selinyetimoglu.com

PCC Profesyonel Kariyer Koçu & Kariyer Danışmanı, Ex-HR


2 Yorum

İki kişinin olduğu yerde ekip vardır, peki ekip ruhu kimde vardır?

Geçenlerde üniversite öğrencisi bir danışanım, yönetim kurulunda olduğu kulüp toplantılarında ekip olmaktan uzak tartışmalar yaşandığından bahsetti. Herkes kendi fikrinin yılmaz savunucusuymuş, diğerlerinin fikrine önem vermiyormuş. Çünkü kendi fikri kabul edilirse kendi isminin öne çıkacağını düşünüyormuş.

Ne dersiniz sevgili beyaz yakalılar, sizce de tanıdık bir hikaye değil mi? Okumaya devam et →


3 Yorum

Başarıya Giden Yolda 2’nin Gücünü Keşfetmeye Hazır Mısınız?

Üniversitedeyken, gönüllüsü olduğum sivil toplum kuruluşlarından biri, bir mentorluk projesi gerçekleştirmişti. Ben de bu projeye katılarak hem kariyerlerinde oldukça başarılı hem de sosyal sorumluluk bilinci yüksek 2 ayrı profesyonelin mentisi olma fırsatını yakalamıştım. Yeri geldi, organizasyon ekibinde yer aldığım çocuk şenliğine sponsor bulmama yardımcı oldular, yeri geldi staj için mülakat deneyimi edinmemi sağladılar.

Okumaya devam et →


3 Yorum

IQ veya EQ yetmez, CQ’nuz kaç? Asıl ondan haber verin!

Özetle “kişinin kültürel farklılıklara olan adaptasyon kabiliyeti” olarak tanımlayabileceğimiz CQ (Cultural Quotient) yani kültürel zeka, bence Kanadalı iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ın “küresel köy” kavramıyla bağdaştırılmalı. McLuhan’a göre, özellikle elektronik iletişim yaygınlaşmasıyla birlikte dünya ufacık bir köy haline gelecekti. Dünyanın bir ucunda gerçekleşen bir olay, aynı anda diğer uçta yaşayanlar tarafından biliniyorsa, “köy” demeye müsait bir iletişimden söz edebilecektik. Ki McLuhan’ın TV’nin siyah-beyaz döneminde bu teoriyi ortaya attığını unutmayalım. Bugüne geldiğimizde, ellerimizde akıllı telefonlarımızla birlikte, hepimiz birer “köylü”yüz hayli ironik bir biçimde… Okumaya devam et →


Yorum bırakın

SURVIVOR SUADA: İK’cıların Pazartesi Eğlencesi!

10312997_1624705887760958_3584115790743998974_nİŞ’te KORO tarafından 1.si düzenlenen Türkiye’nin ilk şirket çalışan eğlence zirvesi konsepti olan Sendromsuz Pazartesi Zirvesi, 6 Nisan Pazartesi günü Suada Club’da gerçekleştirildi.

Şirketlerde eğlence kültürü ve mutluluk kavramı üzerine söyleşinin ardından Aşkım Kapışmak sahneye çıktı. Sağ ve sol beyinler üzerinden kadın-erkek ilişkilerini anlattı.

Okumaya devam et →


1 Yorum

Düşünmeksizin Kabul Sendromu (DKS) Biterse Verimli Toplantılar Başlar Gibi Gibi…

Bir TED videosu ile aydınlanma yaşadım. Konu toplantı verimsizliği. Konuşmacı diyor ki, iş arkadaşımız bizden izin istemeden sandalyemizi alsa, gider “sandalyemi geri versene arkadaş!” deriz. Ama her gün birçok kez vaktimiz bizden izinsiz alınıyor, üstelik iznini alışkanlıkla veriyoruz. Nasıl mı? Bir toplantı daveti geldiğinde çoğunlukla sadece tarih ve saate bakıyoruz, eğer o gün için başka programımız yoksa direkt kabul ediyoruz. David Grady bu duruma Düşünmeksizin Kabul Sendromu (DKS) diyor.

 

Peki çoğumuzun yakalandığı bu salgın hastalık misali sendromdan toplumca ve hatta tüm bizınıs toplumları olarak nasıl kurtulacağız? Elbette WC’ler için de geçerli olan “bulduğun gibi bırak” yöntemiyle, veya “herkes kapısının önünü süpürse ortalık tertemiz olur” da Okumaya devam et →


1 Yorum

“Çalışanların çoğu ortalama 10 saat çalışıyor, mesai ücreti de almıyor”

Eleman.net tarafından gerçekleştirilen “2015 Mesai Saatleri Araştırması”, Türkiye’de fazla mesainin ücretlendirilmesine ilişkin olumsuz bir tablo sunarken, “Ne kadar performans, o kadar zam” konusunu bir kez daha gündeme taşıyor. 12 bini aşan çalışan ve yaklaşık 6 bin işveren temsilcisi aracılığıyla gerçekleştirilen araştırma çalışmasına göre, çalışanların yüzde 65’i mesaiye kalsa da ek ücret alamıyor. Çalışanların yaklaşık yüzde 35’i ortalama çalışma süresi olan 8- 10 saat arası çalışırken, 10 saatin üzerinde çalışanların oranı yüzde 45’i aşıyor.

Okumaya devam et →


2 Yorum

Yurt Dışı İş Tecrübesinden Önceki Zorlu Adım: Telefon Mülakatı

Size Berlin’de 6 ay çalışarak hayatımın en güzel tecrübelerinden birini edinmeden önce, bu fırsatı yakalamak için ne badireler atlattığımdan bahsetmiş miydim? Üniversitedeyken en büyük hayallerimden biri, yurt dışına gidip bir şey yapmaktı. Ama 3 gece 4 gün gitmekten bahsetmiyorum. Hani şöyle bir gideyim de, başıma gelmeyen kalmasın, sonra bir bakayım zorluklarla baş edebiliyor muyum falan. Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Yan haklar mı motivasyondan, motivasyon mu yan haklardan çıkar?

IPSOS tarafından yapılan ve Türkiye’nin önde gelen şirket yöneticileri ile İnsan Kaynakları çalışanlarının katıldığı bir araştırmaya göre, şirket tarafından tahsis edilen aracın marka ve modeli, çalışanın motivasyonunu %68, kuruma olan sadakatini %40 artıran bir yan hakmış!

Okumaya devam et →


3 Yorum

İşe Başlayan Her 2 Kişiden 1’i BAŞARISIZ!

Leadership IQ tarafından 5257 işe alım yöneticisiyle yapılan araştırmaya göre, yeni işe başlayanların %46’sı ilk 18 ay içinde başarısızlığa uğruyor. Başarıya ulaşanların oranıysa %19. Geriye kalanlar, iyi kötü bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Performansları, beklentileri minimum da olsa karşılayacak seviyede oluyor.

Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Kurum içi koçluk nedir? İç koç, kurumsal koç ve koç yönetici kimlere denir? Hangi şirket koçluğu nasıl uyguluyor?

Ülkemizde nispeten yeni olan, her geçen gün müdavimi artan kurum içi koçluk konusuyla ilgili yaptığım araştırmalar sonucu derlediklerimi, Zuhal Baltaş’ın “Kurum İçi Koçluk” kitabındaki verilerle de harmanlayarak başlıktaki sorulara yanıt vereceğim.

Koçluk, her kurumda farklı modeller ve kuruma uyarlanmış metotlarla gerçekleştirilir. Bu yüzden standart yöntemlerden bahsetmek doğru olmaz. En yaygın kullanılan yöntemleri özetleyelim:

Okumaya devam et →


2 Yorum

Biraz Ghost Buster, Biraz da Mavi Balina, İşte Günümüzün Yetenek Avcılığı!

Eskiden head hunterlar vardı, işe alım yaparlar, “kelle avcısı” çevirisinden mütevellit kendilerinden ürkülürdü. Sonra yetenek avcılığı denilmeye başlandı, zaten batı futbolunda uzun süredir kullanılan bir ünvandı. Yetenek avcıları her yaştan futbol oyuncusunun maçlarını çaktırmadan veya çaktırarak seyreder, beğendikleri oyunculara teklifte bulunurlardı. Aslında çok da uzağa gitmemek lazım, görücü usulü evliliklere bakalım, o da bir nevi danışmanlık neticede, birbiri için uygun olan gelin adayı ile damat adayını buluşturma kurumu, kaldı ki yüzyıllardır bu topraklarda hayat bulmuştur, bulmaya da devam edecektir.

Okumaya devam et →


3 Yorum

Bizim ülkemizde mobingin cezası ne zaman 30000 Euro + 2 yıl hapis cezası olur?

Başlıktaki sorunun kaynağına ve cevabına da geleceğim. Ama önce 29 Kasım’da İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde düzenlenen 2. Mobing Forumu için Çağlar Çabuk’a bir kez de buradan teşekkür ediyorum.

Önceki yazılarımda ve sosyal medyada konusu geçen her yerde mobingi çift b ile, Mobbing olarak kullanıyordum ancak Çağlar Hanım, bu konunun Türkiye’deki uzmanlarından biri ve tescilli bilirkişisi olarak diyor ki, Okumaya devam et →