Günümüzde girişimcilik üniversite yıllarına kadar indi. Üniversite öğrencisi veya tecrübeli olması fark etmez, artık kişiler vakit kaybetmeden girişimlerini hızlıca hayata geçirmek istiyor. Dolayısıyla belli bir birikime sahip olmadan, ufak bütçelerle bu atılımları yapabilmek için uygun bir çözüm olan sanal ofisleri kullanmak cazip gelebiliyor.
Yeni kurulan çoğu girişim, ki bunların çoğunun internet girişimi olduğunu düşünmek gerek, fiziki varlıklarını süslü ofislerde konumlandırmaktan çok, mobil halde satış ve pazarlama yaparak şirketlerini büyütmeyi hedefliyor. Okumaya devam et
O biiiir Sosyal Sorumluluk Projesi!
Beni yakından tanıyorsanız, üniversiteli öğrencilerle bir araya gelmeyi ne kadar sevdiğimi biliyorsunuzdur. Onlara kariyer koçluğu yaptığımda, CV’leriyle veya mülakatlarla ilgili danışmanlık verdiğimde veya üniversite etkinliklerine konuşma yapmaya gittiğimde onların enerjisiyle benim de enerjimin yükseldiğinden mutlaka bahsetmişimdir. Hatta bu sohbet esnasında gözlerimin nasıl parladığını kendiniz de fark etmiş olmalısınız.
Beni yakından takip edenler biliyor, yakın zamanda hayatımın altının üstünden daha iyi olabileceğini düşünmüş olmalıyım ki pek çok radikal değişiklik yaptım. Yaşadığım ev dışında hayatımda ne var ne yoksa dönüştü. Son eylemimin çıkış noktası galiba, aslında koçlukta sık sık kullandığım “Sana para vermeseler de neyi sıkılmadan yaparsın?” sorusunu kendime sormak oldu. Sabahları beni heyecanla uyandıran şey ne olurdu? Yazmak benim tutkumdu mesela, 2012 yazında keşfetmiştim, 24 yaşında insan tutkusunu keşfedebilir, geç değildir. 50 yaşında da keşfedebilirdim, keza oluyor 50 yaşında meslek değiştirenler, ben şanslıyım belki de. Neyse işte tutkum yazmaksa ve eğer dilediğim gibi yazamayacaksam, en temel değerlerim arasında özgürlük varken hem de, nefes alamadığımı nasıl anlatabilirdim ki, boğulduğumu mesela… O zaman sorunun cevabı içinde yazmak muhakkak olmalıydı, yazmadan yaşayamazdım. Yani yaşardım tabii de, çok mutlu yaşayamazdım. Hıh işte mutluluk, anahtar kelime bu zaten. Mutlu etmek, mutluluğu paylaşmak bir başka değer benim için. Hep böyle oldu.