toptalent.co’nun 3. ve 4. sınıfta okumakta olan üniversite öğrencileri için düzenlediği Business Lunch etkinliğinde bu kez konuk ben olacağım. 😉
toptalent.co’nun 3. ve 4. sınıfta okumakta olan üniversite öğrencileri için düzenlediği Business Lunch etkinliğinde bu kez konuk ben olacağım. 😉
Prof. Dr. Türker Baş’ın 2012’den bu yana her yıl, İnsan Kaynakları alanındaki bilgi ve tecrübesine hoş sohbetini ekleyerek sunduğu İdeal İş Yerleri araştırma sonuçlarını ve düzenlediği çalıştayları ilgiyle takip ediyorum. Bu yıl da araştırma sonuçlarını bizlerle Şehir Üniversitesi çatısı altında paylaştı.
5226 kişinin katıldığı araştırma sonuçlarına göre; çalışanların % 13’ü yüksek memnuniyet, bağlılığa sahip ve şirketi için ekstra çaba göstermeye hazırken çalışanların yüzde 8’i şirketini sürekli kötülüyor ve iş arkadaşlarının performansını düşürüyor.
Kurumlar, uzun vadede rakiplerinden bir adım önde olabilmek için çalışanlarını geliştirerek daha eğitimli kişilerle çalışmalı ve kaliteyi yükseltmeli. Dillere destan olan müşteri memnuniyetini artırmak için yöneticiler ve patronlar eğitimin bu yönünü de görmeli ve “boşa masraf” olarak değerlendirmekten vazgeçmeli. Her kurumun sağladığı temel fayda, müşteriye sunduğu ürün veya hizmet olduğuna göre, firmanın o alanda güç elde etmesi için düzgün işleyen bir organizasyona ihtiyacı vardır. Düzgün işleyen organizasyonsa, ancak “insan”la kurulabilir, insan faktörünü yok sayacak olursak kurumların var oluş amacı olan “kar” elde edilemez.
Carl Jung’un bir sözü vardır: “Dışarı bakan rüya görür, içeri bakan uyanır.”
Analitik Psikoloji dalının kurucusu ünlü psikiyatrın bu sözünü firmalara uyguladığımızda gördüğümüz şey, sürekli rakiplerin konumuna bakarak kendi varlığını oluşturan kurumların durumunu da açıklıyor. Kurumlar da bireyler gibidir. Mikroda ne oluyorsa makroda da benzer şeyler yaşanır. Bu yüzden bireysel olarak gelişimi sağlayarak ilerlemek için olduğu gibi, kurumlarda da büyümeyi planlamak için içe dönmeli ve içeride neler olup bittiğine bakılmalıdır.
Tüm dünyada hızla yayılan koçluk mesleği, önümüzdeki 10 ila 30 yıllık süreçte meslek ve ekonomik sınıf gözetmeksizin hemen hemen herkesin hayatının bir parçası olacak. Estima Araştırma & Danışmanlık iş birliğinde yapılan 2015 yılı Koçluk Araştırması verileri de bu sonucu destekleyerek koçluk ihtiyacının Türkiye’de de giderek yaygınlaştığına işaret ediyor.
Kişilerin profesyonel liderlik ve yöneticilik vasıflarını geliştiren, kısa vadede belli hedeflerle yola çıkıp daha etkili sonuçlara ulaşmayı hedefleyen, geçmişi değiştirmekten çok geleceğe yönelik çalışmalar yapan koçluk hizmeti, her geçen gün daha fazla kişinin hayatını değiştiriyor.
Indense Eğitim Danışmanlık tarafından 13 Ekim 2015’te gerçekleştirilecek olan “Başarmak için Yol Gösteren İK” workshop’u, koçluk becerilerini İnsan Kaynakları’na katmak isteyen kurumlar için güzel bir fırsat.
İş arama süreci, kişide gerginlik yaratan, bunaltan, maddi ve manevi olarak ciddi sıkıntıya sokan bir süreçtir. İş arayışında değilseniz, yani memnun olduğunuz bir işiniz varsa bile hiçbir zaman her şey dört dörtlük değildir. Mutlaka, iletişimde zorlandığınız bir yöneticiniz, gerçekleştirmenizin zor olduğu performans hedefleriniz veya ilerlemeniz pek mümkün görünmeyen kariyer basamaklarınız vardır.
JLL (Jones Lang LaSalle), “Ofislerde sağlık, refah ve verimlilik” başlıklı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. JLL Global’in ‘Dünya Yeşil Bina Konseyi’ işbirliği ile gerçekleştirdiği araştırmaya göre, ofiste bitki bulunmasından havalandırmaya kadar bir dizi faktör, çalışanların mutluluk ve verimliliğinde kritik rol oynuyor. Okumaya devam et →
Geçenlerde üniversite öğrencisi bir danışanım, yönetim kurulunda olduğu kulüp toplantılarında ekip olmaktan uzak tartışmalar yaşandığından bahsetti. Herkes kendi fikrinin yılmaz savunucusuymuş, diğerlerinin fikrine önem vermiyormuş. Çünkü kendi fikri kabul edilirse kendi isminin öne çıkacağını düşünüyormuş.
Ne dersiniz sevgili beyaz yakalılar, sizce de tanıdık bir hikaye değil mi? Okumaya devam et →
PERYÖN sponsorluğunda Bilgi Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği “İK Nasıl Algılanıyor” araştırmasına göre üst yönetimin İK algısı pozitif yönde gelişiyor. CEO ve diğer üst düzey yöneticiler, bir iş ortağı olarak önemli bir yol kat eden İK’nın söz sahibi olma yolunda fark yaratacak yeni becerilere ihtiyacı olduğunu düşünüyor. PERYÖN PY, yeni sayısında CEO’ların gözünden İK’nın itibarını ele aldı.
Üniversitedeyken, gönüllüsü olduğum sivil toplum kuruluşlarından biri, bir mentorluk projesi gerçekleştirmişti. Ben de bu projeye katılarak hem kariyerlerinde oldukça başarılı hem de sosyal sorumluluk bilinci yüksek 2 ayrı profesyonelin mentisi olma fırsatını yakalamıştım. Yeri geldi, organizasyon ekibinde yer aldığım çocuk şenliğine sponsor bulmama yardımcı oldular, yeri geldi staj için mülakat deneyimi edinmemi sağladılar.
Özetle “kişinin kültürel farklılıklara olan adaptasyon kabiliyeti” olarak tanımlayabileceğimiz CQ (Cultural Quotient) yani kültürel zeka, bence Kanadalı iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ın “küresel köy” kavramıyla bağdaştırılmalı. McLuhan’a göre, özellikle elektronik iletişim yaygınlaşmasıyla birlikte dünya ufacık bir köy haline gelecekti. Dünyanın bir ucunda gerçekleşen bir olay, aynı anda diğer uçta yaşayanlar tarafından biliniyorsa, “köy” demeye müsait bir iletişimden söz edebilecektik. Ki McLuhan’ın TV’nin siyah-beyaz döneminde bu teoriyi ortaya attığını unutmayalım. Bugüne geldiğimizde, ellerimizde akıllı telefonlarımızla birlikte, hepimiz birer “köylü”yüz hayli ironik bir biçimde… Okumaya devam et →