Özellikle kariyer seçiminin başında olan üniversite öğrencilerinin kendilerine örnek alabileceği, fikirlerinden yararlanabileceği bir “rol model”e ihtiyacı vardır. Levo League kurucularından Amanda Pouchot’a göre, sizin geçeceğiniz yollardan daha önce geçmiş biri, hedeflerinizi belirlemenizde yardımcı olur, aynı zamanda iş hayatından profesyonellerle tanıştırır. Tüm bunları yapan gönüllü/profesyonel kişilere de son birkaç yıldır sıkça duyduğumuz mentor ismi veriliyor, ki bazı kurumlarda “rehber” versiyonunu da duyabilirsiniz.
Tag Archives: koçluk
Elif Şafak Derlemesiyle Tebriz’li Şems’in 40 Kuralı
Aramızda Elif Şafak’ın Aşk kitabını okumayan kaldı mı? İlk baskısını o pespembe dizaynla yapınca erkekler utanmış (?) öyle pembe kitap taşımaktan da sonradan bir de gri versiyonu çıkmıştı.
Her Şirkete Lazım: İşyeri Psikoloğu
“Çocuk da Yaparım Kariyer de” ve Cam Tavan Sendromu
Üniversitede ve yüksek lisansta özellikle sosyal içerikli bölümlerde sayıca hep baskın olan kadınlar iş hayatında neredeler? Nereye saklandılar, neden hep erkekleri görüyoruz özellkle yönetim kademelerinde? Okumaya devam et
Yönetici Değil Lider Bulmak Gerek! [Video]
Youtube’de MT programlarıyla ilgili bir video seyrederken sağ kolonda karşıma çıkan bir başka videoyu, liderlik ve yöneticilik arasındaki farkları çok net ve keyifli bir şekilde anlattığı için paylaşmak istedim. Videodaki anlatıcının ana argümanı asıl amacın “yönetmek” değil “liderlik etmek” olması gerektiği ve bunu sebepleriyle anlatarak “evet ben lider olmalıyım” dedirtiyor 5 dakikanın sonunda.
Bir “Lider”den Öğütler
Bugüne kadar Liderlik hakkında yazdığı kitaplar 25 dilde yayınlanıp 18 milyon satan, alanının en saygın uzmanlarından biri kabul edilen Ken Blanchard tüm dünyadaki İK yöneticilerine, kurumlarında etkin bir performans sistemi kurmalarını öğütlüyor. Blanchard’a göre etkin bir performans sisteminin 3 temel ögesi vardır:
- Performans Planlama: Bu aşamada performans ölçüm kriterlerinin ve “başarı” ölçütünün ne olduğu belirlenmeli. Standartlar ve hedefler açıkça ortaya koyulmalı.
- Günlük Koçluk: Aslında performans sisteminin en önemli kısmı olan koçluk Türkiye’deki kurumsal şirketlerde de yavaş yavaş prosedürel olarak yer almaya başladı ve hedefe giden yolda verilen geri bildirimlerin başarıya ciddi anlamda katkı sağladığı görülmeye başlandı.
- Performans Değerlendirme: Geçmiş dönemin değerlendirmesinin yapıldığı ve başarının ölçüldüğü bu aşama ne yazık ki en fazla zaman harcanan kısım oluyor. Oysa ki, günlük koçluk dediğimiz kısım layıkıyla gerçekleştiriliyor olsa hem gerçek başarı sağlanmış hem de bu aşamada fazla vakit kaybedilmemiş olur.
Koçluk ve 4. Boyut
Çağlar Çabuk‘un geçen sene Elma Yayınevi’nden çıkan “Koçluk ve 4. Boyut” kitabı, “neymiş bakalım şu koçluk” diyenler için güzel bir özet olacaktır. 100 sayfalık bu kitapta örnek olaylar üzerinden giderek koçluğun ne olduğu, ne olmadığı ve nasıl faydalanabileceğimiz anlatılıyor, kısa olduğu için de bir çırpıda okunuyor.
Koçluk denen ve ülkemizde profesyonel olarak son yıllarda yaygınlaşan bu uygulama diğer birkaç kavramla sıkça karıştırılıyor. Örneğin mentor, belirli bir alanda uzmanlaşmış kişinin o alandaki daha az tecrübeli kişilere yol göstermesi anlamında kullanılır. Çağlar Hanım’ın örneğini kullanacak olursak; usta-çırak ilişkisi, tarikatlardaki şeyh-mürit ilişkisi, Osmanlı’daki lalalık müessesesi bu kavramın geçmişten günümüze uzanan örnekleridir. Danışman, bildiği işi müşterilerine profesyonel olarak aktaran kişidir. Rehber, yol gösteren, öncü olan kişi anlamında kullanılır.
Çalışmak Bizi Mutlu Ediyor, Ya Sizi?
İngiltere’nin ilk ulusal refah raporu bu hafta açıklandı ve raporun vurguladığı nokta, işi olanların daha mutlu olduğu. Işsizlerin %45’i hayatından memnun olma değerlerinin 10 üzerinden 7’nin altında olduğunu belirtmiş. İş sahibi olanlarınsa sadece %20’si 10 üzerinden 7’nin altında puanlamış hayat memnuniyetlerini.
Bu oranın muhtemel bir sebebi iş sahibi olmayanların para sıkıntısı çekmesi olsa da önemli bir kısmı da kariyer hedeflerine ulaşamamanın ve boşlukta olmanın yarattığı strestir diye düşünüyorum. İş aradığım dönemde en çok “Acaba yarın nerede olacağım” endişesi yaşadığımı hatırlıyorum.