selinyetimoglu.com

PCC Profesyonel Kariyer Koçu & Kariyer Danışmanı, Ex-HR


Yorum bırakın

Linkedin’in Pabucunu Dama Atacak İcat: Identified.com

Silikon Vadisi’nin son harikalarından biri olan Identified.com’un kurucusu ve CEO’su Brendan Wallace’ın şu videoda söylediklerine göre bu yeni sosyal ağ Linkedin’e benziyor ama “ondan daha seksi”. İş dünyasından profesyonelleri bir araya getirme amacıyla kurulan identified geçmişte çalıştığınız şirketlere ve mezun olduğunuz okullara göre puan veriyor. Network’ünüzü genişlettikçe puanınızı yükseltebiliyor ve sizinkine benzeyen profiller arasında sıyrılma şansı yakalıyorsunuz.

Üyelerinin yaş ortalaması 43 olan Linkedin’i geleneksel ve eski bir profesyonel iletişim ağı olarak gören kurucularının söylediğine bakılırsa bu yeni sosyal medya aracı Y kuşağına hitap edecek özellikler barındırıyor. Puan alma ve rakiplerini eleme heveslisi Y’lerin ilgisini gerçekten de çekeceğe benziyor ama Linkedin gibi tanınmış ve yerleşmiş bir “marka”yı alt edebilir mi, bekleyip görmek gerekiyor.


Yorum bırakın

İş Memnuniyetinde 4’üncüyüz!

is-memnuniyetiYılda 4 kez farklı ülkelerdeki iş dünyası eğilimlerini incelemek üzere Ranstad tarafından yapılan workmonitor araştırmasının 2012’deki ikinci dönem sonuçları açıklandı. 32 ülkenin incelendiği raştırma raporuna göre, iş memnuniyeti konusunda geçen yıla oranla olumlu sonuç elde eden ülkeler arasında Türkiye 4’üncü sırada. İş memnuniyetinde geçen yıla oranla en önemli artış yaşayan ülke Fransa. Fransa’nın ardındansa İsviçre ve Danimarka geliyor. Global olarak bakıldığında en memnun çalışanların Avrupa’da olduğu sonucunu veren araştırmaya göre Avrupa dışında memnuniyet açısından olumlu gelişme kaydeden ülkeler arasındaysaYeni Zelanda ve Hindistan dikkat çekiyor. Araştırmanın diğer bir boyutu iş memnuniyetinin yanı sıra memnuniyet sağlayan etkenleri ortaya koyuyor. Buna göre, memnuniyet ve çalışma isteği doğru orantılı. İşinden memnun olanlar daha istekli çalışıyor, kişi işini severek çalıştığındaysa memnuniyeti artıyor. Bunun dışında, 32 ülke arasındaki memnuniyet sebepleri araştırıldığında ortaya Türkiye’deki çalışanların terfi motivasyonuyla çalıştığı sonucu çıkıyor.


Yorum bırakın

Deloitte Human Capital Trends 2012

gelisim-deloitteİnsan Kaynakları’nın organizasyonlardaki stratejik rolünü belirlemek üzere Deloitte tarafından hazırlanan Human Capital Trends 2012 raporu İK’nın 2012’de öne çıkan sekiz trendini ortaya koyuyor.

  1. Rapora göre, birçok kurumun CEO’su büyüme hedefini öncelik olarak belirlemiş, büyümenin sağlanabilmesinde de İK aktif rol alıyor.
  2. İkinci trend global operasyon olarak belirlenmiş. Daha proaktif bir İK gerektiren bu trend daha çok uluslararası kurumların iş modellerini global’dekiyle entegre etmesi anlamına geliyor.
  3. Her geçen gün kurumsal firmaların yeni MT pozisyonları açmaları, yeni ve genç yetenek avına çıkmaları boşuna değil. Bu yeni nesil geleceğin lideridir trendi için en çok çalışması gereken departman da herhalde İK’dır.
  4. Kurumlar için genel risk yönetimi planları oluşturulurken en önem verilmesi gerek risk faktörlerinden birinin de insan kaynağı olduğu konusu artık su götürmez bir gerçek olarak biliniyor. Bu riski yönetebilmek için de yüksek öngörülü ve dikkatli İnsan Kaynakları personeli gerekiyor.
  5. Eskiden analitik düşünme sadece bir matematiksel/mühendislik yetkinliğiyken bugün İnsan Kaynakları personelinin olmazsa olmazı. İstatistiksel verilerle ilerleyen performans yönetimi, verimlilik gibi süreçlerde analiz ve istatistik konusunda deneyim gerekliliği gün geçtikçe artıyor.
  6. Ülkemizdeki bazı kurumlarda da yavaş yavaş oluşturulmaya başlanmış olan sosyal medya departmanları veya İnsan Kaynakları bünyesinde geliştirilen sosyal medya uygulamaları gelecekte daha da fazla önem kazanacak ve insan kaynağının sürdürülebilirliği için öncelikli yöntemlerden biri haline gelecek.
  7. Büyüyen bulut hizmetleri, İK’ya çalışanların ve süreçlerin yeni dünyaya adapte olma, bulut kültürünü yaratma ve bu öğrenme platformunu yönetme sorumluluğu veriyor.
  8. Satış fonksiyonunun yenilenmesi olarak adlandırabileceğimiz bu trend, klasik satış fonksiyonlarının değişen müşteri beklentilerine göre şekillendirilmesini ve İK’nın da bu yolda oynayacağı rolü tanımlıyor.

Özetle, gelişmekte olan ülkelerin değişen global koşullara ayak uydurabilmesi için var olan kavramların değiştirilmesi veya sürdürülenlere yeni bir boyut ve bakış açısı getirilmesi gerekliliği önümüzdeki yıllarda Türkiye’deki İK süreçlerinin de değişimini gerektirecek gibi görünüyor.


5 Yorum

Mobbing Diye Bir Şey Var, Mağdurları Var, Hatta Bir de Dernekleri Var!

Tarihçe olarak bakıldığında mobbing sözcüğü 1950’lerden önce sadece çocukların okullarda birbirlerine yaptıkları baskı ve zorbalıkları ifade etmek için kullanılıyordu. Son 50 yıldır ise iş yerinde yaşanan zorbalık ve psikolojik istismarları ifade etmek için kullanılıyor.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Mobbing Diye Bir Şey Var, Mağduru Var, Hatta Bir de Derneği Var!

Tarihçe olarak bakıldığında mobbing sözcüğü 1950’lerden önce sadece çocukların okullarda birbirlerine yaptıkları baskı ve zorbalıkları ifade etmek için kullanılıyordu. Son 50 yıldır ise iş yerinde yaşanan zorbalık ve psikolojik istismarları ifade etmek için kullanılıyor. Belki siz hiç yaşamadınız ancak çevrenizde hayatının bir döneminde bu istismara uğramış birileri elbet vardır. Hatta belki şu anda en yakınınızda oturan çalışma arkadaşınız bu zorbalıklarla kendince baş etmeye çalışıyor ve bu durumun bir isminin olduğunu, bunun bir suç olduğunu bilmeden mücadelesini veya sessizce boyun eğişini sürdürüyordur.

Geçtiğimiz hafta CNNTürk’te yayınlanan habere göre Türkiye’de açılan mobbing davalarının sayısı boşanma davalarının sayısıyla yarışmaya başlamış. Sadece bu haber bile durumun ne kadar vahim olduğunu göstermeye yetiyor. Özellikle de mobbing’e uğrayan çoğu mağdurun bırakın dava açmayı, içine düştüğü bu durumun kasıtlı yapıldığının farkına bile varmadan yıllarını harcadığını düşününce…
Yapılan araştırmalara göre mobbing özel sektördense kamuda daha yaygın. Bana ilginç gelen bu durumun açıklaması da düşününce gayet mantıklı geliyor. Özel sektörde mağdurların kaçma şansı var, veya mobbing uygulayan yönetici de bir yerden sonra o çalışanı işten çıkarabiliyor. Ancak kamu sektöründe bu sonuç iş güvencesi sebebiyle çok daha nadiren görülüyor. Kişiler bu durumla yaşamak zorunda kalıyor ve psikolojileri de gün geçtikçe daha fazla bozuluyor. Mobbing ile Mücadele Derneği Başkanı’nın söylediğine göre, kamu sektöründe en fazla polis ve askerler mobbing mağduru oluyor. Kimbilir belki de disipline etme yöntemleri “baskı” olduğu için dozunu kaçırdıklarında farkına varmıyorlardır. Geçtiğimiz yıl ABD’de 9000 çalışanla yapılan araştırmada kadın çalışanların %42’sinin, erkek çalışanlarınsa  %15’inin son iki yıl içinde zorbalığa uğradığını ortaya koyuyor. Bunun en temel sebebi de bana kalırsa tacizin de bir mobbing şekli olması ve daha çok erkekler tarafından uygulanan bir zorbalık türü olması.
Başka bir veriye göreyse İsveç’teki intiharların %15’inin sebebi mobbing. Yani biz daha ne olduğunu tam olarak kavrayamamışken, varlığını ciddiye almıyor, kurumlarımızda bu konuyu detaylı olarak araştırmıyorken, çalışanlar bu yüzden hayatlarına son veriyorlar.
Bu zorbalığı yapanların çeşitli sebepleri olabiliyor. Can sıkıntısıyla işyerinde eğlence aramaktan çocukluk travmalarına kadar onlarca sebep sayılabilir ancak en yaygın görülen sebep sanıyorum çalışma arkadaşını “çekememek”. Zira mobbing genellikle işinde çok da başarılı olmayan çalışanlar tarafından kendilerine rakip gördükleri kişilere uygulanıyor.
Peki bir kişi kendisine mobbing uygulanıp uygulanmadığını nasıl anlar? Zorbaların oldukça çeşitli yöntemleri vardır.
  • Sizinle hiç konuşmuyor, göz temasına girmiyor, varlığınızı yok sayıyor olabilir, hatta bunları yapması için diğer kişileri de örgütlüyor olabilir.
  • Sizi sürekli eleştiriyor, her yaptığınıza karşıt sav geliştiriyor, başkalarını da haksız olduğunuza inandırmaya çalışıyor olabilir.
  • Arkanızdan konuşarak sizinle ilgili dedikodular üretiyor olabilir.
  • Sizin yetkinlik kullanımınızı sınırlayabilir. O işi yapmak için yıllarca okuyup eğitimler alıp tecrübeler edindikten sonra, 18 yaşında bir stajyerin de yapabileceği işleri yaptırarak kendinizi değersiz hissetmenizi sağlayabilir.
  • Yapamayacağınızın açıkça belli olduğu ağırlıkta ve yetkinlikte işler veriyor olabilir.
  • Doğrudan cinsel tacizde bulunabilir.

Western Washington Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre mobbing kurbanlarının %41’i bunalıma giriyor ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu sebebiyle bir kez daha işyerine dönemeyeceği için tamamen çalışamaz duruma geliyor. Başka bri deyişle sosyal hayatı bitiyor. Bu kadar kötü sonuçlanmasa bile en iyi ihtimalle kişide özgüven kaybına sebep oluyor.

Mobbing’e engel olmak belki değil ancak devam etmesini önlemek mümkün. Öncelikle sorunun varlığını reddetmemek gerekiyor. “Aa yok canım benim yöneticim öyle şey yapmaz, iyi adamdır” diyerek görmezden gelmemek lazım. Mümkün olduğunca kanıt toplanmalı, evet şahitlerin varlığı da önemli ancak yarın öbür gün mahkemede kimin sizin tarafınızda olacağınızdan emin olamazsınız, bu yüzden durumu yazılı olarak kaydedin. Farkında olduğunuz şeyi başkalarıyla paylaşın, belki onlar da aynı şeyi yaşıyor ancak kendilerini yalnız sanıyor veya neyle karşı karşıya olduklarını bilmediklerinden susuyorlardır. Mobbing yapan kişiyi yöneticilere rapor edin. Zaten yöneticiniz yapıyorsa, onun bağlı olduğu yöneticiyle görüşün. Ve belki de en önemlisi, kurbanı olduğunuz durumun farkında olduğunuzu ona açıkça söyleyin, bunu mümkünse yanınızda üçüncü kişiler varken yapın.
Bu konuyla ilgili şüpheniz varsa, kendinizin veya başka bir çalışma arkadaşınızın mobbing kurbanı olduğunu düşünüyorsanız bu konuda size hem psikolojik hem de hukuksal destek sağlamak üzere birleşmiş insanların kurduğu bir de dernek var, bir an önce web sayfalarını ziyaret ederek Mobbing Mağduru Başvuru Formu’nu doldurun.


Yorum bırakın

İK Uygulamalarına Önem Veren Şirketler Kazanıyor!

Boston Danışmanlık Grubu(BCG) ve Dünya İnsan Yönetimleri Birliği (WFPMA) tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre İK uygulamaları çok başarılı olmayanlara göre bu uygulamaları başarılı olan şirketlerin gelir artışı 3.5 kat, kar marjıysa 2.1 kat daha fazla.

100’den fazla ülkeden 4200 yönetici ile yapılan araştırmanın sonuçlarına göre şirketlere kar getiren İK uygulamaları arasında çalışanlara sağlanan kariyer planlama ve yan haklara verilen önem de yer alıyor.

Bunun yanında yüksek not alan şirketlerin performans yönetim sistemlerinde ve ödüllendirmelerde şeffaflık ilkesi uygulanıyor. Tüm çalışanlar hangi davranışa nasıl bir ödül ve motivasyon sistemi uygulanacağını biliyor, çalışanlar arasında eşitlik ve adalet sağlanıyor.

Özetle, İnsan Kaynakları departmanı şirkete direkt kar sağlamadığı için yönetim tarafından yeterince önem verilmediği bahanesi artık kullanılamayacak, çünkü bu araştırmayla şirkete sağlanacak kar istatistiksel verilerle de ortaya konuluyor.

Konuyla ilgili daha detaylı bilgiye HRMagazine‘den ulaşılabilir.


Yorum bırakın

Türkiye’nin En Büyük 50 Şirketi

İstanbul Sanayi Odası bugün açıkladı:

2011’de Türkiye’deki ilk 50 Sanayi Kuruluşu’nun sıralaması şu şekilde:

1.Tüpraş
2.Ford
3.EÜAŞ
4.Oyak Renault
5.Arçelik
6.Erdemir
7.Tofaş
8.Türkiye Şeker Fab.
9.Vestel
10.Aygaz

Okumaya devam et

Zirve Var, Gitmek Gerek..

Yorum bırakın

Kariyer ve İnsan Kaynakları dergilerinden HRdergi‘nin 21 Eylül 2012 tarihinde Marriot Otel’de düzenleyeceği 9. Seçme ve Yerleştirme Zirvesi kendini geliştirmek isteyen ve İnsan Kaynakları’na gönül vermiş profesyonelleri bekliyor. Etkinliğin sponsorları da Davranış Bilimleri Enstitüsü ve Baltaş Danışmanlık‘mış.

This gallery contains 1 photo.


Yorum bırakın

Artık İnsan Kaynakları’nın da Kanalı Var!

Tüm İnsan Kaynakları profesyonelleri için müjdem var: İngiltere’den iki İnsan Kaynakları firmasının (Annapurna HR ve OrgVue)    öncülüğünde kurulan bir kanalımız var artık. HRTN TV ismi verilen bu kanal sitesinde röportajlardan duyurulara, seminer videolarından tartışmalara kadar birçok içerik yer alıyor. Belki siz de benim yaptığım gibi Okumaya devam et


Yorum bırakın

20. İnsan Yönetimi Kongresi İçin Geri Sayım Başladı

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği PERYÖN, İnsan Yönetimi Kongresi geleneğini sürdürüyor ve bu sene 3-5 Ekim tarihlerinde Lütfi Kırdar’da 20.’sini düzenliyor. Türkiye’nin en büyük İK etkinliklerinden biri olan bu kongreye indirimli kayıt yaptırma olanaklarından faydalanmak için acele etmek gerek. 2 gün boyunca çeşitli oturum ve workshop çalışmalarının düzenleneceği kongredeki konuşmacılar da şimdiden belli olmuş.