selinyetimoglu.com

PCC Profesyonel Kariyer Koçu & Kariyer Danışmanı, Ex-HR


1 Yorum

Koçluk ve 4. Boyut

Çağlar Çabuk‘un geçen sene Elma Yayınevi’nden çıkan “Koçluk ve 4. Boyut” kitabı, “neymiş bakalım şu koçluk” diyenler için güzel bir özet olacaktır. 100 sayfalık bu kitapta örnek olaylar üzerinden giderek koçluğun ne olduğu, ne olmadığı ve nasıl faydalanabileceğimiz anlatılıyor, kısa olduğu için de bir çırpıda okunuyor.

Koçluk denen ve ülkemizde profesyonel olarak son yıllarda yaygınlaşan bu uygulama diğer birkaç kavramla sıkça karıştırılıyor. Örneğin mentor, belirli bir alanda uzmanlaşmış kişinin o alandaki daha az tecrübeli kişilere yol göstermesi anlamında kullanılır. Çağlar Hanım’ın örneğini kullanacak olursak; usta-çırak ilişkisi, tarikatlardaki şeyh-mürit ilişkisi, Osmanlı’daki lalalık müessesesi bu kavramın geçmişten günümüze uzanan örnekleridir. Danışman, bildiği işi müşterilerine profesyonel olarak aktaran kişidir. Rehber, yol gösteren, öncü olan kişi anlamında kullanılır.

Okumaya devam et →


1 Yorum

Çalışmak Bizi Mutlu Ediyor, Ya Sizi?

 

İngiltere’nin ilk ulusal refah raporu bu hafta açıklandı ve raporun vurguladığı nokta, işi olanların daha mutlu olduğu. Işsizlerin %45’i hayatından memnun olma değerlerinin 10 üzerinden 7’nin altında olduğunu belirtmiş. İş sahibi olanlarınsa sadece %20’si 10 üzerinden 7’nin altında puanlamış hayat memnuniyetlerini.

Bu oranın muhtemel bir sebebi iş sahibi olmayanların para sıkıntısı çekmesi olsa da önemli bir kısmı da kariyer hedeflerine ulaşamamanın ve boşlukta olmanın yarattığı strestir diye düşünüyorum. İş aradığım dönemde en çok “Acaba yarın nerede olacağım” endişesi yaşadığımı hatırlıyorum.

Okumaya devam et →


3 Yorum

İnsan Kaynakları, Yani Boş İşler Departmanı

 

Bir çok sektörde, birbirinden apayrı şirketlerde hem kendim gözlemlediğim hem de İnsan Kaynaklarcı arkadaşlarımdan sıkça duyduğum bir yakınmadır: “kimse bizi sevmiyor”. Eğer bu yazıyı okuyan bir İnsan Kaynaklarcıysanız bu hissi biliyorsunuzdur, farklı bir departmandan profesyonelseniz de “ama siz de şöylesiniz böylesiniz” gibi gerekçelerin aklınızdan geçtiğine eminim. Belki sizin için inanması zor ancak, şık giyinip plaza koridorlarında topuk sesleriyle, bilezik şıngırtılarıyla salınmaktan, Okumaya devam et →


1 Yorum

Referans Mektubu Nasıl İstenir?

Türkiye’de çok yaygın olmasa da kimi şirketler iş başvurularında referans mektubu talep edebiliyorlar, bunun yanında hemen hemen tüm akademik programlar başvuru esnasında “2 adet referans mektubu” maddesini istenen belgeler arasına yerleştiriyorlar. Öğrenciler de, iş hayatında yer alanlar da “referans mektubunu kimden alsam, nasıl istesem” derdine düşüyor. Benim tavsiyem akademik dünyada, sizi tanıyan en yüksek mevkideki hocadan istemeniz, iş dünyasında da sizi tanıyanlar arasında ünvanı en yüksek ya da çevresi en geniş olan yöneticiden talep etmeniz. “Nasıl referans mektubu istenir” kısmına gelirsek de, üç ana başlık altında toplayarak başarılı sonuca ulaşabiliriz. Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Türkiye’nin En Büyük 50 Şirketi

İstanbul Sanayi Odası bugün açıkladı:

2011’de Türkiye’deki ilk 50 Sanayi Kuruluşu’nun sıralaması şu şekilde:

1.Tüpraş
2.Ford
3.EÜAŞ
4.Oyak Renault
5.Arçelik
6.Erdemir
7.Tofaş
8.Türkiye Şeker Fab.
9.Vestel
10.Aygaz

Okumaya devam et →


2 Yorum

Bir İnsan Kaynakları Masalı

Hani bazı kitaplar vardır, “uykuya dalmadan önce bi yarım saat okuyayım” diye başlarsınız, bir bakarsınız sonuna gelmişsiniz bile, işte Özden Aslan’ın “Bir İnsan Kaynakları Masalı” isimli kitabı da onlardan biri. İsmine bakıp sadece İnsan Kaynaklarcıların ilgisini çekeceğini düşünmek yanlış olur. Bence profesyonel hayata yeni başlayan veya başlamak üzere olan herkesin keyifle okuyarak kendine yol haritaları belirleyebileceği bir “masal kitabı”. Okumaya devam et →


3 Yorum

Y Jenerasyonu Gerçek mi, Yoksa Sadece Bir Mit mi?

Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram olan “Y Kuşağı” acaba gerçekten bahsedildiği gibi korkup kaçmamız ya da kalıp savaşmamız gereken bir topluluk mu? Bu konuyla ilgili eğitim programları oluşturuluyor, kitaplar yazılıyor, seminerler düzenleniyor ve dillerde bir kuşak muhabbeti tutturulmuş gidiyor. Peki nedir bu kadar büyük olay olan bu Y kuşağı, kimlerdendir?

İlk olarak William Strauss ve Neil Howe‘un 1991 yılında yayımladıkları kitapta bahsettikleri ve bugün Strauss-Howe Jenerasyonel Teori olarak da adlandırılan, nesilleri doğum yıllarına göre ayırarak her nesle farklı karakteristik özellikler atfeden tarihsel teoriye dayanır. Bu iki tarihçi, önce yılları dönemlere, sonra da dönemleri nesillere ayırır. İçinde bulunduğumuz Okumaya devam et →

Zirve Var, Gitmek Gerek..

Yorum bırakın

Kariyer ve İnsan Kaynakları dergilerinden HRdergi‘nin 21 Eylül 2012 tarihinde Marriot Otel’de düzenleyeceği 9. Seçme ve Yerleştirme Zirvesi kendini geliştirmek isteyen ve İnsan Kaynakları’na gönül vermiş profesyonelleri bekliyor. Etkinliğin sponsorları da Davranış Bilimleri Enstitüsü ve Baltaş Danışmanlık‘mış.

This gallery contains 1 photo.


Yorum bırakın

“Biliyorsunuz, bizim sektörde turnover oranı yüksektir”

Personel sirkülasyonu, iş gücü devri gibi kullanımları da yaygın olan kavramın, sanıyorum ki Türkçe olmayışının verdiği çekicilik sebebiyle, en sık duyduğumuz hali “turnover oranı”dır. Turnover kötü bir şeydir. Düşük olması güzeldir. Yükseldi mi panikleyerek “n’oluyor, niye gidiyor, nereye gidiyor çalışanlar?!” diye sorgulamak gerekir.

 

İlk kez duyanlar için “Turnover 101: Introduction to Turnover” kısmı bitti, şimdi gelelim detaylı tanıma: Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Artık İnsan Kaynakları’nın da Kanalı Var!

Tüm İnsan Kaynakları profesyonelleri için müjdem var: İngiltere’den iki İnsan Kaynakları firmasının (Annapurna HR ve OrgVue)    öncülüğünde kurulan bir kanalımız var artık. HRTN TV ismi verilen bu kanal sitesinde röportajlardan duyurulara, seminer videolarından tartışmalara kadar birçok içerik yer alıyor. Belki siz de benim yaptığım gibi Okumaya devam et →


Yorum bırakın

Çalışan Bağlılığı Oluşturmak, Ya Da Oluşturmamak

Memnuniyetsizlik hayatımızın birçok alanında hem kendi içimizde hissettiğimiz hem de çevremizdekilerden duyduğumuz olumsuz hikayelerin özeti. Günümüzün yarısını geçirdiğimiz işyerlerimiz için de bazen durum böyle olabiliyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre çalışanların %66’sı çalıştıkları şirketten memnun değil ve %60’ı da aktif olarak yeni iş arayışında. Bulunduğu yerden memnun olmayan, başka bir deyişle “gözü dışarıda” olan çalışandan gelecek fayda da hr.com yazarı David Bator’a göre, bağlı bir çalışanın sadece %50’si yani yarısı kadar. Aldığı maaş %100 iken sağladığı fayda %50 ise, ve bu durumda olan çalışanların da sayıca çoğunlukta olduklarını düşünürsek bütün resme baktığımızda ortada çok ciddi bir kayıp olduğunu görebiliriz.

Okumaya devam et →