
Kariyer.net Dergi Şubat sayısında Konuk Yazar olarak yer verilen yazımı değerli okuyucularla buradan da paylaşıyorum: Okumaya devam et

Kariyer.net Dergi Şubat sayısında Konuk Yazar olarak yer verilen yazımı değerli okuyucularla buradan da paylaşıyorum: Okumaya devam et →
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen düzenleme ile çalışan anne-babaların yarı zamanlı çalışma hakkı yasalaştı. Çocuk zorunlu eğitim çağına gelinceye kadar anne ya da baba normal çalışma süresinin yarısı kadar çalışabilecek. Bu talep iş akdinin fesih nedeni sayılamayacak.
Hükümetin 2016 Yılı Eylem Planı’nda yer alan ve 10.02.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, çalışan anne-babaların önemli bir sorununa çözüm getiriyor. KPMG Türkiye’nin Muhasebe ve Mali Müşavirlik Hizmetleri Kıdemli Müdürü Emre Ilgaz, KPMG Vergi Blogu’nda yayımlanan yazıda, ebeveynlere yarı zamanlı çalışma hakkı tanıyan 6663 sayılı düzenlemeyi anlatıyor.
X Kuşağı ve Y Kuşağı’nın istek, ihtiyaç ve beklentileri hayatın her alanında farklılık gösterebiliyor. Gayrimenkul danışmanlık şirketi Keller Williams Türkiye Ülke Direktörü Emre Erol, X ve Y kuşakları arasında meydana gelen ofis tercihleri ve çalışma ortamlarının farklılıklarına değinerek
“ Özgürlükçü yapılarıyla bir önceki kuşaktan farklı özellikler taşıyan Y Kuşağı’nın açık ofislerin yaygınlaşmasına katkı sağladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ağırlıklı olarak Y Kuşağı’nın çalıştığı bir iş yerinin dekorasyonundan lokasyonuna birçok özelliği talebe yönelik seçiliyor.
Geçen haftaki yazının devamı…
SON İŞVERENİNİZ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Çok dikkatli bir şekilde cevap vermeniz gereken bir soru türüdür. İşten ayrılma sebeplerinin başında işverenle veya bir amirle geçinememek olduğunu aklınızdan çıkartmadan cevaplayın. Bu soru ile mülakatı yapan kişi sizin liderlik kabiliyetlerinizi tam anlamı ile değerlendirmeye ve çalıştığınız kişilerle iyi ilişkiler geliştirip geliştiremediğinizi tespit etmeye çalışmaktadır. Kısa kısa bilgiler vermeniz, yorumlarınızda hata yapmanızı önler. Öncelikle işvereninizin olumlu yönlerini sıralayın; eğer işten ayrılma sebebiniz işvereninizle ilgili değilse negatif yönlerinize bu tanımlama içerisinde fazla yer vermeyin. Eğer iyi bir işverene sahip iseniz kesinlikle abartmayın ve övgülerinizin dengeli olmasına özen gösterin.
Geleneksel anlayışa göre, başarılı iş sonuçları için iş arkadaşlarınızı sevmeniz, iş yerinde mutlu olmanız veya onlarla aynı şeylere gülmeniz gerekmezdi. Çünkü “Profesyonel” olmak, çok gülmeyen, mümkünse eğlenmeyen, devlet dairelerine gittiğinizde gördüğünüz hayatından bezmiş vezneciler misali, veya dizilerden filmlerden alışık olduğunuz “ciddi” Fransız mürebbiye edasıyla çalışmanızı gerektirir.
Kadınları iş hayatında tutmak, çeşitliliği desteklemek ve iş sonuçlarına katkıda bulunmalarını sağlamak için firmaların neler yapması gerektiğini Mercer araştırma sonuçlarıyla birlikte Davos Ekonomik Forumu’nda açıklandı.
Türkiye’de PERYÖN – Mercer işbirliğiyle gerçekleştirilen, 42 ülkeden 1.3 milyonu kadın 3.2 milyon çalışanın katıldığı ‘Kadınların İşgücüne Katılımı Araştırması’nın sonuçlarına göre, geleneksel metotlarla kadının iş hayatındaki yerinin sağlamlaştırılması ve geliştirilmesi mümkün değil.
Mutlu şirket olmak için illa Fortune 100 listesindeki milyar dolarlık şirketler olmaya gerek yok. Tüm ofisler Google gibi devasa kampüslerde içinden kaydırakla hayallerimizi kaydırdığımız, -o spor salonu benim bu uyku odası senin- gezdiğimiz yerler olmak zorunda değil.
Hatta bazen dış görünüşün, saklanması istenen durumları paravan misali kapattığı da söylenebilir.
Her “eğlenceli dekorasyonu olan şirket” elbette ki, tozları halının altına sürümek amacıyla yapmamıştır bunu. Niyetim sadece dekorasyona bakarak orada çalışmanın mutluluk verici olacağına inanmanın, sadece güzel/yakışıklı olduğu için birisiyle evlenmekten farkı olmayacağını anlatabilmek… Okumaya devam et →
Beni yakından takip edenler biliyor, yakın zamanda hayatımın altının üstünden daha iyi olabileceğini düşünmüş olmalıyım ki pek çok radikal değişiklik yaptım. Yaşadığım ev dışında hayatımda ne var ne yoksa dönüştü. Son eylemimin çıkış noktası galiba, aslında koçlukta sık sık kullandığım “Sana para vermeseler de neyi sıkılmadan yaparsın?” sorusunu kendime sormak oldu. Sabahları beni heyecanla uyandıran şey ne olurdu? Yazmak benim tutkumdu mesela, 2012 yazında keşfetmiştim, 24 yaşında insan tutkusunu keşfedebilir, geç değildir. 50 yaşında da keşfedebilirdim, keza oluyor 50 yaşında meslek değiştirenler, ben şanslıyım belki de. Neyse işte tutkum yazmaksa ve eğer dilediğim gibi yazamayacaksam, en temel değerlerim arasında özgürlük varken hem de, nefes alamadığımı nasıl anlatabilirdim ki, boğulduğumu mesela… O zaman sorunun cevabı içinde yazmak muhakkak olmalıydı, yazmadan yaşayamazdım. Yani yaşardım tabii de, çok mutlu yaşayamazdım. Hıh işte mutluluk, anahtar kelime bu zaten. Mutlu etmek, mutluluğu paylaşmak bir başka değer benim için. Hep böyle oldu. Okumaya devam et →
Geçen haftaki yazının devamı…
Eve iş götürür müsünüz? (Zor soru. Cevap uzadıkça zor durumda kalmak mümkün)
“Gerektiğinde tabii ki. Bazı işlerin zamanında bitirilmesi gerektiğinin bilincindeyim”. Okumaya devam et →
Çevremden gelen baskılara daha fazla dayanamayarak ben de sık karşılaşılan mülakat sorularını ve beklenen aday profiline uygun olabilecek örnek yanıtları paylaşmaya karar verdim.
Öncelikle bu kararın kolay olmadığını belirtmeliyim. Zira, yetkinlik bazlı mülakatı ve davranışsal soruların hastası bir İK profesyoneli olarak “5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?” sorusu sorup ortamlarda stratejik İnsan Kaynakları, İK iş ortaklığı, işveren markası bıdı bıdı sohbetlerine aktif katılan meslektaşlarımı anlamakta güçlük çekebiliyorum.
Fakat mesleğimiz gerçek anlamda profesyonelleşene dek bu tip sorular var olmaya devam edecek ve yeni mezunundan tecrübelisine her gün binlerce aday bunlara maruz kalmaya devam edecek. Aşağıda davranışsalından varsayımsalına dek pek çok mülakat soru örneği var. Yanıtlar, “alın aynen ezberleyin” diye oraya konulmadı, sadece örnek olması, ne tür yanıtlar verilebileceğini görmeniz için konuldu, lütfen kendi hayatınıza uyarlayarak gerçek yaşanmışlıklardan yola çıkarak yanıtlayın.
Hayrının görülmesi dileğiyle buyrunuz…
Yeni yılla birlikte şirketler yeniden yapılanma planlarını tamamlarken, sonuçların çalışanlarda bıraktığı etki, kişiye göre değişiklik gösteriyor. Kimileri 2015’te bekledikleri terfi ya da zammı almışken kimileri de hayallerine kavuşamadı. Peki, çalışanların bekledikleri terfi ve zammı alamamasının altında yatan sebepler neler olabilir? Karşılanamayan zam ve terfi beklentileri sonucunda şirket çalışanları ne gibi tepkiler verebilir? Bu süreç nasıl yönetilmeli? Beklediği karşılığı alamayan fakat kaybedilmek istenmeyen yetenekler nasıl elde tutulabilir?
Yazı başlığı İlk yayın tarihi 2015’teki okunma sayısı
| CV Hazırlarken Yazılmaması Gereken 10 Şey | 14.12.2012 | 22.162 |
| 10 Basit Adımla Grup Mülakatlarını Başarıyla Geçebilirsiniz! | 20.02.2013 | 15.081 |
| Masada Oturan Yönetici Olmayın! | 29.09.2014 | 8.531 |
| Güçlü ve Zayıf Yönleriniz Nelerdir? | 01.10.2012 | 7.290 |
| Profesyonel ve Özel Hayatta Başarı İçin Kişisel SWOT Analizinizi Yapın! | 11.08.2014 | 7.125 |
| 2015 Türkiye’nin En İyi İşverenleri Listesi (Great Place To Work) | 11.05.2015 | 6.604 |
| BEN KİMİM? | 15.07.2012 | 5.183 |
| İş Başvuruları İçin Referans Nasıl İstenir, Nasıl Yazılır? | 18.02.2013 | 4.893 |
| Çinlilerden Bir Ömür Boyu Mutluluk Vaadi | 14.07.2013 | 3.692 |
| Kimselerin Bilmediği ve İnsan Kaynakları’na Unilever’in Kattıkları! | 01.04.2013 | 3.413 |