selinyetimoglu.com

PCC Profesyonel Kariyer Koçu & Kariyer Danışmanı, Ex-HR


Yorum bırakın

10 Yıl Önce Var Olmayan Bugünün Meslekleri / Geleceğin Meslekleri

Devirler değişiyor, trendler dönüşüyor, teknolojiyle birlikte ihtiyaçlar da şekil değiştiriyor. Hayat tarzlarımız tam olarak evrim geçirmiyor bile olsa, alışkanlıklarımızı yapış şeklimiz değişiyor. E hal böyle olunca o alışkanlıkları yaratan, sürdüren veya geliştiren bazı meslekler ortadan kaybolurken bazıları da yepyeni meslekler olarak yeni yeni hayatımıza giriyor.

Okumaya devam et


3 Yorum

Ölümünün Ardından Bile Maaş Ödemeye Devam Eden Şirket: Google!

Daha önce Y Kuşağı Ofiste Çılgın Atıyor başlıklı yazımda da bahsetmiş olduğum çalışılası Google ofisinden, ve ayrıca duyduğumuz ücretsiz kuaför, gurme restoran seçenekleri gibi yan haklarından sonra Google’dan eşsiz bir atak daha geldi: Artık Google’da çalışan bir kişi vefat ettiği zaman eşi ve çocukları Okumaya devam et


Yorum bırakın

“Aman Çin Malı Ürünleri Kullanmayın Efenim” ve Çalışma Koşulları

Bilindiği gibi dünyaca ünlü birçok giyim markasından teknoloji firmasına kadar pek çok üretici firma fabrikalarını Çin’de kuruyor. Ucuz işçiyle maliyeti düşük “Çin malı” üretim yaptırma amacıyla kurulan bu fabrikalar ünlü markaların mutfakları aslında. Tüketiciye maliyetinin binlerce katına satış yapan bu markalar, çalışanların çalışma koşulları konusunda çıkan haberleri kaçamak yanıtlarla geçiştirmeye çalıştıklarındaysa durum daha da kötüleşiyor.

Alman fotoğrafçı Michael Wolf Çin’deki Okumaya devam et


1 Yorum

Bumerang Ödülleri’nde İlk 3’ler Belirlendi!

2. Bumerang Ödülleri’nin ilk 3’e kalan finalistleri açıklandı ve ilk 10’daki bloglar için heyecanlı bekleyiş sona erdi. Kimini mutlu, kimini mutsuz eden sonuçlarla ilgili elbette her yarışmada olduğu gibi şaibeler, olumsuz yorumlar, dedikodular devam ediyor. Ancak bir kazananın olduğu her yerde en az bir de kaybeden olacağı düşünülürse, Okumaya devam et


Yorum bırakın

CEO’lar Büyüyüp Adam Olmuş Yetenek Peşinde!

New York Times’ın haberine göre bazı CEO’lar yeni mezun gençlerin görev ve sorumluluktan çok ödül ve promosyonlarla ilgilenmesinden yakınıyormuş. Bu yüzden de “başkasının elinde yetişip sonra bize gelsin” diye düşünüp İşe Alım uzmanlarına da bu yönde telkinlerde bulunuyormuş…


Yorum bırakın

Bumerang Blog Ödülleri 2012 Yarışmasının İlk Aşaması Tamam!

İlki geçen sene düzenlenen Bumerang Ödülleri’ne bu sene toplamda 1.599  site başvuru yaparken, 1.111 sitenin başvuruları onaylandı. Oylama sürecinin ilk aşaması olan “Oylama Süreci” boyunca ise 29.551 SMS gönderilerek, Okumaya devam et


Yorum bırakın

Sakarya Üniversitesi İKY Öğrencileri Desteklerinizi Bekliyor

Türkiye’nin ilk 4 yıllık İnsan Kaynakları Yönetimi lisans bölümü olan Sakarya Üniversitesi İKY bölümü öğrencilerine, yani geleceğin İK’cılarına, gelecekteki ekip arkadaşlarımıza ve meslektaşlarımıza destek olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bizler çoğumuz bambaşka lisans bölümlerinden mezun olup kendini farklı eğitimlerle geliştirmeye çalışan İK’cılarken Okumaya devam et


Yorum bırakın

“Yaptığımız İşin Okulu Yok, Mecburen Alaylıyız” Söylemi Geride Kaldı

“Bizim yaptığımız işin okulu yok mecburen alaylıyız” diyenlerin sayısı gittikçe azalıyor zira eskiden akademik dünyada ismi olmayan pek çok iş alanı artık üniversite programları arasında kendine yer buluyor. İnsan Kaynakları da bunlardan biri. Bundan 10 yıl öncesine kadar ismi “İnsan Kaynakları” olan bir bölüm bulunmadığından en İK’vari bölüm olarak Çalışma Ekonomisi görülüyor, Psikoloji, Sosyoloji gibi bölümlere de “eh işte, bundan da İK’cı olur” gözüyle bakılıyordu. Oysa artık gerçekten İnsan Kaynakları alanında kariyer yapmayı planlayan bir kişi lisans programları arasında kendine uygun olan bölümü seçebiliyor.

Bu gelişme elbette sadece İK alanına özgü değil. Üstelik bununla ilgili faydalı bir moda da yayılmaya başlamış durumda. Mezuniyet ardından iş garantisi ve kariyer vaat eden şirketler üniversitelerde kendi alanlarına uygun program açmak için destek veriyor. Sadece şirketler değil, ticaret odaları ve mesleki dernekler de bu gelişmelere öncülük ediyor ve ihtiyaç duyulan üniversite programlarını açıyor.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

İşveren Markası ve Coca Cola Mutluluk Fabrikası Reklamında İç Müşteri [Video]

mutluluk-fabrikasiBirkaç yıl önce ekranlarda sık sık karşımıza çıkan Coca Cola Mutluluk Fabrikası Reklamı‘nı hatırlıyoruzdur. Kutu kola makinesine bozuk para atan genç kolasını beklerken makinenin içinde bulunan kola fabrikasında heyecanlı bir hazırlık vardır. Uçan-zıplayan böcekler ve çalışkan penguenler bir şişe kola üretebilmek için canla başla çalışmaktadır ve hepsi de oldukça neşeli görünüyordur. Okumaya devam et


Yorum bırakın

PERYÖN 2013’ün Ücret Artışlarını Araştırıyor!

Türkiye’nin  İnsan Kaynakları alanındaki en köklü ve saygın derneği olan PERYÖN Personel Yöneticileri Derneği, İK’ya sağladığı katkılara her geçen gün bir yenisini eklemeye devam ediyor.

En son geçen ay İstanbul’da düzenlediği eşsiz kongrenin olumlu etkileri henüz akıllardan silinmemişken şimdi de yeni bir araştırma için dernek kolları sıvadı.

PERYÖN 2012 Ücret Artışı ismindeki bu anket çalışması önümüzdeki yılın maaş artışlarına dair öngörüleri araştırıyor. Daha önce de benzer şekilde Çalışan Devir Oranı gibi konularda araştırmalar yapan dernek Türkiye’de İnsan Kaynakları’na faydalı olacak çalışmalar yürütmeye devam edecek gibi görünüyor.

Tüm İK profesyonelleri kurumlarındaki bilgiyi paylaşarak araştırmaya katkı sağlayabilir ve daha sağlıklı veriler ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

Araştırmada PERYÖN ile paylaşmış olduğunuz veriler gizli tutulacak.
Siz de 5 dakikanızı ayırarak bu yararlı çalışmaya katkıda bulunmak isterseniz şuradan ulaşabilirsiniz.


Yorum bırakın

En Çalışkan Blog Sizce Hangisi?

Hürriyet’in desteğiyle kurulan ve bugün üye sayısı 20000’e ulaşan blog ekosistemi Bumerang bu sene de kendi kategorilerinde en iyi olan bloglara ödüllerini vermek üzere hazırlıklarını sürdürüyor.

En Tarz Blog, En Sosyal Blog, En Uyumlu Site gibi kategorilerin bulunduğu yarışmaya ben de blogumla En Çalışkan Blog kategorisinde adayım.

En Çalışkan Blog kategorisinin kriterlerini belirten “Hedef kitlesine uygun içerik zenginliği ve geniş arşivi ile dikkat çeken, blog içeriklerini düzenli aralıklarla güncelleyen, okuyucularına benzersiz araştırmalar sunan, yazılarını video ve görsellerle zenginleştiren, özgün ve farklı anlatıma sahip bilgileri içeren siteleri kapsar.” açıklamasına uygun bir blog yarattığım kanısındayım.

Birincilerin 29 Kasım 2012 Perşembe akşamı Hilton Convention Center’daki törende açıklanacağı yarışma için desteklerinizi bekliyorum. 🙂 Bunun için 15 Kasım gününe kadar http://bumerang.hurriyet.com.tr/bumerang-odulleri/52087.htm adresine tıklayarak oy vermeniz yeterli.

Bu blogu kuralı uzun zaman olmadı. Belki de blog dünyasına geç adım atanlardanım. Ancak bu gecikmenin bilincinde olarak, blogu yayına açtığım ilk 2 ay boyunca her gün paylaşımlarda bulundum. Son 1 aydır ise hayatımdaki büyük değişimler sebebiyle rayına oturtamadığım düzen yüzünden azaldı ancak yine gün aşırı paylaşımlarda bulunmaya devam ediyorum.

İlk günden beri, yeri geldi sabah erken kalkıp yazdım, yeri geldi öğle arasında mola vermeyip içerik oluşturmaya vakit ayırdım, ve hatta haftasonları hiç evden çıkmayarak tüm hafta paylaşabileceğim yazılar oluşturdum.

Blogum aracılığıyla birbirinden değerli bloggerlarla ve İK dünyasından profesyonellerle tanıştım. Birçok seminer, konferans ve zirveye katılımcı veya konuşmacı olmak üzere davetler aldım. Bu sayfalarla gelen olumlu olumsuz tüm eleştirilere mutlu oldum; paylaşımlarıma değer verilip yorum yapmaya vakit ayrıldığı için.

Bu blog sadece benim paylaşımlarımla var olmadı, okuyuculardan gelen eleştirilerle ve yorumlarla ilerledi. Şimdiyse bu paylaşım ortamını bir adım daha öteye taşımak için Bumerang Ödülleri‘nde destek bekliyorum. 🙂

Oylama süreci boyunca Türkiye’de olmayacağım için oy verme hakkım bulunmuyor, yani kendim bile kendime oy veremiyorum ve bence böylesi daha adil, kaderim tamamen okuyucularımın ellerinde. 🙂


Yorum bırakın

Bilişim Sektörüne Güncel Bir Bakış [Anket]


Dijital Pazarlama konusunda Türkiye’nin son zamanlarda en popüler blogu olan Webrazzi tarafından yaklaşık 1000 IT çalışanı ile yapılan anketin açıklanan sonuçları bazı bilinen gerçekleri tekrar vurgularken aynı zamanda çarpıcı veriler de sunuyor. Katılımcıların %58′inin 25-32 yaş aralığında olduğu ankete göre IT sektöründeki çalışanların sadece %3,4′ü kadın yazılımcı ve tasarımcılardan oluşuyor. Bu oranın, mühendislik fakültelerini tercih eden kız öğrenci sayısının her sene artıyor olmasına rağmen bu kadar düşük çıkması şaşırtıcı.

Sektördeki çalışanların rakamsal olarak çoğu (%51.4) kurumsal bir şirkette kadrolu olarak çalıştıklarını belirtirken, %19′u da son yılların trendi olan startup’larda çalışıyor. İlk bakışta bu oran zaman içinde startup oranının artması şeklinde değişecek gibi görünse de, bana kalırsa yeterince büyüdüğünde kurumsal şirkete dönüşen veya yeterince büyüyemediğinde ortadan kaldırılan startupların varlığıyla birlikte bu oranda çok da bir değişme gözlenmeyecek.

Sektörü uzmanlık alanlarına göre de oranlayan verilere göre pastanın en büyük dilimini backend yazılımcılar oluşturuyor. (What a surprise!) Oranı ise %59.6. Hemen ardındansa %18 ile frontend yazılım uzmanları takip ediyor.

Çoğunlukla sirkülasyon oranının yüksek olduğu söylenen Bilişim sektörü hakkında bilinenler bu anket ile değişecek gibi görünüyor. Zira katılımcılarının çoğu 5 yıldan uzun süredir sektörde olan anket katılımcılarının %46′sı, yani yarısı ikinci işlerinde çalışmaktaymış. Hiçbir sektörde çalışanların hayatlarını ilk girdikleri işte devam ettirmelerini beklemediğimizden bu sonuç gayet normal görünüyor.

Birçok yazılımcının hayalinin Silikon Vadisi olduğu bilindiğinden “Türkiye’dense yurtdışında çalışmayı tercih ederdim” diyenlerin oranının %76 çıkması da şaşırtıcı değil, aksine tahmin edilen gerçekleri bir kez daha vurgulayan bir veri olduğunu düşünüyorum.

“Bilişimde alaylı mı makbuldür, yoksa okullu mu?” sorusunun cevabı da bu ankette çok net bir şekilde “alaylı” olarak verilmiş. Hem de sektörün %63′ü lisans, %17′si yüksek lisans ve doktora mezunuyken. Bir yazılımcıyı en çok geliştirecek olanın kendi çabasıyla öğrenme deneyimi olduğunu bilenler %65 ile ağırlıklandırılmış. Çoğu sektör için bu söylenebilir aslında. Akademik bir kariyer hedeflenmiyorsa yıllarca okumak yerine her fırsatta staj yaparak, evde oturduğu yerde bir şeyler yazarak ve deneyerek kişinin kendine çok daha fazla katkı sağlayabileceğine inanıyorum.

Türkiye’de nispeten yeni olan Bilişim, BT, IT gibi farklı isimler ve kısaltmalarla tanımladığımız bu sektörün gelişim olanağı çoğunlukla yabancı yatırımcılara bağlanıyor, aksi halde “3-5 arkadaş toplanıp şirket kuralım”lara, biz risk almayı pek de sevmeyen Türkler çok sıcak bakmıyoruz.