi yükselen bir başka değer ise iş-özel yaşam dengesi. “Benim için kariyer yolumda en önemli değer iş-özel yaşam dengesi kurabiliyor olmamdır” diyenlerin (%83) çoğunluğu da tahmin edilebileceği gibi kadın. Her ne kadar bu veriler kadın-erkek eşitliğinin ve ev işlerinde görev paylaşımının ülkemize nispeten daha adil olduğu İngiltere’de elde edilmiş olsa da, kadın her yerde çocukla ve ev işleriyle öncelikle ilgilenmesi gereken kişi olarak görüldüğünden sonuç pek de şaşırtıcı olmuyor.
Y Kuşağı Ofiste Çılgın Atıyor!
Ofis mobilyaları tasarlayan Knoll için Michael O’Neill tarafından yapılan ve CNN Edition’da haberi yayınlanan araştırmaya göre iş yaşamında birçok uygulamayı düzenleme gereği yaratan Y kuşağı şimdi de ofis düzenimizi değiştirecek görünüyor. 40 ülkedeki 15 bin çalışanın katılımıyla yapılan araştırma 4 jenerasyonu kapsıyor ve raporunu öncekiler ile Y jenerasyonunu ile karşılaştırarak sunuyor.
Kurum İçinde “Seni Uzaktan Sevmek Aşkların En Güzeli” Durumu
PERYÖN’ün 2012’nin başında yaptığı “Eşlerin aynı iş yerinde çalışması” konulu araştırmaya göre her 10 şirketten 1’inde evlilik durumunda eşlerden birinin şirketten ayrılması mecburi tutuluyor. Yöneticilerin %73’ü “iş yerinde aşk”ı olağan karşılarken araştırmaya katılanların %17’si iş arkadaşları arasında bu tür bir ilişki olmasına karşı çıkıyor.
İşe Alımcılar! Hiç Pişman Oldunuz Mu?
İngiliz İnsan Kaynakları Danışmanlık firması Reabur‘ın 2011 yılında İnsan Kaynakları uzmanlarıyla yaptığı bir araştırmaya göre, işe aldığı bir personelden pişmanlık yaşamış olanların oranı %74. İşe alımını gerçekleştirdikleri personelle ilgili pişmanlık yaşayanların %63’ü sebebinin performans düşüklüğü olduğunu belirtmiş, %20’si ise personelin kötü tutumundan kaynaklanan bir pişmanlık yaşıyormuş.
Performans düşüklüğünün en yüksek oranlı sebep olması muhtemelen adayın görüşmeler esnasında oldukça enerjik olup işini ne kadar sevdiğine, çalışmaktan mutlu olduğuna ikna etmesi, sonrasındaysa “Nasıl olsa kaptım işi” düşüncesiyle fazla bir enerji harcamaması ve sorumluluk almaması şeklinde açıklanabilir. Peki burada suç adayda mı? Hayır! Aday “çalışmayı çok seviyorum” dediği zaman “hmm aday çalışmayı çok seviyormuş, hemen işe almalıyım” yanılgısına düşen işe alımcılarda. Bu yüzden tek bir görüşmecinin kararıyla veya karakter testi, referans kontrolü gibi dış destekler olmadan işe alım yapılmamalı. Aksi takdirde Bir Zombiyi İşe Almak durumuna düşmek işten bile değil.
Şimdiki Kariyerimizi Neden/Nasıl Seçmişiz?
Her zaman araştırma şirketleri veya danışmanlık firmaları tarafından yapılan anket sonuçlarını paylaşacak değilim, bu kez kendi hazırlamış olduğum anketin raporunu yorumlayacağım, daha da bir keyifli olacak. 🙂 Daha önce paylaşmış olduğum “Şimdiki kariyerinizi neden seçtiniz?” başlıklı ankete katılan 112 takipçime ilgileri için teşekkür ederim:) Rapor sonuçları aşağıda yer almaktadır:
Anket sonuçlarına göre, şu anda bulunduğumuz yerde olma sebebimizin en muhtemel sebebi %47’lik katılımla kendimize en uygun işin bu olduğunu düşünmemiz. Bu sonucun çıkması oldukça mutluluk verici, gönül elbette daha yüksek olmasını isterdi ancak bu kadarı bile istediğimiz işi yaptığımızı gösteriyor.
Ankete katılanların %21’i şu anda bulundukları noktayı asl hedefe ulaşmak için atlanması gereken bir basamak olarak görüyormuş. Coca Cola’nın CEO’su olmak için bakkallara kola dağıtımı yapmakla başlamak gerekiyor olabilir, zira operasyonun içinde yer almadan operasyonu yöneten kişi olunmaz. Bu yanıtı verenlerin hangi pozisyonda ve hangi meslekte olduklarını bilmiyorum ancak tüm kola dağıtım elemanlarının CEO olmadığını unutmadan hedefe yönelik çalışmak gerektiğini düşünüyorum.
Katılımcıların %14’ü hayatın kendilerini nasıl bu noktaya getirdiğini fark etmediklerini belirtmiş. Bilinçli tercihlerle bu yola girmeyenlerin sayısı da yüksek yani.
Anketin beni şaşırtan bir diğer sonucuysa üniversite tercihleriyle ilgili olan şıkların işaretlenme yüzdeleri. Üniversite tercihi “yüzünden” bu noktada olduklarını belirtenlerin oranı %3,5’ken, üniversite tercihleri “sayesinde” şu anki konumda olduklarını düşünenlerin oranı bunun 2,5 katı; %9. Üniversite tercih döneminde aile ya da yakın çevre gibi dış unsurlar tarafından yanlış yönlendirildikleri için hatalı tercihler yapanların sayısı geçmişe göre azaldıysa ve insanlar artık “iyi ki bu bölümü/üniversiteyi seçmişim” diyebiliyorlarsa, tüm bu sürekli değişen sınav sistemleri ve skandallar arasında hala gelecek için umudumuz olmalı. 🙂
İş Memnuniyetinde 4’üncüyüz!
Yılda 4 kez farklı ülkelerdeki iş dünyası eğilimlerini incelemek üzere Ranstad tarafından yapılan workmonitor araştırmasının 2012’deki ikinci dönem sonuçları açıklandı. 32 ülkenin incelendiği raştırma raporuna göre, iş memnuniyeti konusunda geçen yıla oranla olumlu sonuç elde eden ülkeler arasında Türkiye 4’üncü sırada. İş memnuniyetinde geçen yıla oranla en önemli artış yaşayan ülke Fransa. Fransa’nın ardındansa İsviçre ve Danimarka geliyor. Global olarak bakıldığında en memnun çalışanların Avrupa’da olduğu sonucunu veren araştırmaya göre Avrupa dışında memnuniyet açısından olumlu gelişme kaydeden ülkeler arasındaysaYeni Zelanda ve Hindistan dikkat çekiyor. Araştırmanın diğer bir boyutu iş memnuniyetinin yanı sıra memnuniyet sağlayan etkenleri ortaya koyuyor. Buna göre, memnuniyet ve çalışma isteği doğru orantılı. İşinden memnun olanlar daha istekli çalışıyor, kişi işini severek çalıştığındaysa memnuniyeti artıyor. Bunun dışında, 32 ülke arasındaki memnuniyet sebepleri araştırıldığında ortaya Türkiye’deki çalışanların terfi motivasyonuyla çalıştığı sonucu çıkıyor.
Şirket İçi Ücretlendirme Politikaları
“Neden çalışıyorsun?” sorusuna çoğumuz farklı cevaplar veririz ve bizim için birden farklı sebep varsa da önem derecelerini farklı şekilde ağırlıklandırırız. Çünkü hepimizin tecrübeleri, hayalleri ve hayattan beklentileri apayrıdır. Buna rağmen, tüm dünyadaki çalışanları kapsayan bir araştırma yapacak olsak ortak karara varabilen çoğunluğun cevabı “para” olacaktır diye düşünüyorum.
Yazının devamına ve infografik görseline ulaşmak için: infopik.com
Mobbing Diye Bir Şey Var, Mağdurları Var, Hatta Bir de Dernekleri Var!
Tarihçe olarak bakıldığında mobbing sözcüğü 1950’lerden önce sadece çocukların okullarda birbirlerine yaptıkları baskı ve zorbalıkları ifade etmek için kullanılıyordu. Son 50 yıldır ise iş yerinde yaşanan zorbalık ve psikolojik istismarları ifade etmek için kullanılıyor.
Mobbing Diye Bir Şey Var, Mağduru Var, Hatta Bir de Derneği Var!
Tarihçe olarak bakıldığında mobbing sözcüğü 1950’lerden önce sadece çocukların okullarda birbirlerine yaptıkları baskı ve zorbalıkları ifade etmek için kullanılıyordu. Son 50 yıldır ise iş yerinde yaşanan zorbalık ve psikolojik istismarları ifade etmek için kullanılıyor. Belki siz hiç yaşamadınız ancak çevrenizde hayatının bir döneminde bu istismara uğramış birileri elbet vardır. Hatta belki şu anda en yakınınızda oturan çalışma arkadaşınız bu zorbalıklarla kendince baş etmeye çalışıyor ve bu durumun bir isminin olduğunu, bunun bir suç olduğunu bilmeden mücadelesini veya sessizce boyun eğişini sürdürüyordur.
- Sizinle hiç konuşmuyor, göz temasına girmiyor, varlığınızı yok sayıyor olabilir, hatta bunları yapması için diğer kişileri de örgütlüyor olabilir.
- Sizi sürekli eleştiriyor, her yaptığınıza karşıt sav geliştiriyor, başkalarını da haksız olduğunuza inandırmaya çalışıyor olabilir.
- Arkanızdan konuşarak sizinle ilgili dedikodular üretiyor olabilir.
- Sizin yetkinlik kullanımınızı sınırlayabilir. O işi yapmak için yıllarca okuyup eğitimler alıp tecrübeler edindikten sonra, 18 yaşında bir stajyerin de yapabileceği işleri yaptırarak kendinizi değersiz hissetmenizi sağlayabilir.
- Yapamayacağınızın açıkça belli olduğu ağırlıkta ve yetkinlikte işler veriyor olabilir.
- Doğrudan cinsel tacizde bulunabilir.
Western Washington Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre mobbing kurbanlarının %41’i bunalıma giriyor ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu sebebiyle bir kez daha işyerine dönemeyeceği için tamamen çalışamaz duruma geliyor. Başka bri deyişle sosyal hayatı bitiyor. Bu kadar kötü sonuçlanmasa bile en iyi ihtimalle kişide özgüven kaybına sebep oluyor.
İK Uygulamalarına Önem Veren Şirketler Kazanıyor!
Boston Danışmanlık Grubu(BCG) ve Dünya İnsan Yönetimleri Birliği (WFPMA) tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre İK uygulamaları çok başarılı olmayanlara göre bu uygulamaları başarılı olan şirketlerin gelir artışı 3.5 kat, kar marjıysa 2.1 kat daha fazla.
100’den fazla ülkeden 4200 yönetici ile yapılan araştırmanın sonuçlarına göre şirketlere kar getiren İK uygulamaları arasında çalışanlara sağlanan kariyer planlama ve yan haklara verilen önem de yer alıyor.
Bunun yanında yüksek not alan şirketlerin performans yönetim sistemlerinde ve ödüllendirmelerde şeffaflık ilkesi uygulanıyor. Tüm çalışanlar hangi davranışa nasıl bir ödül ve motivasyon sistemi uygulanacağını biliyor, çalışanlar arasında eşitlik ve adalet sağlanıyor.
Özetle, İnsan Kaynakları departmanı şirkete direkt kar sağlamadığı için yönetim tarafından yeterince önem verilmediği bahanesi artık kullanılamayacak, çünkü bu araştırmayla şirkete sağlanacak kar istatistiksel verilerle de ortaya konuluyor.
Konuyla ilgili daha detaylı bilgiye HRMagazine‘den ulaşılabilir.
Sosyal İşe Alımdaki Artışın Boyutları
İnsan Kaynakları süreçlerinden işe alımın erbabı olan profesyoneller artık adayların sosyal taraflarıyla da ilgileniyor ve bu yüzden de sosyal işe alıma yönelik stratejiler geliştiriliyor. Hayatımıza gireli sadece 5 yıl geçmiş olan sosyal medyanın işe alımdaki etkilerini ölçmek üzere yapılmış olan Jobvite 2012 Sosyal İşe Alım Anketi‘nin sonuçları oldukça çarpıcı veriler sunuyor. Okumaya devam et
