selinyetimoglu.com

PCC Profesyonel Kariyer Koçu & Kariyer Danışmanı, Ex-HR


3 Yorum

Kendinizle İlgili Hayallerinize Ulaşmanın Eğlenceli Yolları-1

Evet, geldik mi yine yılın o dönemine. Hani şu “Bu sene iyi geçmedi söylemem lazım… Kendime yeni bir ben lazım…” dönemi. Tanıdık geldi, değil mi? Biliyorum, hepimizde var ondan. Mantıklı olduğunu söyleyemem fakat evet seviyoruz bu dönemi. Her sene yeni yılı kutluyoruz. Ne için? Belki de hayallerimiz ve hedeflerimiz olduğu için… Yeni başlangıçları, kalbimiz kadar temiz sayfaları açmayı sevdiğimiz için… Eski hataları geride bırakıp en baştan başlayacağımıza inandığımız için…

Peki bu hayallerin, yeni başlangıçların kaç tanesini hayata geçirmek için gerçekten ama G-E-R-Ç-E-K-T-E-N çaba harcıyoruz? Okumaya devam et


Yorum bırakın

Koç-vari Liderler Neredeler?

Koçluk yaptığım yöneticilere bakıyorum da, aslında kurumsalda en temelde 2 tip danışan-yönetici var:

Birinci tip, kendi isteğiyle gelenler. Bu kişiler ağırlıkla kendini geliştirmeyi yürekten isteyen ve belli bir sürecin sonunda gelişime açık alanlarını güçlendirmeyi veya en azından önemsizleştirecek aksiyonlar almayı başaran kişiler. Okumaya devam et


Yorum bırakın

Doğru İşe Alım İçin Yetenek Kâşifi Olmak

Ey İşe Alım Ahalisi!

Yoksa siz bu kitabı hala okumadınız mı? Tabii ki sevgili Ozan Dağdeviren’in Yetenek Kâşifi kitabından bahsediyorum. 🙂

Henüz okumamış olanlar için fragman, okuyanlar içinse perde arkası niyetine; Ozan ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbet taze çıktı!

 

  • Ozancım, Yetenek Kâşifi’ni yazmana neden olan, seni bu yola yönlendiren neydi?

Bir şirketin başarısına, karlılığına, o kurumda çalışan insanların memnuniyetine en doğrudan ve en kuvvetli etkiyi yaratan şeyin doğru işe alım kararları olduğunu düşünüyorum. Bu noktayı şirket yöneticileriyle olan konuşmalarda ortaya koyduğumda pek itiraz eden de olmuyor açıkçası. Ancak işin garip tarafı, iş görüşmelerinin nasıl daha verimli, adayı daha iyi tanımaya ve daha doğru işe alım kararları vermeye yardımcı olacak şekilde Okumaya devam et


Yorum bırakın

Koçluk Tarzı Yöneticilik Modeli

Artık yöneticilik becerisi denen, liderlik yetkinliği olarak beklenen şey: “höt höt” tarzı, dediğim dedik, sadece emreden direktif veren, dahil etmeden iş sonuçlarına göre yargılayan, sormadan kesip biçen “müdür”ler değil. Ve size bir sır vereyim mi? Bu değişim dün gece gerçekleşmedi! Oldukça uzun bir zamandır böyle bu. Terfi veya işe alım süreçlerinde kullanılan değerlendirme merkezlerinde, sorgulanan pozisyon yöneticilik yetkinliği gerektirdiği anda sorgulanmaya başlanan liderlik becerisi aslında koç yöneticilik veya koçvari yöneticilik dediğimizdir. Ve şimdi çoğu Y kuşağı olan astlarınızın da beklentisi ve ihtiyacı tam olarak bu yönde. Bir yönetici olarak onlara direktif vermek yerine koçluk yapmak bir işi en etkili yöntemle yapmalarını, kendilerine daha çok güven duymalarını ve inisiyatif kullanma becerilerini artırır.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Kendi Belirlediği Hedeflere Ulaşamayanlardan Mısınız?

Evet siz! Evet ben! Sen! O! Hepimiz! 🙂 İnsanoğlunun 2017 yılındaki ortak problemleri listesinde ilk 5’i zorlar: Kendimiz için, kendi isteğimizle (hani başımıza silah falan dayatılmadan) sadece kendimizi etkileyecek şekilde belirlediğimiz hedeflerimize ulaşamıyoruz! Nereden mi biliyorum? Ben bir koçum, haftada ortalama 10 kişi bana, bazen kendisine itiraf etmekte bile zorlandığı şeyleri anlatıyor. Ve bu “şey”lerin çoğunluğu, “hayalindeki BEN”e ulaşamamakla ilgili.

Okumaya devam et


1 Yorum

Bir Hayaliniz Varsa Ona Sıkı Sıkıya Tutunmalısınız. Neden mi?

Geçen sene İngiltere’ye ilk kez gidişimizin ardından, “nasıl olur da bugüne kadar Harry Potter’ın hiçbir filmini izlememiş oluruz?” diye düşünmeye başlamıştık. Bir sonraki İngiltere planımıza İskoçya’yı da dahil edince kendimize bir hedef koyduk; İngiltere’ye gitmeden önce tüm seriyi izlemiş olmalıyız! Ve hedefi kısa zamanda büyük ölçüde tamamladık. 🙂 Kalan kısmını da İngiltere’ye gittiğimiz ilk günlerde otel odalarında ve otobüs garlarında izleyerek bitirdik. Böylece J.K Rowling’in kitabı yazdığı cafeleri veya filmlerin çekildiği yerleri dolaşırken hedefimize ulaşmış durumdaydık. Fakat başlıkta bahsettiğim, sıkı sıkıya tutunmamız gereken hayal bu değil elbette. J.K. Rowling’in hayallerinden bahsedeceğim şimdi biraz.

Belki daha önce hiç duymadınız ancak arkadaşlarının ona hitap ettiği isimle JO’nun hayatı hiç de kolay değilmiş bu kadar ünlü olmadan önce. Okumaya devam et


Yorum bırakın

Tebrikler Artık Bir Yöneticisiniz! Peki Şimdi N’olacak?

Bugün üniversite öğrencisinden tecrübelisine kadar çoğu kişinin kariyer hedefi “yönetici olmak”. Yöneticilik, çalışma hayatının yaklaşık ilk 10 yılındayken bakıldığında “zirve” olarak görünen bir “ara istasyon”. Yönetici olmak, maalesef kimliğimizin unvanlarla belirlendiği bu kapitalist dünyada önemli bir hedef. Herkes bir yönetici olmak için gerekli adımları atmaya çalışıyor fakat çok az kişi iyi bir yönetici olmak için gerekli adımları biliyor, merak ediyor veya o adımları atıyor. Bir sabah uyanıyor ve yönetici olmuş. Bu aslında yepyeni krizler, çözülmesi gereken yepyeni sorunlar ve yönetilmesi gereken bambaşka bir organizasyon anlamına geliyorken, çoğu zaman kişiler bu sürece özel bir hazırlık yapmıyorlar, doğal yetenekleri varsa ne mutlu, yoksa şimdi uğraş dur bakalım. Okumaya devam et


Yorum bırakın

Assessment Center (Değerlendirme Merkezi Uygulamaları)’a nasıl hazırlanılır?

Her hafta, değerlendirme merkezi (assessment center) uygulamasına katılacak olan ortalama 4 kişiye prova yaptırıyorum. Bugüne kadar, yeni mezunundan genel müdür yardımcısına dek pek çok adayla çalıştım ve onlara önlerindeki bu önemli sürece en iyi şekilde hazırlanmaları için destek oldum. Bugüne kadar iş simülasyonu, değerlendirme merkezi veya assessment center uygulaması olarak bilinen bu süreçte yüzlerce adayla çalışma fırsatım oldu. Amacım bunların bir kısmında karşımdaki kişiyi gerçekten terfi ettirmek veya işe almakken, bir kısmındaysa kişinin çalıştığı şirkette yükselmesi için veya işe alım sürecindeki son aşamayı da başarıyla atlatması için gerekli önkoşul olan bu sürece daha hazır ve özgüvenli bir şekilde girebilmesini sağlamaktı. Tüm bu çalışmalar sonucunda gördüm ki, her bireyin farklı artı ve eksileri olduğu gibi hemen herkeste ortak olan gelişim alanları da var. Kişinin kendine has güçlü yönlerini keşfetmesi ve parlatması, zayıf yönlerini keşfetmesi ve geliştirmesi için neler yapmak gerektiğini paylaşmam, geri bildirim verebilmem için elbette oturup gerçek bir assessment center uygulamasını veya provasını baştan sona yapmam gerekli. Ancak daha genel olarak değerlendirme merkezine nasıl hazırlanılır sorusuna cevap verebilmek için bu yazıyı paylaşmaya karar verdim. Okumaya devam et


3 Yorum

Öfke Yönetimi Konusuna Gelmeden Önce; Öfkeyi Önlemenin 7 Yolu

Hadi itiraf edelim, hepimizin çevresinde aynı ortamda bulunmaktan hoşlanmadığı kişiler var. Kimi iş arkadaşına, kimi müşterisine, kimi yöneticisine asıl söylemek istediklerini değil de söylemesi gerekenleri söyleyerek “idare ediyor”, bazen de edemiyor. Bir de aynayı öte tarafa çevirelim. İnsanlar doğru olduğunu düşündüğü davranışları yapar, faydalı olduğunu düşündüğü sözleri söyler. Çoğu zaman çoğu kişi, kabalık etmek amacıyla kabalık etmez, aslında normal olduğunu hatta belki kibarlık ettiğini düşünüyordur fakat ağzından çıkan sözle, beden diliyle, mimikleriyle kabalık edebilir. Kime sorsanız iş yerindeki kişilere iyi davranıyordur, iyi bir çalışma arkadaşı, düşünceli bir yönetici, kolay bir müşteridir. Çoğunluk Okumaya devam et


Yorum bırakın

Kendine en uygun kariyer hedeflerini 12’den vuracak bir OK atabilmek

İngiltere’de yaşayan İngiliz bir baba, oğlunun meslek seçim sürecinde koçluk yapmam için bana ulaştığında çok şaşırmıştım. O an, gerçekten uzmanlık denen şeyin dünyanın her yerinden ulaşılabilir olması gerektiğini düşündüm. Sadece kariyer koçluğu için konuşmayalım, dünyanın her yerinde farklı farklı uzmanlık alanları var ve teknolojinin mesafeleri azaltması her birimiz için bu uzmanlıkları daha ulaşılabilir kılıyor.

Okumaya devam et


8 Yorum

Nörobilimcilere Göre, Stressiz Bir Yaşam İçin Bu Şarkıları Dinlemeliyiz!

Eğitimlerimde sık sık katılımcıların stres seviyeleriyle ilgili gözlem yapma fırsatı buluyorum. Bir “stresmetre” gösteriyor ve kendi streslerini ölçmelerini istiyorum. Uzun zamandır kendini “stressiz” veya “az stresli” olarak tanımlayan biriyle tanışamadım. Kime sorsak yüksek derecede stresle baş etmeye çalışıyor. Orta seviyede stres hissedenleri tebrik eder ve “Vaov, nasıl başarıyorsun?” diye akıl ister olduk. Çok sayıda stres kaynağımız var, kişisel problemler, evin dertleri, çocukların dersleri, iş yerinde termini yaklaşan projeler, TV’de iç ve dış politika, ekonomik kriz geldi mi geliyor mu derken stres seviyesi hızla artıyor. Bu stresi azaltmanın veya onunla dans etmeyi öğrenmenin pek çok yolu var elbette. Okumaya devam et


Yorum bırakın

Kahkaha Yogası: “Gülmek için komik bir şey olmasını beklememe sanatı”

Bir önceki yazımda kahkaha yogası nedir, ne değildir, ne işe yarar ve bilim bize bu konuda neler anlatıyor gibi konularda upuzun bir yazı paylaşmıştım. Bu kez, “kendi hayatınızda kahkahayı nasıl artırabilirsiniz?” sorusuna yanıt vereceğim dilim döndüğünce. Okumaya devam et