selinyetimoglu.com

PCC Profesyonel Kariyer Koçu & Kariyer Danışmanı, Ex-HR


3 Yorum

Açık Ofiste Çalışmak Ne Kadar Verimli?

Son yıllarda işteki verimlilik üzerine sohbet ettiğim pek çok kişiden aynı şeyi duyuyorum: “Açık ofiste odaklanarak çalışamıyorum!” Açık ofisler, az metrekarede çok iş gücü çalıştırma isteğinin bir sonucu olarak ortaya çıkarken uydurulan kılıf “sürekli iletişim” olmuştu. Oysaki “yonca” da denen kübik masalarda aralarına 50 cm paravan koyulan kişiler birbirlerinin yüzünü görmek için ayağa kalkmak zorunda kalırken ortamın sesi dolayısıyla beynin yorulma hızı da her geçen gün katlanarak artıyordu. Dolayısıyla ortada ne iletişim kalıyordu ne de verim. Üstelik bu ortamların daha öfkeli bireyler yaratıp Okumaya devam et


1 Yorum

Biri Organizasyonel Gelişim mi Dedi?

Her yıl farklı ülkelerde düzenlenen IODA Uluslararası Organizasyonel Gelişim Zirvesi bu yıl ilk defa Türkiye’de, 20’ye yakın ülkenin katılımı ile gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin ilk organizasyonel gelişim zirvesi olacak olan konferans, Türkiye’den ve faklı ülkelerden yöneticileri, İnsan Kaynakları profesyonellerini ve gelişim uzmanlarını İstanbul’da buluşturuyor.

Benim de kurucu üyeleri arasında yer aldığım IODA Uluslararası Organizasyonel Gelişim Derneği tarafından düzenlenecek olan zirve Okumaya devam et


3 Yorum

Doğru Zamanda Doğru Şeyi Yapmak

Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar”da anlattığı bir hikaye vardır. Doğru zaman, doğru insan ve en gerekli şeyi anlatır. Bugün o hikayeyi paylaşacağım.

Bir zamanlar kralın biri şayet bir işe doğru zamanda başlamayı bilirse, kimin sözüne kulak verip kimden uzak duracağını bilirse ve de hepsinden önemlisi, her zaman yapması gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilirse, giriştiği hiçbir işte başarısızlığa uğramayacağını düşünmüş.

Okumaya devam et


5 Yorum

Daha Fazla Kahkaha, Daha Az Stres

1 saat kahkaha atmak, mutluluk hormonlarından olan endorfinin 24 saat boyunca yüksek oranda salgılanmasını destekleyerek gün boyu iyi hissetmemizi sağlar. Gülmek, stres seviyesini azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir. Bedendeki oksijeni artırarak beynin daha aktif çalışmasını sağlar. Bu da kişinin daha odaklı, yaratıcı ve üretken olmasıyla sonuçlanır. Başkalarıyla birlikte gülmek sosyal ilişkilerimizi iyileştirir. Kişileri kaynaştırır ve birbirlerine olan ön yargılarını kaldırarak daha empatik bir iletişim kurmalarını sağlar. Aynı zamanda sorunlarla daha kolay baş edilmesini sağlar.

Okumaya devam et


3 Yorum

Gülme İşini Neden Ciddiye Almalısınız?

“Ben komik bir şaka duymayı sevmem” veya “ben beni güldüren insanlardan hoşlanmam” der misiniz?

Zannetmiyorum. 🙂

Belki “kızlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanırlar” klişesindeki “kızlar”ın bir erkekte aradıkları tek özellik bu değildir. Veya sinemaya her gidişimizde illa komedi filmi izleyeceğiz diye bir kaide yoktur. Ancak gülmekten hepimiz keyif alırız.

Daha güçlü bir iletişim

University College London’dan Alan Gray 2015’te bir araştırma yayınladı. Araştırmada Oxford Üniversitesi’nde birbirini önceden tanımayan 112 öğrenci gruplara ayrıldı. Katılımcılara 10 dakikalık farklı videolar izletildi. Okumaya devam et


3 Yorum

Ülkece Daha Çok Gülebilmeyi Nasıl Başarırız?

  • En son ne zaman karnınızı tuta tuta kahkaha attınız?
  • Hayatınızda gülmekten sandalyeden düşmenize sebep olabilecek kişiler kimler?
  • Her gün içten gülmekten yanaklarınızın ağrıyacağı bir yaşam için şu anda yapmadığınız neler yapabilirsiniz?

Bazen sanki insanlar eskisi kadar neşeli değillermiş, olamıyorlarmış gibi geliyor. Sanki bundan 15-20 sene önce daha fazla kahkaha, daha fazla neşeli zaman, daha basit mutluluk kaynakları vardı. Bu dediğim klişe bir nostaljiden kaynaklanmıyor. 90’lar güzellemesi yapacak değilim lakin sanki teknoloji geliştikçe, yapay kaynaklar arttıkça su gibi oksijen gibi gülmek de bir doğal kaynak olarak azalıyor. Eğer bu yalnızca benim düşüncem değilse, ya bundan 20 sene sonra da bugünkünden daha az neşeli, daha az gülen, daha zor mutlu olan insanlara dönüşürsek? Düşüncesi bile dehşet verici!

Okumaya devam et


1 Yorum

Sadeleşme Akımı ile Az Aslında Çoktur

Robin Sharma “Unvansız Lider” kitabında iz bırakan ve 

dünyaya dokunan bir ilham kaynağı olmak için şu taktikleri verir:

  • Her ne yapıyorsanız işinizi o kadar iyi yapın ki insanlar gözlerini sizden alamasın.
  • Minimalist olun. Hayatınızın amacını, tutkularınızı basitleştirin. Küçük hedeflerle ilerleyin. Örneğin bugün 5 küçük hedefiniz olsun, 12 ayın sonunda 1825 hedefe ulaşmış olun.
  • Eleştirileri göz ardı edin, alaycıları görmezden gelin.
  • Dikkatinizin dağılmasını engellemek için düzenli olarak teknoloji detoksu yapın.
  • İnsanları tanıştığınız andan daha iyi bir durumda terk edin, onlara ilham verin.
  • Başarının sizi baştan çıkarmasını önleyin.

Okumaya devam et


2 Yorum

Zihin Egzersizleri Hangi Alanlarda Fayda Sağlıyor?

Geçtiğimiz haftalarda bilinçli farkındalığın (mindfulness) mutluluğumuza nasıl katkı sağladığını ve nasıl yapıldığını farklı yazılarda anlatmıştım. Konuyla ilgilenenlerin çok sayıda olmasından aldığım cesaretle bugün de, dünya genelinde en çok hangi alanlarda kullanıldığına dair bazı örnekler vermek istiyorum.

Okumaya devam et


2 Yorum

Mindfulness-2: Bilinçli Farkındalıkla Yaşamanın Yolları

Geçtiğimiz hafta paylaştığım “Mutluluk Bilinçli Farkındalıkla Nasıl Artar?” başlıklı yazıda bilinçli farkındalık, popüler tabir ile mindfulness’ın ne anlama geldiğinden ve mutluluk seviyemizi nasıl artırdığından bahsetmiştim. Bugünse, kendi hayatımızı daha farkında yaşayabilmek için bizim neler yapmamız gerektiğinden bahsedeceğim.

Okumaya devam et


5 Yorum

Mutluluk, Bilinçli Farkındalık ile Nasıl Artar?

İlk kez duyanlar için bilinçli farkındalığın, yani popüler deyişle mindfulness’ın tanımını yaparak başlayalım. Hani bazen yemek yemeye başlarsınız sonra bir bakarsınız bütün tabağı silip süpürmüşsünüz ve dersiniz ki “aa ne ara yedim ben bunu”. Hani bazen gün içinde durup “ütünün fişini çekmiş miydim” veya “evin kapısını kilitledim mi” diye düşünürsünüz. Hani bazen de eve vardığınızda yolu hiç hatırlamıyor olursunuz. Hani bazen de, buzdolabının kapağını açıp bir an durur ve Okumaya devam et


4 Yorum

Ertelemecilikten Nasıl Kurtuluruz? Erteleme Hastalığından Kurtulmak…

Yapılacak çok iş ama az vakit var, değil mi? İş yerinde bazen saat 12’ye doğru henüz hiçbir işinizi tamamlayamamış olduğunuzu fark ediyorsunuz, değil mi? Hobiniz de olsun, spora da zaman ayırın, arkadaşlarınızla da daha çok görüşün istiyorsunuz ama bir tarafınız da her gün her fırsatta TV karşısında uzanmak ve hiçbir şey yapmamak istiyor, değil mi? Bazen hafta sonun için tüm hafta boyunca planlar yapıyorsunuz ama hafta sonu geldiğinde kahvaltıydı, kahveydi, sosyal medyaydı, sonra biraz daha sosyal medyaydı derken kocaman tatil gününün “hiçbir şey” yapmadan bitip tükendiğini görüyorsunuz, değil mi?

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Yapay Zeka ve İnsan Kaynakları: Dost mu Düşman mı?

Bu sene İK Zirvesi’nin en ilgimi çeken konuşmaları teknoloji odaklı konulardı. İnsan Kaynakları’nda yapay zeka kullanımından girip blockchain’den çıktık desek yeridir. Bazı uzmanlar “İK’cıya anlatır gibi” sadeleştirerek anlattığından, bazıları da zaten İK’cı olduğundan çok derinlemesine konuşulamamış olsa da benim gibi pek çok kişi için yeni ufuklar açtığına eminim.

Okumaya devam et