selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis

Çerofobi: Mutlu Olma Fobisi

1 Yorum

Bu ay Cosmopolitan Dergisi için kaleme aldığım yazıyı siz değerli blog takipçilerimle de paylaşmazsam olmaz. 🙂

 

İnsan tehlikelerden korunmayı nasıl öğrenir? Küçük bir çocukken elimizi ateşe değdirdiğimizde canımız yanar ve bir daha ateşe dokunmamayı öğreniriz. Ya da bize bakmakla yükümlü olan birileri “Ateşe dokunma uf olursun” der, biz de söz dinleriz.

Mutluluk fobisi de biraz böyle. Ya geçmiş travmaları kendimizce kategorize ederken “Önce neşelendim, sonra başıma büyük bir felaket geldi” diyor ve buna her zaman aynısı olacak bir gerçekmiş gibi inanıyoruz ya da birilerinden duyup kulağımıza küpe ediyoruz “Çok gülen çok ağlar” ve biz de bu ifadeyi alıp hayatımıza yerleştiriyoruz. Böylece “çerofobi” olarak geçen mutluluk fobisini yüklenmiş oluyoruz.

Çerofobi sözcüğü, Yunanca’da “memnunum” anlamına gelen chairo‘dan geliyor. Pek çok fobi gibi bu fobiye sahip olmayanlar da fobisi olanları anlamakta güçlük çekiyor. Yükseklik korkusu olmayanların çoğu yükseklik korkusu olan kişilerle empati yapabiliyorken mutluluk fobisi olanlarla empati yapabilen çok az kişi var. Çerofobisi olan kişiler her zaman üzgün ve melankolik görünen kişiler olmak zorunda değil. Dışarıdan bakınca halinden memnun görünse de aklından geçen düşünceler kendisini rahatsız ediyor olabilir. Örneğin, bir doğum günü partisindedir. “Ayıp olur” ya da “arkadaşı üzülür” gibi sebepler dolayısıyla orada bulunmaya devam ediyordur ancak iç sesi oradan bir an önce çıkmasını söylüyor olabilir. Hayatında önemli yeri olabilecek mutlu değişimlere izin vermiyor da olabilir. Örneğin, romantik ilişkilerden kaçınıyordur. İlgili kişiler değişse de sonunda yine mutsuz olacağına dair güçlü bir inanç taşıyordur. Ya da pek çok kişinin “keyifli” ya da “eğlenceli” olarak nitelendireceği sinemaya gitmek, iş çıkışı kahve içmeye gitmek, komedi dizisi izlemek gibi oldukça basit aktivitelerden bile korkuyor olabilir. Hatta sadece kendisinin değil, çevresindeki kişilerin mutlu olmaya çalışmalarını gereksiz veya zarar veren bir çaba olarak görüyor bile olabilir. Çünkü esas korktuğu şey mutluluk ânı değil, mutluluk ânını takip edeceğine inandığı mutsuzluk ânıdır.

 

Tüm fobilerde olduğu gibi çerofobide de fobinin dereceleri var. Kimisi sadece arkadaşlarıyla çok eğlenip kahkahalar attığı bir akşam eve dönerken olumsuz bir durumla karşılaşabileceği ihtimalini aklından geçirirken kimisi neşelenebileceği ortamlardan ve iletişimlerden kaçınır, kimisinde de mutlu ve neşeli ortamlardayken bulantı ya da nefes darlığı gibi semptomlar görülebilir.

 

Mutluluğun her an bozulabileceğine dair inanışlar dolayısıyla mutlu olduğu an “Kesin kötü bir şey olacak” diyenler olabiliyor. “Çok güldük, kesin başımıza bir şey gelecek” deniliyor. Hatırlıyorum, bunu ben de eskiden diyordum. Bu konu üzerine çalışmaya başladıktan sonra çok irdeledim. Nereden geliyor bu inanışım, bir kaynağı var mı diye? Kendi yaşadığım bir travmadan kaynaklanmıyor. Tamamen büyüklerimden duyup inandığım bir söz. “Erkekler ağlamaz”, “Acıma, acınacak hale düşersin” gibi hiçbir temeli olmayan kulaktan kulağa dolaşan şehir efsanelerinden bir diğeri… Erkekler de ağlar, acıyınca acınacak hale düşmeyebilirim. Çok gülünce başıma neden kötü bir şey gelsin ki? Mutluluk Faktörü isimli kitabımın alt başlığı olan “Çok Güldük Başımıza İyi Bir Şey Gelecek” cümlesini seçerken bu yaygın inanışı tersine çevirmeye niyet ettim. Mutlu olduğumuzda ardından mutsuzluk geleceğine dair bir kanıt olmasa da güldüğümüzde mutluluk hormonlarının aktive olduğuna ve mutlu insanların daha başarılı, iyimser ve sosyal olabildiklerine dair pek çok farklı araştırma bulunuyor. Mutluluk mutsuzluğu tetikler mi onu bilmiyorum fakat mutluluğun daha fazla mutluluğu tetiklediğini söyleyebilirim.

 

 

Bu endişe halini sürekli yaşayanların durumu beni üzüyor. Çünkü, yıllar içinde yapılan tüm araştırmalar, okuduklarım ve duyduklarım hep aynı şeyi söylüyor: Mutluluk anlardan ibarettir. Anı yaşayabildiğim ölçüde mutluyumdur. Keyif aldığım bir zaman diliminde -ki bu çok basit bir an olabilir örneğin ailemle bir akşam yemeği ya da butik bir standup gösterisi- “Ay keyfim bozulmaz inşallah” diye düşündüğüm anda mutluluk uçup gidiyor. Bizim güzel dileklerimizde bile “Keyfimiz bozulmasın” demek var, yeni araba alan birine “Kazasız belasız kullanmak nasip olsun” demek var. Ben gençken Teoman’ı çok severdim. Bir şarkısında der ki “Her güzel şey bitermiş”. Bu şarkıyı dinledikçe beynime kazınan bir inanç olmuş mesela bu. Manga grubunun bir şarkısında “Mutluluk bile acı veriyor çünkü sonu var biliyorum” diyor. Dilimize yerleşmiş olan tüm bu olumsuzluklar aslında olumsuz düşünme kültürüne birer katkı daha sağlıyor. Bunların hepsi aslında kendimize verdiğimiz birer ceza. Kendi mutluluğumuzu durduk yere kendimiz sabote ediyoruz.

 

Çerofobisi olan terapist ve performans sanatçısı Noemi Lakmaier, Sidney’de gerçekleştirdiği Cherophobia isimli performansında birbirine bağlı ve helyum dolu binlerce balonun altına kurulan bir mekanizmayla kendini bağlayıp dokuz saat havada asılı kalmış. Sanatçı performansını “Aslında hepimizin mutlu olmayı istemesi gerekiyordu, öyle değil mi?” diyerek açıklıyor. Balonlar onu yukarı çekmeye çalışırken kendi ağırlığı onu aşağı çekiyor. Bu metafor gerçekleşmesini istediklerinden korkmasını, kontrol etme isteğini ve gücün verdiği güvensizliği yansıtıyor.

 

Çerofobi, Psikoloji’de üzerine henüz az sayıda çalışmış yapılmış bir konu. Çerofobinin depresyonla bir ilişkisi olduğu biliniyor. Ancak depresyonun sebebi mi yoksa sonucu mu olduğu henüz belirlenememiş durumda. Journal of Cross-Cultural Psychology’de yayınlanan bir makalede, yapılan detaylı bir çalışma neticesinde oluşturulan Mutluluktan Korkma Skalası çerofobinizin düzeyini belirlemenizde yardımcı olabilir. Aşağıdaki ifadelere olan inanışınıza 1-7 arasında bir sayı verecek olsanız her birine kaç verirdiniz?

 

– Çok neşeli olmak istemem. Çünkü neşe çoğunlukla üzüntüyle sonuçlanır.

– Felaketler genellikle talihli durumlardan hemen sonra gelir.

– Çok fazla neşenin olumsuz sonuçları vardır.

 

Tüm ifadelere verdiğiniz cevabı değerlendirerek çerofobinin seviyesini görebilirsiniz.

 

Litetatüre baktığımızda çerofobinin tedavi edilmesinde psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi, anksiyeteyi azaltmaya yönelik ilaç kullanımı ve rahatlama teknikleri kullanılıyor.

Bu rahatlama teknikleri arasında yer alan otojen gevşeme sayesinde bedensel farkındalık ve imgeleme gibi metotlarla rahatlama sağlanabiliyor. Neşeli durumların yarattığı stresi azaltmak için kullanılan bir diğer rahatlama tekniği de meditasyon. Meditasyonun duyguları yönetmeyi kolaylaştırdığına dair başta Mayo Clinic verileri olmak üzere çeşitli akademik çalışmalar bulunuyor. Korku ve kaygısını yönetebilen kişilerde çerofobinin olumsuz etkileri azalıyor. Kişi, zaman içinde neşe ve mutluluğun kendisi için kötü olacağı düşüncesinden kurtulabiliyor.

 

Anda kalabilme becerisi herkesin mutluluk seviyesini artırma gücüne sahip. Özellikle mutluluktan sonra mutsuzluğun geleceğine inanan kişiler için daha hayati bir beceri oluyor. Çünkü mutlu olduğu ânın tadını çıkarabilen kişi, geçmişten getirdiği ya da geleceğe dair düşünceleri daha rahat bir şekilde zihninden uzaklaştırabilecektir. Bilinçli farkındalık da diyebileceğimiz mindfulness kavramı bu noktada devreye giriyor. Geçmişe ya da geleceğe giden zihnin nazikçe ve bilinçli bir şekilde şu âna taşınabilmesi geliştirilebilecek bir alışkanlık. Meditasyonlar “mindfulness”ın en güçlü araçlarından biri olduğu için çerofobi tedavisinde önemli bir yere sahip. Nefes egzersizleriyle zihni sakinleştirme de kullanılan bir başka rahatlama tekniği.

 

Aralık ayında vizyona giren Küçük Joe filmini izleyince aklıma mutluluk korkusu olan kişiler geldi. Filmin konusu kısaca şöyle: Genetik mühendislerinin çalıştığı ve çeşitli bitkiler üreten bir laboratuvarda tüm dünyadan ilgi görmesi beklenen bir çiçek üretilir. Çiçek su, ısı ve ışık verildiği kadar sevgi vererek büyütülecektir. Çiçek açınca da kendisini büyüten kişiye oksitosin salgılatarak onu mutlu edecek bir koku yayacaktır. Yani, bir tür mutluluk çiçeğidir. Filmi izlemenin keyfini kaçıracak detayları paylaşmak istemem. Sinemadan özetle mutluluk vermesi tasarlanan bir çiçeğin başka olumsuzlukları tetikleyebileceği fikri üzerine kurgulanan filmin de çerofobisi olan kişilere iyi gelmeyeceğini düşünerek ayrıldım.

 

Hayatta öfkeler, korkular, endişeler ve sevinçler ne kadar varsa mutluluk ve mutsuzluk da o kadar vardır. Yaşam düz bir çizgi olmayabilir. İnişleri ve çıkışları vardır. Hoşumuza giden durumlarda gülebilir, hoşumuza gitmeyen durumlarda ağlayabiliriz. Yılın 365 günü mutlu olmayabiliriz. Ancak, mutsuzluğun mutluluğun hemen ardından geleceğine dair inanışımız ayakları yere basmayan ve herhangi bir bilimsel kanıtı olmayan bir düşünceden fazlası değildir.

 

Eğlenin, neşelenin, bol bol kahkaha atın ve mutluluğun tadını çıkarın.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazarken faydalandığım kaynaklar:

https://www.academia.edu/34179880/Cherophobia_Research_Paper

https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/0022022113505357?journalCode=jcca&cookieSet=1

One thought on “Çerofobi: Mutlu Olma Fobisi

  1. Bu anlattıklarınızın hepsi bende de var. Şimdi daha iyi anlıyorum. Teşekkürler dergiyi de alcam.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s