selinyetimoglu.com

PCC Profesyonel Kariyer Koçu & Kariyer Danışmanı, Ex-HR


Yorum bırakın

“Gülmeden geçen bir gün harcanmış demektir!” Kahkaha Yogası

Geçtiğimiz haftalarda katıldığım bir eğitimde, şükretmek üzerine bir çalışma yaptık. Şu anki hayatımda nelere şükrettiğimi uzun uzun düşünme fırsatım oldu. Şükrettiğim milyonlarca şeyden biri de gülebiliyor olmamdı. Her şeye rağmen, her şeyle birlikte, hayat bana ne getirirse getirsin gülebilmek. Bir kısmınızın bildiğini tahmin ediyorum, bir süredir kahkaha yogası üzerine çalışıyorum. Son olarak bu konuda uzmanlaşmak üzere Londra’ya giderek bir eğitim aldım. Kahkaha Yogası, Hint bir doktor olan Dr. Madan Kataria tarafından 1995 yılında temelleri atılmış bir pratik ve kendisinin kurduğu Uluslararası Kahkaha Üniversitesi onaylı sertifikam ile artık ben de “resmi” bir Kahkaha Yogası Lideriyim. 🙂

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Yöneticiler İçin Ekibinin Güvenini Kazanma Rehberi

-Şu anda bu yazıyı okuyanların kaç tanesi, iş yerindeki yöneticisine güveniyor?

Edelman tarafından yapılan araştırmaya göre her 3 kişiden 1’i yöneticisine güvenmediğini açıkça belirtiyor.

EY tarafından dünya genelinde 9800 kişiyle yapılan araştırmaya göre, çalışanların sadece %49’u yöneticisine güveniyor.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Rutinin Düşmanındır!

Hepimizin bilmesine rağmen çok az bir kısmımızın bilinçli olarak gerçekleştirdiği eylem: Konfor alanından çıkmak.

Konfor alanı, hayatınızın büyük kısmını geçirdiğiniz yerdir. Konfor alanı, üzerinde ayaklarınızı uzatıp TV seyretmeyi en çok sevdiğiniz koltuğunuzdur. Hafta sonu sabahları telefonunuza alarm kurmama kararı verdiğiniz an ve yatmadan önce kitap okumamak için beyninizin kendinize bahaneler üretmenize yardımcı olan kısmıdır. Her fırsatta spor yapma isteğinizden bahsetmenize Okumaya devam et


1 Yorum

Adaylar İçin Değerlendirme Merkezi (Assessment Center) Uygulamaları

ABD’de şirketlerin Seçme Yerleştirme süreçlerine bundan yaklaşık 30 yıl önce dahil etmeye başladığı değerlendirme merkezi (assessment center), dünyada ilk kez 1956’da AT&T şirketinde yapıldı. İçerik ve prosedür itibariyle çok çeşitli olmakla beraber, 2 saatlik bir çalışmadan 3 günlük aşırı detaycı bir sürece kadar kendi içinde değişkenlik gösterebiliyor. İçeriğinde çözülmesi zor bilmeceler, analiz etmeniz gereken vakalar, çözmeniz gereken iletişim problemleri, insan ilişkilerindeki duruşunuzu gösterebileceğiniz role-play çalışmaları veya grup içindeki tavır ve davranışlarınızın gözlemleneceği grup çalışmalarına kadar pek çok çeşidi barındırır. Okumaya devam et


2 Yorum

Hayatınızda Değişim İstiyorsanız İlk Taşı Siz Atacaksınız!

Çevremde çok fazla kişiden değiştirmek istedikleri şeyleri duyuyorum. Hayatını, şehrini, işini, sevgilisini, sevgilisinin karakterini, yöneticisinin karakterini, gelir düzeyini, performans hedeflerini, yaşam tarzını, kilosunu vs… Herkes bir şeyleri değiştirmek istiyor, kendince olumlu yönde. Fakat bunu isteyenlerin çok az bir kısmının gerçekten bu değişimi yaratmak için somut bir şeyler yaptığını görüyorum. Koçluk almak isteyen kişiler bu değişim isteğiyle geliyorlar ve bir kısmı, ilk seansa başlarken koçunun elindeki sihirli değnekle tüm dünyayı toz pembe bir görünüme dönüştüreceğini sanıyor.

Okumaya devam et


2 Yorum

Plazalardaki Her Ağır Abinin Mutlaka Öğrenmesi Gerekenler

Geçtiğimiz hafta Linkedin’de bir fotoğraf gördüm. Ofis duvarında yer alan sarı bir kağıdın fotoğrafı, kağıttaki not “It’s ok to…” diye başlıyor ve neleri yaparsak ölmeyeceğimizi çok basit bir dille anlatıyordu. (Yazının en altında)

Her toplantıda her konferansta şu sıralar denk geldiğimiz sadeleştirme mevzusuna çok iyi bir örnek. Zira gözlemlediğim kadarıyla, sadeleştirmeden bahsetmeyi çok seviyoruz fakat sadeleştirmeye aynı sıcakkanlılıkla yaklaşamıyoruz. Bunun birkaç sebebi olabilir elbette. Bence en muhtemel sebep, beyaz yakalılar olarak ağır abi olma gerekliliği duymamız. “Ağır abi” terimi yanlış anlaşılmasın sexist bakış açımı uzun zaman önce park edip yoluma devam ettiğimi düşünüyorum. Hani kitaplarda dizilerde karşımıza çıkan, her yeniliğe karşı çıkıp geleneklerini sürdürmek Okumaya devam et


Yorum bırakın

Anda Mısın, Dünde Misin?

Yirminci yüzyılın ilk yarısında etkili olan ruhani öğretmen, guru ve yazar George Ivanovich Gurdjieff, insan hayatının amacını sorgulamış ve yanıtları eski geleneklerin içinde bulacağı düşüncesiyle, gerçeğe ulaşmak için Hindistan, Tibet, Orta Asya, Anadolu ve Mısır’da yirmi yıl kadar gezgin olarak dolaşmış. Yoksullardan (beden kontrolü odaklı), rahiplerden (duygu kontrolü odaklı) ve yogilerden (zihin kontrolü odaklı) etkilenmiş, ancak yolculuğunun sonunda kendisi Dördüncü Yol adını verdiği bir öğreti yaratmış. Dördüncü Yol’un diğer üç yoldan farkı günlük hayat içinde uygulanabilir olması ve beden, duygu ve zihin dengesinin kurulması. İnsanların hipnoz durumuna benzer bir uykuda olduklarını, Okumaya devam et


Yorum bırakın

Bebek Nefesiyle Huzura ve Mutluluğa Ulaşmak

İnsan, dünyaya gözlerini ilk kez açtığında ilk refleksi nefes almaktır. Bebekler o kadar güzel ve o kadar doğru nefes alır ki… Bu yüzden bir bebeğin yanında huzur duyarsınız, mutluluk diğer tüm olumlu duygularla birlikte bebekten size de geçer. Bir zamanlar siz de aynen öyle açık, derin ve doğru nefes alıyordunuz. Fakat o günden bugüne gelirken yolda bir yerde o alışkanlığınızı kaybettiniz. Şimdi yeniden o alışkanlığı bulma ve yeniden her nefes alışınızda huzuru da derin derin içinize çekme zamanı geldi…

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Nefes Hayattır, Nefes Farkındalığı Daha İyi Bir Hayattır!

Nefesle olan ilişkim üniversitede serbest seçmeli ders olarak “Yoga” aldığımda başladı. 8 sene önce… Kilolu, hatta göbekli diyebileceğimiz bir yoga hocamız vardı ama lotus yapabiliyordu bu yüzden kendisine hayran kalabiliyorduk. Nefesimizi izliyorduk, Dodge Gym’in penceresinden bakanlar (Boğaziçililer bilir, Güney kampüsteki parke spor salonu) muhtemelen tuhaf duruşlarımıza bakıp gülüyordu, bizse orada bacağımızı kafamızın arkasından geçirmeye çalışmaktan fazlasını yapıyorduk.

İş hayatına başladığımda yogayla ilgilenmeye devam ettim. Bir dönem, her pazartesi sabahı 5:30’da kalkıp önce Yoga dersine sonra işe gidiyordum. (Sanırım Bilgisayar Mühendisleriyle çalışacağım bir haftaya başlarken ekstra rahatlamaya ihtiyaç duyuyordum. 🙂

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Girişimciler ve Potansiyel Girişimciler İçin Girişimcilik Hikayeleri

girisimcilik-selin-yetimogluBaşlıkta yer olsaydı 3 kez daha yazabilirdim bu sözcüğü: Girişimcilik. 2012’den bu yana girişimcilerin keyifli ekosistemini takip ediyor, seminerlerine konferanslarına gidiyor, kitaplarını okuyordum. Kendi girişimim olacağını düşünmeden, hayal bile etmeden. Bi’ baktım bu girişimcilik sevgisi benim de ruhumu ele geçirmiş. 🙂 Girişimciliğin en sevdiğim yanlarından biri de, kurumsal hayatta herkes diğerinin açığını bulmaya, hatta ayağını kaydırmaya çalışırken, girişimcilerin birbirinin elinden tutmaya, destek olmaya birlikte yükselmeye değer vermesi.

 

Bu birlikte büyüme çabalarından biri de, Evrim Kuran Okumaya devam et


Yorum bırakın

2 Ayda Binlerce Öğrenciyle Buluşmaya Hazırım!

selin-yetimoglu-kariyer-kocuBeni yakından tanıyorsanız, üniversiteli öğrencilerle bir araya gelmeyi ne kadar sevdiğimi biliyorsunuzdur. Onlara kariyer koçluğu yaptığımda, CV’leriyle veya mülakatlarla ilgili danışmanlık verdiğimde veya üniversite etkinliklerine konuşma yapmaya gittiğimde onların enerjisiyle benim de enerjimin yükseldiğinden mutlaka bahsetmişimdir. Hatta bu sohbet esnasında gözlerimin nasıl parladığını kendiniz de fark etmiş olmalısınız.

Okumaya devam et


Yorum bırakın

Çalışan Mutluluğu İçin Kalpleri ve Zihinleri Kazanmak

kariyer-selin-yetimoglu

Kariyer.net Dergi Şubat sayısında Konuk Yazar olarak yer verilen yazımı değerli okuyucularla buradan da paylaşıyorum: Okumaya devam et