İşe Alınır Ki Bunlar :) [Video]
Yaptığım işle dalga geçildiğinin farkındayım ve buna kızmıyorum ya da üzülmüyorum, özellikle böyle yaratıcı ve eğlenceli paylaşımlar aracılığıyla olunca 🙂
At gözlüklerini çıkarmayı reddeden “personelci” zihniyetin hoşuna gitmese de, ben bu videoyu hazırlayanları yaratıcılık gerektiren bir pozisyona alırım, hiç çekinmeden.
İş Görüşmelerinde Nihat Doğan FBI’e Karşı!
Bunun için en basit yol ise bana kalırsa, iş görüşmeleri öncesinde yalanı nerede arayacağını bilmek. HireRight firmasının yaptığı bir araştırmaya göre, adayların 3’te 1’i geçmiş iş tecrübelerindeki tarihler konusunda doğruları çarpıtıyor. Bence eğer iş tecrübeleri hep kısa süreli olmuşsa ve iki iş arasındaki boşluk uzunsa bu konu irdelenmeli. Şu ana kadar görüşmelerde elediğim adayların yaklaşık %20’sini bu tarihler konusunda verdiği çelişkili cevaplar veya örneğin 2 sene boyunca evde boş oturmuş olmasını mantıklı bir nedene dayandıramaması gibi sebeplerle olumsuz bulmuşumdur.
İşsiz Kalma Korkusu Bir Bende Yokmuş!
GlobeScan firması tarafından BBC World için yapılan “Dünya Konuşuyor” isimli araştırmaya 23 ülkeden 11 bin kişi katıldı. Bu sene üçüncüsü yapılan araştırma, farklı kaygı türlerinin yer aldığı bir mevcut endişeler listesinin katılımcılar tarafından derecelendirmesi üzerine kuruldu.
Sonuçlara göre bizleri en çok endişelendiren, yolsuzluk kaygısı olarak belirlendi. İkinci sıradaki yoksulluğu, bir sonraki sırada işsizlik takip ediyor. Geçen seneye göre yükselen işsiz kalma kaygısı, 3 yıl önce yapılan araştırmayla kıyaslandığındaysa oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya çıkıyor. İşsizlik korkusu 3 yıllık bu zaman diliminde tam 6 kat artmış.
Bunun yanında araştırmanın bir başka boyutuysa, ülkelere göre kaygı kıyaslamaları yapıyor oluşu. Örneğin, gelişmekte olan ülkelerin en büyük korkusu işsizlik iken, gelişmiş ülkeler iklim değişikliği gibi daha günlük ve uzun vadeli sorunlara odaklanıyor.
Senin İşin Benim İşimi Döver Mi?
İnsan Kaynakları araştırma şirketi Mercer’in “what’s working” isimli araştırmasına 17 sektörden katılan 30 bin çalışan iş memnuniyetlerini puanladılar. Araştırma sonucuna göre, işinden en memnun olan gençler aynı zamanda işi bırakmayı en çok düşünen grup olarak belirlenmiş. İşte Y kuşağının dilemması!
İşten ayrılma isteğine verilen cevaplar yaş aralıklarına göre gruplanınca şu sonu ortaya çıkıyor:
16-24 yaş arasındakilerin %46’sı işlerini bırakmayı akıllarından geçirirken 25-34 yaş aralığındakilerin %40’ı bu düşünceye sahipler. Oranlar çok ciddi fark göstermese de, iş hayatında yeni olanların “bu iş güzel ama ay acaba şu iş daha güzel midir” merakı ile senin işin – benim işim kıyaslamasının bu sonuca sebebiyet vermiş olması muhtemel görünüyor. O 16-24’lük kesimde yer aldığımdan olsa gerek, işimden ne kadar mutlu olsam da, arkadaşlarım kendi işlerini anlattıklarında bilinçsiz bir şekilde kıyaslama yapıyor ve eğer daha iyi olduğuna inanmışsam “ben de orada mı çalışsaydım acaba” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Ve eminim ki, o arkadaşlarım da aynısını benim anlattıklarım hakkında düşünüyor ve benim yerimde olmak istiyor.
Senin İşin Benim İşimi Döver Mi?
Maaş Zammı Neye Göre Belirleniyor?
Ülkemizde çoğu firma yılda sadece 1 kez çalışan maaşlarına zam yapıyor, o dönem de genelde yıl sonu / yıl başı zamanına denk getiriliyor. 2012 maaş zammı araştırmalarına ait sonuçların ortak noktalarından biri de, bu sene de en yüksek zam oranlarının IT, Enerji ve Yönetim Danışmanlığı gibi karlılığı yüksek sektörlerde olacağı beklentisi.
Geçmiş yıllara göre değişime uğrayan maaş zammı uygulamalarında özellikle “kıdeme göre artış”tan, “performansa göre artış” değişimi göze çarpıyor.
Geçtiğimiz sene, yani 2012’nin başındaki ücret artışları belirlenirken yöneticilerin öncelik sıralaması şu şekildeydi:
1. Performans: %41
2. Enflasyon: %33
3. Piyasa koşulları: %14
3. Pozisyonun önemi: %12
Aslında her ne kadar bu maaş artışlarının açıklandığı zamanları iple çekiyor olsak da, öte yandan yapılan pek çok araştırma da pozisyon artışının maaş zammından daha fazla önemsendiğini ortaya koyuyor. Neticede, çoğu şirkette ücretlendirme politikası gizlilik üzerine kurulu olduğundan maaş artışının mutluluğunu veya hüznünü kendi içimize yaşıyor olsak ve ilk iki haftadan sonra o ruh halinden çıkıp alışıyor olsak da, bulunduğumuz pozisyonunun getirdiklerini tüm yıl boyunca yaşamaya devam ediyoruz.
Bana kalırsa olması gereken bunların bir karmasıdır. Yani tüm çalışanlara TEFE-TÜFE’ye göre belirlenmiş bir oranda zam mutlaka olmalı, buna ek olarak piyasa koşulları göz önünde bulundurularak performans bazlı zam yapılmalıdır.
CV’nizi “Amaaan”dan “Vay Be”ye Çevirmenin Yolları
Glassdoor’un kariyer uzmanı Jacqui Barnett-Poindexter’a göre iş başvurunuzu çöpe gitmekten kurtaracak 5 ipucu var.
Ne Olduğun Umrumda Değil, Ne Olacağını Anlat Bana!
Psikolog Heidi Grant Halvorson, HBR’daki son yazısında Stanford Üniversitesi’nden Tormala ve Jia ile Harvard’dan Norton’ın yaptıkları bir deneyler dizisinden söz ediyor.
Yönetici Değil Lider Bulmak Gerek! [Video]
Youtube’de MT programlarıyla ilgili bir video seyrederken sağ kolonda karşıma çıkan bir başka videoyu, liderlik ve yöneticilik arasındaki farkları çok net ve keyifli bir şekilde anlattığı için paylaşmak istedim. Videodaki anlatıcının ana argümanı asıl amacın “yönetmek” değil “liderlik etmek” olması gerektiği ve bunu sebepleriyle anlatarak “evet ben lider olmalıyım” dedirtiyor 5 dakikanın sonunda.
Kadının (T)adı Yok!
John Eccleston’ın Personnel Today’de yazdığına göre, İngiltere’de yapılan son araştırmada iş teklifini değerlendirirken maaştansa sahip olabileceği iş memnuniyetini göz önünde bulunduranların oranı %87 olarak belirlenmiş. Tabii, parayı ikinci planda düşünmek için belli bir gelir seviyesine ulaşmış olmak gerekiyor ancak dünya genelinde son yıllarda yapılan birçok araştırma çalışanların önem sıralamalarında bu faktörün yükseldiğini gösteriyor.
Memnuniyet gibi yükselen bir başka değer ise iş-özel yaşam dengesi. “Benim için kariyer yolumda en önemli değer iş-özel yaşam dengesi kurabiliyor olmamdır” diyenlerin (%83) çoğunluğu da tahmin edilebileceği gibi kadın. Her ne kadar bu veriler kadın-erkek eşitliğinin ve ev işlerinde görev paylaşımının ülkemize nispeten daha adil olduğu İngiltere’de elde edilmiş olsa da, kadın her yerde çocukla ve ev işleriyle öncelikle ilgilenmesi gereken kişi olarak görüldüğünden sonuç pek de şaşırtıcı olmuyor.
“En İyiler” Nereye Gidiyor?
Özellikle iş gücü devir oranı yüksek olan şirketlerde simalar sürekli değişir. Örneğin, Turizm sektöründeki kurumlar bunlardandır. Yaklaşık 300 kişinin çalıştığı Divan İstanbul Otel’deki işimden ayrıldıktan sadece 4 ay sonra ziyarete gittiğimde koridorda karşılaştığım kişilerin çoğunu ilk kez görüyordum. Eğer işten çıkarmaların yoğun olmadığı bir şirketse, ayrılan çalışanların büyük çoğunluğu daha iyi ücret alabilecekleri ve daha prestijli bir kartvizit edinebilecekleri rakiplere gittiği için yaşanıyordur bu sirkülasyon.
- Çalışanlarını birer iş ortağı (partner) olarak gören yöneticiler,
- Neler olduğuna dair tüm çalışanları bilgilendirmeye yönelik şirket politikası,
- Önemli kararlarda çalışanlara söz hakkı veriliyor olması
Tüm bunların temelinde çalışana kendini değerli hissettirme amacı var. Eğer şirketle ilgili önemli haberleri gazeteden okuyorlarsa, çalışanlar kendilerini o kurumun bir parçası olarak hissedemeyeceklerdir. Bunların yanısıra yöneticisiyle yılda sadece 3-4 kere yüzyüze konuşma fırsatı bulabilen kişilerin başka iş arayışına girmesi, o kadar da olağandışı karşılanmamalıdır.
Y Kuşağı Ofiste Çılgın Atıyor!
Ofis mobilyaları tasarlayan Knoll için Michael O’Neill tarafından yapılan ve CNN Edition’da haberi yayınlanan araştırmaya göre iş yaşamında birçok uygulamayı düzenleme gereği yaratan Y kuşağı şimdi de ofis düzenimizi değiştirecek görünüyor. 40 ülkedeki 15 bin çalışanın katılımıyla yapılan araştırma 4 jenerasyonu kapsıyor ve raporunu öncekiler ile Y jenerasyonunu ile karşılaştırarak sunuyor.