selinyetimoglu.com

ACC Profesyonel Kariyer Koçu & Kurucu Mutluluk Danışmanı@FunOfis

İnsan Kaynakları Sendikası

Yorum bırakın

kurumlarda_sendikacilikWikipedia’ya göre sendika, çalışanların ortak hak ve çıkarlarını korumak, sorunlarını çözmek için kurulmuş, devlet, siyasi parti ve iktidar örgütlenmelerinden bağımsız örgütlerdir.

 

Türkiye’de sendikal hareketler 1960’lı yıllarda başladı ve aslına bakılırsa o günden bu yana oldukça radikal değişimler geçirdi. Özellikle sosyal diyalog konusunda oldukça olumlu gelişmeler oldu. O yıllarda sendikaların isteklerini iletebilmeleri için illa greve gitmeleri, çalışanların seslerini duyurabilmeleri için büyük risk alarak iş bırakma eylemi yapmaları gerekiyorken, bugün sendika temsilcileri ile işveren temsilcileri karşılıklı oturup çaylarını yudumlayarak taleplerin orta yolunu bulabiliyorlar.

Buna rağmen pek çoğumuz hala bu gelişmenin farkında değiliz. Sendika dendi mi geri çekiliyoruz çünkü yıllar içinde gerçekleşen değişimin farkında değiliz. Biz derken kastettiğim İnsan Kaynakları çalışanları. Zira endüstri işleriyle ilgilenmiyor, kendimizi güncellemiyoruz. Hangi sektördeysek sadece o sektörü takip ediyoruz. Ki bazılarımız bunu bile yapmıyor, evden işe işten eve gidiyor, sadece yapması gereken evrak işlerine yoğunlaşıyor ve ne kendini ne de kurumunu geliştirmek için çaba harcıyor.

 

Oysa ki, İnsan Kaynakları, işveren ile çalışanlar arasında dengeyi kuracak, iletişimi sağlayacak olan köprüdür bana kalırsa. Her iki tarafın taleplerini, beklentilerini ve verebileceklerini diğer tarafa iletip sosyal diyalog kurulmasına öncülük edecek departmandır. İşvereni çalışana temsil ettiği gibi, işverenin karşısında da çalışanı temsil etmekten sorumludur.

 

Ancak, İnsan Kaynakları’nın da o şirketin birer çalışanı olduğu düşünülürse her zaman işverene karşı çıkma hakkı bulamıyor olması o kadar da tuhaf gelmez. Bir gün, istifa eden bir çalışanın iş arama hakkından kendisine bahsetmiş olduğum için Genel Müdür bana “sendika temsilcisi gibi davranma” demişti. İşte o bahsettiğim arada kalmışlık tam da bu.

 

Yani örneğin iş kanununda fazla mesaiyle ilgili maddede şöyle bir ibare var: “Fazla mesai yapmasını istediği işçiyi bunun gerekliliğine ikna etmesi gereken işverendir.” Peki, yöneticisi “yarın mesaiye kalıp bu işleri tamamlayacağız” dediğinde “Hadi ikna et beni, yoksa kalmam valla” diyebilen çalışan var mıdır? Bu noktada asıl görev, çalışana bu hakka sahip olduğunu anlatmak, yöneticilerle çalışanlar arasında orta yolu bulmak için gerekli adımları atmaktır. Bu da büyük ölçüde İnsan Kaynakları’nın işidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s