selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis

Çocuk Olacak Adamlara İş Yerlerinde İhtiyacımız Var! 

Yorum bırakın

mutlu-is-yerleriGeleneksel anlayışa göre, başarılı iş sonuçları için iş arkadaşlarınızı sevmeniz, iş yerinde mutlu olmanız veya onlarla aynı şeylere gülmeniz gerekmezdi. Çünkü “Profesyonel” olmak, çok gülmeyen, mümkünse eğlenmeyen, devlet dairelerine gittiğinizde gördüğünüz hayatından bezmiş vezneciler misali, veya dizilerden filmlerden alışık olduğunuz “ciddi” Fransız mürebbiye edasıyla çalışmanızı gerektirir.

Duygularınızı ve insanlığınızı plaza turnikesinin dışında bırakınız Matmazel!

 

80’lerde başarı bu şekilde elde ediliyordu belki. Bu kuşak muhabbeti beni de çok baydı fakat gerçekliğini yadsıyamıyorum. Çünkü X’lerin iş yapış anlayışı buydu ve işe de yarıyordu. Ancak bugüne geldiğimizde, bırakın Y’leri, 1-2 seneye kalmaz Z kuşağından adayları görmeye başlayacağımız iş ortamlarımızda Fransız mürebbiye yöntemleri işe yaramaktan çok uzak ve demode kalıyor.

 

İşe esas nereden başlamak lazım biliyor musunuz? Kendi aranızda espri yapıp çalışırken gülüştüğünüz bir esnada, üst yönetimden birisi ofisinize girdiğinde kendinizi ciddileşmek zorunda hissettiğiniz o andan başlamak lazım. Neydi bizi “ciddi” olma gerekliliğine iten şey? Lisedeyken bir gün sıra arkadaşımla tenefüste olan komik bir şey sebebiyle dersin başında da kendimizi gülmekten alıkoyamadık. Hocamız da “çıkın dışarıda gülün” diyerek bağırdı. Bu anlayış, insanı gülen ve mutlu bir birey olma yolundan, ciddi ve mutsuz olma yoluna doğru itiyor. Ofiste çalışırken ciddi görünürsek, daha çok çalıştığımız algısını mı yaratırız? Ama hani biz İK’cılar iş ilanlarında aranan kriterlere “güler yüzlü” olmayı da ekliyorduk?

“Güler yüzlü olsun ama çalışırken gülmesin” mi?

 

Bunu konuşarak başlamalıyız bence.

 

Takımına “Haydi sahaya çıkıp biraz eğlenelim!” diyen bir lise basketbol koçu, gergin oyuncularla dolu bir takımın başarılı olma olasılığının daha düşük olduğunu bilerek onları eğlenceye yönlendiriyordur.

 

Çünkü Dopamin hormonu, olumlu ve keyifli olduğumuzda salgılanır ve salgılandığı zaman beyindeki öğrenme merkezini harekete geçirir, yeniliklere daha kolay adapte olmamızı sağlar.

Fiziksel olarak rahat olmak, çoğu durumda görevlerin daha hızlı tamamlanmasını, motor becerilerin kolaylaşmasını, takım etkileşiminin artmasını, yeni fikirlerin gelişmesini ve yaratıcılığın ortaya çıkmasını sağlıyor.

 

Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki, çalışma ortamlarının yenilikçi ve eğlenceli olduğunu düşünen kişiler hem daha verimli çalışıyor hem de kurumlarına daha derin bir bağlılık duyuyor.

 

Tam da bu sebeple, artık kurumlarda “eğitim” anlayışını güncelleyerek eğlenceli eğitimlere yönelmek, çalışan bağlılığını yan haklar seviyesinden biraz daha yukarı çekip mutlu olunacak ortamlar yaratmak gerekiyor.

 

FunOfis‘i yaratırken çıkış noktamız tam olarak burasıydı. 😉

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s